+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
3 sonuçtan 1 ile 3 arası

Allah müminle daima konuşur

 İSLAMİ KONULAR Katagorisinde ve  ALLAH (c.c) Forumunda Bulunan  Allah müminle daima konuşur Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Allah müminle daima konuşur Günde beş sefer Rabb’in huzuruna kabul edilen kul, Rabb’iyle söyleşir. Namaz hakikatte... Allah müminle daima konuşur. Günde beş sefer Rabb’in huzuruna kabul edilen kul, Rabb’iyle söyleşir. Namaz hakikatte Allah’ın kula tecellisidir. Kul bu tecellide zahiren etken de görünse edilgendir. Allah’a münacat eder, Allah da ona cevap ...

  1. #1
    Status
    Offline
    YaŞuHa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Feb 2012
    Mesajlar
    285
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart Allah müminle daima konuşur

    Allah müminle daima konuşur
    Allah müminle daima konuşur
    Günde beş sefer Rabb’in huzuruna kabul edilen kul, Rabb’iyle söyleşir. Namaz hakikatte...
    Allah müminle daima konuşur. Günde beş sefer Rabb’in huzuruna kabul edilen kul, Rabb’iyle söyleşir. Namaz hakikatte Allah’ın kula tecellisidir. Kul bu tecellide zahiren etken de görünse edilgendir. Allah’a münacat eder, Allah da ona cevap verir. Kur’an okur, Allah onun ağzından konuşur. Nitekim “Semiallahu limen hamideh” (Allah hamd edeni işitti) ifadesi bizim ağzımızdan Allah’ın konuşması demektir.
    Geçenlerde televizyonda Hz. Nuh’la ilgili bir film izledim. Hıristiyanların yaptığı bu filmde, bir yerde, bizim peygamberlere iman akidemize uygun düşmeyen bir sahne bulunuyordu. Şöyle ki: Hz. Nuh, karısı, oğulları ve gelinleri gemideler. Tüm dünya sular altında. Gece, gökte dolunay var. Yerde uçsuz bucaksız, pürüzsüz bir deniz, üzerinde yakamozların dans ettiğini görüyoruz. Kara yok, geminin dümeni yok, gidilecek bir yer de yok. Öylece daireler çiziyor gemi, Allah (c.c.) yolunu gösterene dek tavaf ediyor adeta.
    Biz Mübarek Kitap’tan biliyoruz ki, Hz. Nuh gemiye binerken “Bismillahi mecrâhâ ve mürsâh┠diyor. “Haydi, binin artık, yürümesi de demir atması da Allah adıyla olan bu gemiye!” Yola çıkarken, sair yol dualarını bilmediğimden olsa gerek, hep hatırlayıp söylemeye çalışırım, her işe başlarken tutunduğum bir iptir bu besmele, Nuh’un sünneti, yine hatırıma geliyor. Kuşkusuz Hz. Nuh kalben de mutmaindi, Rabb’i onu kurtarmıştı, sahil-i selamete de çıkaracaktı; zaman, yer O’nun bileceği işti.
    Ancak bu filmde Allah, Hz. Nuh’a vahyetmeyi bir müddet kesiyor ve çocuklarından başlayan bir vesvese ve hüzün, hatta ye’se varan bir sarsıntı yaşıyorlar. “Ne olacak bizim halimiz?” Hz. Nuh, defalarca diz çöküp yalvarıyor, “Allah’ım ne olur konuş benimle!” diyor. Neredeyse deliriyor. Öyle ya, düşünün bir, tüm insanlar ölmüş, dünya sular altında, bundan sonra ne olacağı belirsiz ve Allah (c.c.) onlarla konuşmuyor. Bu dünyada terk edilmiş gibiler.
    Yine İncil’de Hz. İsa’yı böyle konuştururlar ya, “Elohi Elohi, lime sabakteni” (1) “İlahi, İlahi neden beni terk ettin?” Efendimizin (a.s.m.) de vahyin kesildiği dönemde nasıl üzüldüğünü biliyoruz. Ancak Allah kulunu terk etmez, nitekim “Rabb’in seni terk etmedi, sana darılmadı da” hitabıyla teselli edilmiştir Efendimiz (a.s.m.), eminim tüm diğer nebiler de...
    Allah müminle daima konuşur İnsan bu dünyaya fırlatılmış, terk edilmiş, hedefsiz, kararsız bırakıldığında ne azaptır hayat. Cehenneme ne hacet, dünya bir sakar (cehennem çukuru) oluverir o vakit. Kâfir için daima böyledir.
    Lâyezal, kesintisiz bir cehennem. Kimi zaman mümin de, vehmin ve belanın tazyikiyle, böyle bir fikre kapılır. Bir hardal tanesinde boğulmak gibi, bir hadisede batar. Ancak ekseriyetle böyle değildir. Ekseri müminin hali, “lâ havfun aleyhim ve lâ hüm yahzenun” (Onlara korku yoktur, mahzun da olmazlar) şeklindedir. Bunun biricik sebebi Allah’ın bizimle sürekli konuşmasıdır.
    Mümin Allah’ın dostudur, ayetin tabiriyle “evliyası”dı. (2) Elhamdülillah! Allah müminle daima konuşur. Günde beş sefer Rabb’in huzuruna kabul edilen kul, Rabb’iyle söyleşir. Namazdaki kula “musalli” denir. Musalli Arapça dil kaidesinde yarışta ikinci gelen demektir. Bunun anlamı şudur: Namaz hakikatte Allah’ın kula tecellisidir. Kul bu tecellide zahiren etken de görünse edilgendir. Allah’a münacat eder, Allah da ona cevap verir. Kur’an okur, Allah onun ağzından konuşur.
    Nitekim “Semiallahu limen hamideh” (Allah hamd edeni işitti) ifadesi bizim ağzımızdan Allah’ın konuşması demektir. Zira bu cümlede, mütekellim Allah, muhatap insandır.
    Tahiyyat, abdiyet makamıdır. Burada insan Rabb’iyle sohbet eder. Bir o söyler, bir O. Tahiyyeleri ileten kuldur, selam veren Allah. Mufassal bir anlatım için Fütuhat-ı Mekkiye’nin “namaz” bölümüne bakılmalıdır. Gönlüne bakan da orada çok şey bulacaktır. Ancak benim fehmime düşen, namazın iki kişilik bir eylem olduğudur. Diğeri Allah olan iki kişi.
    Namaz ümmet-i Muhammed’e verilmiş bir hediye olduğu gibi, Mübarek Kitap da her an elimizde, aklımızda, kalbimizde, dilimizde oluşuyla öyledir. Eşiniz eve gelir, size bir derdini anlatır, siz ona bir ayetle cevap verirsiniz. O an anlarsınız, iki kişinin üçüncüsü Allah’tır. Allah kulağınıza eşinizin derdinin ilacını fısıldamış, kalbinize o an vahyini indirmiştir. O sizinledir. Derdiniz O’nu ilgilendirmekte, size yolunuzu göstermekte, menzilinizi işaret etmektedir. Geminiz ne dümensizdir, ne kaptansız. Sevinirsiniz. Kulağınıza fısıldayan O (c.c.) iken çözülmeyesi dert mi olur? Kaptanı Allah olan, dümeni Allah’ın şeriatı olan bir kutlu gemidir müminin hayatı…
    Şüphesiz Allah bizimle Sonra hatırlarsanız, ne demişti Nebi arkadaşına, “Lâ tahzen innallahe maanâ!” (Üzülme, şüphesiz Allah bizimle!) Allah size en sevdiğini rehber olarak göndermiştir. O sizin hadiselerin dalgalarına yenilmenizi, uçsuz bucaksız denizlerde yolunuzu yitirmenizi, umutsuzluğa yahut hüzne düşmenizi istemez. O sizi sever. Asla terk etmez. “İstemiu mâ yûhâ ileyye” (Sana vahyedileni dinle) emri sadece Hz. Musa’ya değildir. Kulağını açan, semi olan her müminedir hitap. Allah bize meleklerini daima indirir, haberler gönderir. Hıristiyanların bir sözü vardır, çok hoşuma gider. Derler ki: “Ruhu’l-Kuds aramızda.” Elhak öyledir; vahiy taptaze, dipdiri, gencecik yanıbaşımızda durmakta, Cibril ilhamatıyla ve Furkan’la kalplerimizde bulunmaktadır.
    Kalplerinize bakın, kulaklarınızı açın! O bize kalpler, gözler, kulaklar verdi ya! Allah’la beraber olmak bin cennete değişilmez. Cennet belki beklenilen bir yerdir, oysa Allah’la beraberlik el’an buradadır. O’nu beklemek gerekmez. O bize şahdamarımızdan yakındır, kişi ile kalbinin arasındadır. O’na seslenmek için bağırmamız gerekmez, O bize binicinin atının boynuna yakın olduğundan daha yakındır. (3) Akrebiyet bu yakınlığı fark etmektir. Perdeleri açmak, ışığa bakmaktır. Kör olmaktan korkmamaktır, zira ışıktan ancak haşereler korkarlar. Bunun için mümin mahzun değildir. Zira o Sevgili’sinden ayrı değildir. O tüm muhabbetlere mukabele edendir. “Seni seviyorum” denilince geri çevirmeyendir.
    Diyor ya: “Kullarım sana Ben’den sorarlarsa de ki: Şüphesiz ben çok yakınım.” (fe innî karîb) Mümin ne zaman hüzne düşse, kendini bu fark edişten alıkoymuş demektir. Öyle ya, hasta olsanız ve başınızda O beklese nasıl hüzünlenirsiniz, bilakis “iyi ki hasta olmuşum” demez misiniz? Hata etseniz ve azarlansanız, bir celal tokadı yeseniz, tokat atan O olunca, ağlayarak dizi dibine çocuk gibi çökmez misiniz? O ağlamada bile bir memnuniyet hissetmez misiniz? Aşikârdır ki O sizi tokatladığında bile bu sizi umursadığı ve daha fazla yanlış yapmanızı istemediği içindir. Aklınızı başınıza getirmenin Rahmani yollarını tükettiğiniz içindir yenilen tokat. Elhak O’nu yanınızda bilseniz, yeryüzü patlasa bir havai fişek gösterisi izler gibi, haşyetle ama emniyetle seyredersiniz.
    Her gök gürültüsünde, kullukta kardeşiniz Rad meleğine selam verirsiniz. Mümini hiçbir şey yıkamaz. Belki sarsılır. Zira o içi rahmet dışı azap olan bir kapının yanında beklemektedir. Bu haldeyken dünyadaymış, berzahtaymış, cennetteymiş, kimin umurunda! Değil mi ki Allah bizimle! İnsan sevdiğine seninle dünyanın diğer ucuna dahi giderim demez mi?
    Bu sırdandır ki, mürşid-i kâmiller Allah onlarla olduktan sonra, cehennemin alevleri içinde olmaya bile razı olmuşlardır. Onlar O’nunla olunca, ateşin berd ve selam olduğunu, dünyanın cennet olduğunu, hapishanenin medrese olduğunu derk etmişler.

    Mutluluk için beklemeye hacet yok ki, mutluluk müminin koynunda bir emanet gibi saklı. Değil mi ki O kalplere istiva etmiştir. Mutlu olmamak, yalnız kalmak, mahzun olmak, korkmak mümkün değildir… Allah’ım, Sen’inle olduktan sonra her yer cennet. Bildim, şahit ol! Allah’ım, Sen’inle her yere gelirim, sözüm söz, şahit ol!


  2. #2
    Status
    Offline
    Ahkaf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2010
    Mesajlar
    3.423
    Tecrübe Puanı
    11

    Standart Cevap: Allah müminle daima konuşur

    Allah razı olsun YaŞuHa güzel bir konu paylaşmışsın..


  3. #3
    Status
    Offline
    YaŞuHa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Feb 2012
    Mesajlar
    285
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart Cevap: Allah müminle daima konuşur

    Amin ecmain


+ Cevap Ver

Hızlı Cevap Hızlı Cevap

Giriş yapmak için Buraya tıklayın


4+3 (Harfle Yazınız)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263