Ateistler, yalnız ahlâkı ve dünya düzenini düşünüyorlar. İlim ile, akıl ile ilgisi olmayan, yalnız hissi okşayan ve câhillerin anlamasına uygun olan şeyler söylüyorlar. İnsanlarda gördükleri ahlâk bozukluğuna çâre olarak hayallerindeki dinlere saldırıyorlar.

İnsan bir konuyu tartışabilmek için mutlaka o konunun bütün detaylarını bilmelidir. Onun temel maddelerini, esaslarını mutlaka kavramış olmalıdır. Kulaktan dolma bilgilerle fikir yürütmek, savunduğunu sanmak insanı doğruya götürmez.

Aslında diğer bozulmuş dinlerin içi boş emirlerinin aksine Kur’anı kerimle gelen haberlerde, gidilen yolun doğru yada yanlış olduğu tarif edilmekle kalınmayıp her yol için ayrıntılı bilgi verilmesi ve akibet bildirilmesi, anlatılan konunun çok önemli olduğunu ve konuya hakim olunduğunu ortaya koyduğu için akıl onun delil olarak alınmasını mecbur kılıyor. Başlangıç noktası olarak Kur’anı kerimin beyanlarının alınmasına başa geleceklerin bildirilmesi delil olmakta. Hayal gücü ile izah edilemeyecek, kimsenin bilmesi mümkün olmayan son derece etkili ve ikna edici tarzda beyanlar karşısında teslimiyet kendiliğinden gelmekte.

Bunun karşısında iyi düşünülmüş ve tasarlanmış olduğu iddia edilen birtakım kuralların zorlayıcı etkisi ve sürdürülebilirliği zamana ve şartlara göre değişeceğinden kontrolü sağlamayacağı, adil davranamayacağı, her kesime ulaştırılamayacağı muhakkaktır.

Bu nedenle ahiret inancından, oradaki sorgudan uzak, cahillikle desteklenen kuru bir inat uğruna ıspatı mümkün olmayan bir zan için ömür harcamak oluyor ateizm.

7/35 Ey Âdemoğulları! Size içinizden peygamberler gelip âyetlerimi anlattıklarında, kim Allah'tan korkar ve kendini düzeltirse, işte onlar için korku yoktur. Onlar mahzunda olmazlar.
Kim de âyetlerimizi yalanlar ve onlara karşı büyüklük taslarsa, işte onlar cehennemliktirler ve orada ebedî olarak kalacaklardır. 7/36
İnsanlardan öylesi var ki, herhangi bir ilmî delile dayanmadan Allah yolundan saptırmak ve sonra da onunla alay etmek için boş lafı satın alır. İşte onlara rüsvay edici bir azap vardır. 31/6

Dediler ki: Hayat ancak bu dünyada yaşadığımızdır. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak zaman helâk eder. Bu hususta onların hiçbir bilgisi de yoktur. Onlar sadece zanna göre hüküm veriyorlar. 45/24

Herkes belli bir akibet bekliyor. Siz de bekleyin bakalım. Sizin hakkınızda da ilahi emir neyse tecelli edecektir. Siz yakında ilahi rızaya uygun yolun yolcusu kimlerdir, onu çok iyi bileceksiniz ve hidayete eren, doğruyu bulan, hakikati ve Cenab-ı Hakkın rızasını kabul eden, o rızaya götüren yolu bulan kimselerin kim olduğunu hakkıyla anlıyacak ve idrak edeceksiniz. 20/135

4/61 Onlara, Allahın indirdiği ve Resul aleyhissalatü vesselamın bildirdiklerine, Onun nasihat ettiği, haber verdiği hakikatlere ve gerçeklere geliniz denildiği zaman,.

“Raeytel münafıkıne yesuddune anke sududa”, münafıkların, senin yolunu kestiklerini, sana itaat etmek istiyenlere mani olduklarını görürsünüz buyuruyor cenab-ı Hak.

4/63 Onların, işte bu insanların kalplerinde ne olduğunu, esas maksatlarının ve niyetlerinin ne olduğunu Allahü teala çok iyi biliyor.

“Fe a’rıd anhüm”, onlara artık itibar etme.

“Ve’ız hüm”, yine de onlara nasihatte bulun.

“Ve kul lehüm fi enfüsihim kavlen beliğa”, onlara bu konuda tesirli ve açık sözler söyle buyuruyor cenab-ı Hak.

İnsanlar hata edebilirler. Yanlış düşünebilirler. Onları ceffel kalem terk etme, onları yüz üstü bırakmayı da cenab-ı Hak uygun görmüyor ve mü’minlere onlarla en iyi şekilde hak ve hakikati belki anlıyabilir, idrak edebilirler diye onlara nasihatta bulunmayı ve güzel söz söylemeği, tesirli sözlerle onların gönlünü feth etmeyi ve bunu denemeyi cenab-ı Hak emrediyor. Onların kendi gönüllerinde, nefislerinde müessir olacak güzel sözler söyle buyuruyor cenab-ı Hak.