Demek ki;
Âhıret olmazsa, dünyada mükâfatlandırılmıyan iyilikler ve cezâsı çekilmeyen fenalıklar, haksızlıklar, karşılıklarını göremeyecektir.
İnsanların hakkını vermek için âhırete ihtiyaç o kadar mühimdir ki, Avrupanın fikir adamları fen yolu ile Allahü teâlânın varlığını anlayamadıkları hâlde, ahlâk üzerinde düşünerek, bu varlığı söz birliği ile kabûl etmektedirler.
Ahlâk üzerinde düşünerek, Allahü teâlânın varlığını anlamak demek, dâimâ aldanabilen ve mânevi mes'ûliyyetleri kontrol edemeyen ve herkesteki kuvveti başka başka olan
(Vicdân)ın, ahlâkı korumaya kâdir olamaması ve dünyada herşey çok düzgün, çok güzel yaratılmış iken, fazîletlerin değerlendirilmemesi ve nice kötülüklerin yayılmış ve muhterem olması görüldüğünden, bu yolsuzlukların âhırette ödenmesine ihtiyaç bulunması demektir.
İnsan, bu dünyada yaptığı işlerin mutlaka karşılığını görecektir. Kur’anı kerimde, zerre kadar iyilik yapan onun karşılığını, zerre kadar kötülük yapan onun karşılığını mutlaka görecektir buyuruluyor. Bu bakımdan insanın bir sorumluluk duygusu içinde bulunması gerekir. Yaptığı işlerin günün birinde karşısına çıkacağını bilmelidir. İlahi adaletin tecellisinden zerre kadar şüphesi olmamalıdır.
Bildirildiği şekli ile;
(Kıyâmet günü adalet ölçüsünü ortaya koyarız. Kimseye bir zulüm yapılmaz. Hardal dânesi kadar iyilik eden karşılığına kavuşur) Hesap görücüler olarak biz yeteriz buyuruyor Cenab-ı Hak. 21/47
Allahü teâlânın bütün herkesi yaptıklarından cezalandırması için, o dehşetli azab ortaya çıkacak, Allahın iradesi, Cenab-ı Hakkın emri yerine getirilecektir. 14/51
O gün gerçek vezin Allah katındadır. Allahü teâlâ şaşmaz bir terazi ve mizan koyacaktır. Allahü teâlânın rızasını kazanan kimseler, tam manasıyla kurtuluşa ereceklerdir. 7/8
Burada öngörülen sevap ve mükafatın ahirete dayandırılması ve hesap görücü olarak adil bir varlığın emniyetine alınması, haksızlığın önlenebilmesinde ve mükafatın fazlasıyla karşılanmasında endişesiz bir ortam meydana getirmiş olmaktadır.
Kim iyilikle gelirse, ona daha iyisi verilir ve onlar o gün korkudan da emin kalırlar. 27/89
Aslında ahiretin bulunması, adalet ve insafın icabıdır. Adalet ancak ahirette tecelli edecek yerini bulacaktır. Onun için insanların bu mevzudaki inatlarının bu meseleyi kabul etmemekteki direnişlerinin herhangi bir manası ve dayanağı da yoktur. Devamlı surette itiraz etmişlerdir münkirler.
Müessir cezalar insanlar için daima caydırıcı ve vazgeçirici unsurdurlar. Ahiretdeki vaat edilen ilahi adalet ve yapılan işlere bağlı olan ceza yada mükafatın yerini Richard Dawkins gibilerin boş ve kafasından çıkan fikir kırıntıları dolduramaz.
Kur’anı ı kerimde sık sık ahirete inanmanın gerekliliği ile ahireti yok sayanların akibeti bildiriliyor;
"Allahın vâdi gerçektir, kıyamet gününde şüphe yoktur" dendiği zaman: Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz onun bir tahminden ibaret olduğunu sanıyoruz, (onun hakkında) kesin bir bilgi elde etmiş değiliz, demiştiniz. 45/32
Kendilerine doğru yolu gösteren peygamber geldiğinde insanları, iman etmekten ve Rabblerinden günahlarının mağfiretini istemekten alıkoyan şey sadece geçmiş milletlerin başlarına gelen felaketlerin kendilerine de gelmesini veya ahiret azabının ansızın göz göre göre gelip çatmasını beklemek olmuştur. 18/55
27/4 - Şüphesiz biz, ahirete inanmayanların işlerini kendilerine süslü gösterdik de onlar ilerisini göremezler, kalpleri körelmiştir.
Nitekim Kehf suresinde de Cenab-ı Hak öyle buyuruyor.
“Kul hel nünebbiuküm bil ahserine a’mala. Ellezine dalle sa’yühüm fil hayatiddünya ve hüm yahsebune ennehüm yuhlinune sun’a”, onlar kendilerinin güzel işler yaptıklarını zannederler buyuruyor Cenab-ı Hak. Onlar aslında onların bütün çalışmaları, sa’yü gayretleri boşa gidecek buyuruyor Cenab-ı Hak. Ama onlar hep yaptıklarının faydalı işler olduğunu zannediyorlar.

Kehf 103-104
Onlar daima yaptılarıişerin faydalışyler olduğnu iddia ederler ama bütün bunlar onları kendi kuruntularıdan ibarettir. Cenab-ıHak öyle buyuruyor işe. . “Fe hüm ya’mehun” Onlar bu yaptılarıişe, böyle bocalayı ne yapacağııbilmez insanı kararsılığıiçinde şşı bir vaziyette ortalıta dolaşı dururlar.
Onlar üstelik kıameti de yalan saydıar. Biz ise, kıameti inkâr edenler için alevli bir ateşhazıladı. 25/11
Cehennem ateş uzak bir mesafeden kendilerini görünce, onun müthişkaynamasııve uğltusunu iştirler. 12
Elleri boyunlarıa bağıolarak onun (cehennemin) dar bir yerine atıdılarızaman, oracıta yok oluvermeyi isterler. 13
İşe bu hak gündür. Artı dileyen Rabbine bir yol tutar. 78/39
Demek ki insan bunu düyada istiyecektir. Onu arzu ettiğ takdirde, bunu gölüde büü bir samimiyetle temenni ettiğ takdirde bu temenni ve recasıa uygun olarak insanoğu Allahütealanı rıasıa uygun hareketleri benimsiyecektir ki, bu meşyyeti, bu iradesi, bu arzusu istenilen hedefe ulaşışolsun.
Biz sizi yakı bir azap ile uyardı. O gün kiş ellerinin ne takdim ettiğne bakacak ve kâfir diyecek ki: "Ah ne olaydı ben bir toprak olaydı." 78/40