+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
4 sonuçtan 1 ile 4 arası

Ehl-i beyti sevmek imanin alametidir

 Peygemberimiz (s.a.v) Katagorisinde ve  Asrı Saadet Forumunda Bulunan  Ehl-i beyti sevmek imanin alametidir Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Allahu Teala’yi seven kimse, elbette O’nun sevdiklerini de sever. Önce Allah’in Habibi Hz. Rasülullah’i (s.a.v) sever. Sonra ona ait olan, ondan sayilan, onunla anilan her seyi sever. Sevmesi de gerekir. Bunlarin basinda Ehl-i Beyt gelir. EHL-I BEYT KIMDIR? Ehl-i Beyt, Hz. Rasülullah (s.a.v) Efendimizin ailesi ve evlatlaridir. Mü’minlerin anneleri, Hz. ...

  1. #1
    Status
    Offline
    SıLa_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    ~ஐALmanYaஐ~
    Yaş
    27
    Mesajlar
    770
    Tecrübe Puanı
    8

    Thumbs up Ehl-i beyti sevmek imanin alametidir

    Ehl-i beyti sevmek imanin alametidir
    Allahu Teala’yi seven kimse, elbette O’nun sevdiklerini de sever. Önce Allah’in Habibi Hz. Rasülullah’i (s.a.v) sever. Sonra ona ait olan, ondan sayilan, onunla anilan her seyi sever. Sevmesi de gerekir. Bunlarin basinda Ehl-i Beyt gelir.

    EHL-I BEYT KIMDIR?

    Ehl-i Beyt, Hz. Rasülullah (s.a.v) Efendimizin ailesi ve evlatlaridir. Mü’minlerin anneleri, Hz. Fatima, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (r.anhüm), Ehl-i Beytin serefli ferdleridir.( Razi, Tefsir-i Kebir, XXV, 181)

    Rasülullah (s.a.v) Efendimizin serefli nesebi Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin vasitasiyla devam ettigi için, onlarin kiyamete kadar gelecek olan evlatlari da Ehl-i Beyt’in birer parçasidir Onlari sevmek her mü’minin vazifesidir. Bu sevgi çok serefli ve gereklidir. Kalbinde azicik Ehl-i Beyt sevgisi bulunmayan kimse, Hz. Rasülullah’in sevgisinde yalancidir.

    Asagida verecegimiz ayet ve hadislerde görülecegi üzere, Hz. Rasülullah’in kendisine tabi olan amcalari ve onlarin çocuklari da Ehl-i Beyt’ten sayilmistir.( Bkz:Ibn Atiyye, el-Muharraru’l-Veciz, IV, 384. (Beyrut, 1993))

    Allah Teala, Hz. Rasülullah (s.a.v) Efendimiz’in ehl-i beytini bizzat Kur’an’da zikretmis ve onlara su sekilde iltifatta bulunmustur:

    “Ey Peygamber hanimlari! Namazi kilin, zekati verin; Allah’a ve Rasülü’ne itaat edin. Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden sadece günahi gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.” (Ahzab/33)

    Ümmü Seleme validemiz (r. anha) demistir ki: “Bu ayet-i kerime benim evimde indi. Hz Rasülullah (s.a.v) Ali, Fatima, Hasan ve Hüseyin’i çagirdi. Onlari Hayber yapimi genis bir elbisenin altina topladi, kendisi de içine girdi ve:
    “Iste bunlar benim ehl-i beytimdir” buyurdu. Sonra inen ayet-i kerimeyi okudu ve:

    “Allahim! Onlardan kötülükleri gider. Onlari tertemiz et!” diye dua etti. Ben: “Ya Rasülellah, ben Ehl-i Beytten degil miyim? dedim.” Hz. Rasülullah (s.a.v),
    “Sen benim ehlimsin. Sen zaten hayir içindesin” buyurdu.( Taberi, Camiü’l-Beyan, Cüz:XXII, Shf:7; Ibnu Kesir, Tefsir, VI, 412-413.)

    Rasülullah (s.a.v) Efendimiz, Ashab-i kirami ve ümmetim Ehl-i Beyt’in hukunu iyi koruma konusunda siddetle uyarmistir:

    Zeyd b. Erkam (r.a) anlatiyor: Allah Rasülü (s.a.v), Mekke ile Medine arasinda Hummen denilen suyun basinda bir hutbe verdi. Allah’a hamd, sena ve zikirden sonra söyle buyurdu:

    “Ey insanlar! Dikkat ediniz; ben bir beserim. Rabbimin ölüm elçisinin gelmesi ve benim ona icabet edip aranizdan gitmem yakindir. Sizlere hukuku agir iki kiymetli emanet birakiyorum. Birincisi Allah’in Kitabi’dir. Onda nur ve hidayet vardir. Allah’in Kitabina simsiki sarilin. Onunla mesgul olun, onu ögrenin, ögretin; hükümlerini anlayin. Ikinci emanet Ehl-i beytimdir. Ehl-i Beytim hakkinda Allah’tan korkmanizi hatirlatirim. Ehl-i Beytim hakkinda Allah’tan korkmanizi hatirlatirim. Ehl-i Beytim hakkinda Allah’tan korkmanizi hatirlatirim. ” Zeyd b. Erkam’i dinleyenler arasinda bulunan Husayn b. Sebre,

    “Ey Zeyd, Rasülullah’in (s.a.v) zevceleri de Ehl-i Beytten midir?” diye sordu, Zeyd (r.a),

    “Tabi ki Efendimizin hanimlari da Ehl-i Beyttendir. Fakat Rasülullah’in (s.a.v) haklarinin korunmasini istedigi Ehl-i Beyt, kendilerine sadakanin haram oldugu kimselerdir” dedi. Husayn,

    “Onlar kimdir?” diye sorunca Zeyd b. Erkam (r.a),

    “Ali’nin ailesi, Akil’in ailesi, Cafer ve Abbas’in ailesidir” dedi. Husayn,

    “Bunlara sadaka haram midir?” diye sorunca, Zeyd (r.a),

    “Evet” dedi. (Müslim, Fedailü’s-Sahabe, 36; Nesai, Sünen-i Kübra, Menakib, 9.)

    Alimlerin ekseriyetine göre Ehl-i Beyt, Rasülullah (s.a.v) Efendimizin serefli aileleri, kizi Hz. Fatima, damadi Hz. Ali, torunlari Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (r.anhüm) ve kiyamete kadar olarin sulbünden gelen zürriyetleridir. Yani Hz. Hüseyin’in torunlari olan seyitler ve Hz. Hasan’in torunlari olan serifler Ehl-i Beyt’in günümüzdeki serefli mensuplaridir. Rasülullah (s.a.v) Efendimiz’in serefli nesli, kiyamete kadar hiç kesilmeyecektir.

    Hz. Hüseyin’in (r.a) oglu Ali Zeynelabidin (rah), babasi Hz. Hüseyin’in sehid edilmesinden sonra, Samlilar tarafindan esir edilerek Dimesk’a getirildi. Onu böyle gören zalim bir Samli: “Sizin kökünüzü kaziyan ve fitnenin basini kesen Allah’a hamdolsun!” diye, güya onlarin fitne basi oldugunu ima etmeye çalisti. Zeynelabidin (rah), adama,

    “Sen Kur’an’i okudun mu?” diye sordu, adam,

    “Evet, okudum” dedi. Zeynelabidin (rah),

    “Sen, Allah Teala’nin, “Resülüm, onlara de ki: ‘Ben bu davetime karsilik olarak sizden bir karsilik ve ücret beklemiyorum; sadece yakinlarima sevgi göstermenizi istiyorum’ (Süra/23)
    ayetini okumadin mi?” diye sordu. Adam,

    “Bu ayette sevilmesi emredilen yakinlar siz misiniz?” diye sorunca, Imam, “Evet, onlar biziz” dedi.( Taberi, Cüz:XXV, Shf:33 (Beyrut, 1995); Suyüti, ed-Dürrü’1-Monsür, VII, 348)



    Bir gün Imam Azam (rah) hocasi Imam Cafer es-Sadik hazretlerinden ilim ve hadis dinlemeye gelmisti. Hocasi elinde bir asa ile çikageldi. Imam Azam (rah), “Ey Rasülullah’in evladi, siz henüz asaya ihtiyaç duyacak bir yasta degilsiniz” dedi. Cafer es-Sadik (rah),

    “Evet dedigin gibidir, fakat bu elimdeki asa Hz. Rasülullah’in asasidir; onu bereket için yanimda tasiyorum” dedi. Imam Azam (rah), hemen ileri atilip bastona sarildi ve, “Ey Rasülullah’in evladi, müsaade buyurun, onu öpeyim” dedi. Cafer es-Sadik (rah) hemen kolunu açti ve Imam Azam’a göstererek:

    “Vallahi sen bilirsin ki bu ten Hz. Peygamber’in hücrelerini tasiyan bir tendir ve su gördügün killar da onun kilindandir. Onu öpmüyorsun da asayi öpmek istiyorsun!” dedi. Bununla, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in zürriyetinin Hz. Peygamber’in (s.a.v) bir parçasi olduklarini hatirlatti (Bkz: Muhammed Besyüni, es-Seyyidc Fatimatu’z-Zehra, 37. (Beyrut, 1990))



  2. #2
    Status
    Offline
    SıLa_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    ~ஐALmanYaஐ~
    Yaş
    27
    Mesajlar
    770
    Tecrübe Puanı
    8

    Arrow

    EHL-I BEYTI SEVMEK IMANIN ALAMETIDIR



    Allah Teala, müminlere Resülü’nün sevilmesini farz kildigi gibi onun parçasi olan ve kendisine inanan yakinlarinin da sevilmesini, bu sekilde Peygamber’in (s.a.v) sevindirilmesini istiyor. Bir ayet-i kerimede söyle buyrulmustur:

    “Resülüm onlara de ki: Ben bu davetime karsilik olarak sizden bir karsilik ve ücret beklemiyorum; sadece yakinlarima sevgi göstermenizi istiyorum.” (Süra/23)

    Ibn Abbas (r.a) naklediyor: Bu ayet-i kerime indigi zaman, bazilari, “Ya Resülellah! Sevmemiz vacip olan bu yakinlariniz kimlerdir?” diye sordular; Efendimiz (s.a.v),
    “Ali, Fatima ve onlarin çocuklari Hasan ile Hüseyin” buyurdu. (Tabarani, el-Kebir, No: 2641; Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, IX, 168)

    Efendimiz (s.a.v), baska bir hadislerinde, onlari dost edenleri kendisinin de dost edecegini, onlara düsmanlik edenlere kendisinin de düsman olacagini beyan buyurmustur. (Hakim, Müstedrek, III, 149; Tabarani, el-Kebir, No:2619, 2620)

    Resülullah (s.a.v) Efendimiz, Ehl-i Beytin sevgisinin, kendisini sevmekten ileri geldigini söyle belirtmistir:

    “Sizi nimetleriyle riziklandirip gidalandirdigi için Allah’i seviniz. Beni Allah’i sevdiginiz için seviniz. Ehl-i Beytimi de beni sevdiginiz için seviniz.” (Tirmizi, Menakib, 32; Hakim, Müstedrek, III, 150.)

    Efendimiz’in zevcesi Ümmü Seleme (r. anha) anlatiyor:

    Resülullah (s.a.v) Ali, Fatima, Hasan ve Hüseyin’le yemek yedi. Yemekten sonra, onlari üzerindeki elbise ile sardi ve,

    “Allahim! Bunlara düsman olana sen de düsman ol; bunlari seveni sen de sev!”
    diye dua etti. (Ebü Ya’la, Müsned, No:6951; Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, IX, 166-167.)

    Resülullah (s.a.v) Efendimiz’in amcasi Abbas (r.a) bir gün üzüntülü bir sekilde, Efendimiz’in huzuruna geldi ve,

    “Ya Resülellah! Kureys bizden ne istiyor; birbirleriyle karsilasinca güler yüz gösteriyorlar, bizimle karsilasinca yüzleri degisiyor!” diye sikayet etti. Allah Resülü (s.a.v) bu hale çok gazaplandi; yüzü kipkirmizi oldu. Sonra,
    “Allah’a yemin ederim ki, bir kalp sizleri Allah ve Resülü için sevmedikçe o kalbe iman girmis olmaz”
    buyurdu ve söyle devam etti:

    “Ey insanlar! Kim amcama eziyet ederse, bana eziyet etmis olur. Hiç süphesiz bir kimsenin amcasi babasi gibidir.” (Tirmizi, Menakib, 28; Ahmed Müsned, I, 207.)

    Resülullah (s.a.v) Efendimiz, Hz. Ali’ye hitaben: “Ya Ali, seni ancak mümin olanlar sever; sana ancak münafiklar bugzeder.”
    buyurmustur.( Müslim, iman, 131; Tirmizi, Menakib, 20; Nesai, iman, 19.)

    Allah Resülü (s.a.v), Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (r.a) için, “Bunlar benim evladimdir; evladimin çocuklaridir. Allahim! Ben onlari seviyorum, sen de sev. Allahim, onlari sevenleri de sev!”
    diye dua etmistir. (Tirmizi,Menakib, 50; Begavi, Mesabihu’s-Sünne, IV, 194. (No: 4829))

    Büyük arif Muhyiddin b. Arabi hazretleri (k.s) demistir ki: “Allah Resülü (s.a.v), Allah Teala’nin emriyle bizden yakinlarina muhabbet etmemizi istemistir. (Süra/23) Bundan sonra bir mümin Hz. Peygamberin (s.a.v) bu talebim kabul etmezse, yarin kiyamet gününde ona hangi yüzle bakacak ve onun sefaatini nasil umacaktir?”

    Bir sadik asik demistir ki: “Sevgilinin yaptigi her sey sevgilidir. Eger senin Allah ve Resülü için muhabbetin sahih ise, Hz Peygamber’in (s.a.v) Ehl-i Beytini de seversin. Herkesin imani onlarin muhabbeti ile ölçülür.” (Ibnu Arabi, el-Futühatu’1-Mekkiyye, I, 29. Bölüm. (Özetle alindi))


  3. #3
    Status
    Offline
    SıLa_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    ~ஐALmanYaஐ~
    Yaş
    27
    Mesajlar
    770
    Tecrübe Puanı
    8

    Arrow

    EHLI BEYT, KIYAMETE KADAR DEVAM EDER; HER MÜ’MlNE ONLARA HÜRMET ETMEK VE HAKLARINI KORUMAK GEREKIR



    Hz. Resülullah (s.a.v) Efendimiz buyurmustur ki:

    “Süphesiz, (ahirete) çagrilip gitmem yakindir. Size iki büyük ve hukuku agir emanet birakiyorum. Birisi, Aziz ve Celil olan Allah’in kitabi Kur’an. Digeri de gözümün nuru ehl-i beytimdir. Allah’in kitabi Kur’an; semadan yeryüzüne uzatilmis (ilahi ve nurani) bir iptir. Latif ve Habir olan (her seyi bilen Rabbim) bana bildirdi ki: Kur’an’la ehl-i beytim (ahirette) Havz-i Kevser’in basinda bana gelene kadar birbirinden ayrilmayacak. Öyleyse, sizler (size emanet ettigim) bu iki seyde bana nasil halef oldugunuza (benden sonra onlara nasil davrandiginiza) iyi bakiniz; onlarin hakkini korumaya dikkat ediniz!”
    (Ahmed, Müsned, 111,17;V,182;Tabarani, el-Mu’cemu’1-Kebir, V, 154 (No:4922, 4923). Bkz: Tirmizi, Menakib, 32 (No:3788. Ayni konuda biraz farkli bir rivayet))



    Hz. Resülullah’in (s.a.v) gerçek asigi Ebü Bekir Siddik (r.a) demistir ki:

    “Resülullah’m Ehl-i Beytini sevip memnun ederek Resülullah’in (s.a.v) hatirini gözetin. Vallahi, Resülullah’in yakinlarinin haklarini korumak, benim için kendi yakinlarimin haklarini korumaktan daha sevimlidir.” (Buhari, Fedailü Ashabi’n-Nebi, 12.)

    Hz. Resülullah (s.a.v) Efendimiz buyurmustur ki:

    “Sizin en hayirliniz, benden sonra Ehl-i beytime karsi en hayirli davranan kimselerdir” (Hakim. Müstedrek, III, 311; Ebü Ya’la, Müsned, No:5924)

    “Allah’a yemin ederim ki, bana ve ehl-i beytime bugzeden ve bizi kizdiran kimse, muhakkak cehenneme girer.” (Hakim, Müstedrek, III, 150; ibnu Hibban, el-Ihsan, XV, 435. (No:6978).)

    “Ehl-i Beytim Nuh’un gemisi gibidir; ona binen kurtulur; uzak duran bogulup helak olur.” (Hakim, Müstedrek, III, 151; Ahmed, Müsned, III, 157; Tabarani, el-Kebir, No:2636-2638.)

    “Rabbim bana, Ehl-i Beytim içinde kim Allah’in birligini ve benim peygamberligimi kabul ederse ona azap etmeyecegini vaadetti.” (Hakim, Müstedrek, III, 150.)

    Su hadiseden ibret alalim:

    Ashabin hafiz ve ileri gelen alimlerinden Zeyd b. Sabit’e (r.a) binmesi için bir hayvan getirildi. Abdullah b. Abbas (r.a) hemen üzengisini tutup binmesine yardimci olmaya çalisti. Zeyd (r.a), “Ey Resülullah’in amcaoglu, lütfen böyle yapma, üzengiyi birak!” dedi. Ibn Abbas (r.a):

    “Biz alimlerimize ve büyüklerimize karsi böyle davranmakla emrolunduk” dedi. Bunun üzerine Zeyd b. Sabit (r.a), “Elini bana verir misin?” dedi ve Ibn Abbas elini uzatinca onu öptü ve, biz de Hz. Peygamber’in ehl-i beytine karsi böyle davranmakla emrolunduk” dedi. (lbnu Abdilberr, Beyani’1-tlm, I, 127; Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, II, 440. Son kismi hariç bkz: ibnu Hacer, el-lsabe, No:2888; (Beyrut, 1995); Hakim, Müstedrek, III, 423.)



    Müfessir Ibn Kesir (rah) demistir ki: “Ehl-i Beyte karsi hayir tavsiyede bulunan, onlara karsi iyiligi, hürmet ve ikrami emreden kimseyi yadirgamayiz. Çünkü onlar tertemiz bir zürriyetten gelmektedirler. Onlar, övünme, nesep ve itibar yönünden yeryüzündeki en serefli hanenin evlatlaridir. Özellikle Hz. Rasülullah’in serefli sünnetine tabi olan ve ondan hiç ayrilmayan Ehl-i Beyt, bu hürmet ve hizmete en layik kimselerdir. Çünkü Efendimiz (s.a.v) sahih bir hadiste:

    “Size iki tane hukuku agir emanet birakiyorum. Birisi Allah’in Kitabi, digeri de Ehl-i Beytimdir. Kur’an ve Ehl-i Beytim, kiyamette havzin basinda bana kavusana kadar birbirinden ayrilmayacaktir”
    buyurmustur. (Ibnu Kesir, Tefsir, VII, 201. (Riyad, 1997))

    Müfessirlerin imami Fahruddin er-Razi (rah.) demistir ki:

    “Resülüm onlara de ki: Ben bu davetime karsilik olarak sizden bir karsilik ve ücret beklemiyorum; sadece yakinlarima sevgi göstermenizi istiyorum”
    ayet-i kerimesi (Süra/23) Resülullah’in (s.a.v) Eh-i Beytini ve Ashabini sevmenin vacip oldugunu göstermektedir. Allah Resülü (s.a.v) sahih hadislerinde:
    “Fatima benden bir parçadir; onu üzen beni de üzer” (Ibnu Kesir, Tefsir, VII, 201) buyurmus, Hz. Ali’yi, Hasan ve Hüseyin’i sevdigini belirtmistir. Efendimizin sevdigi kimseleri sevmek, bütün ümmete vaciptir. Sonra, her namazin sonunda Hz. Peygamberin Ehl-i Beyti’ne salat ve selam okunmasi, bütün ümmete emredilmistir. Bu büyük bir makamdir; onlardan baska hiç kimseye nasip olmamistir. Bütün bunlar gösteriyor ki, Hz. Peygamberin Ehl-i Beyti’ni sevmek vaciptir.

    Yukaridaki ayetin içine Efendimize iman ve itaat eden bütün Sahabe-i Kiram da girmektedir. Onlar da Efendimizin yakinlaridir. Kisaca, Ehl-i Beyt’i ve Ashab-i Kiram’i sevmek vaciptir.

    Bir hadiste: “Eh-i Beytim Nüh’un gemisine benzemektedir. Ona binen kurtulur; binmeyen suda bogulur”
    buyrulmustur. Bir diger hadiste ise: “Ashabim yildizlar gibidir; hangisine tabi olursaniz dogru yolu bulursunuz” buyrulmustur. Su anda bizler, ilahi teklif denizinde bulunuyoruz. Bu arada süphe ve sehvet dalgalan da devamli bize çarpip durmaktadir. Denizde giden bir kimsenin iki seye ihtiyaci vardir. Birisi, kusuru bulunmayan ve içine su geçilmeyecek sekilde saglam bir gemi.

    Digeri de, yön tayin edecek açik parlak yildizlar. Bir kimse saglam bir gemiye biner ve parlak yildizlarla yönünü belirlerse, hedefine selamet içinde ulasir. Bunun gibi, biz ehl-i sünnet cemaati da, Hz
    Peygamberin Ehl-i Beytinin muhabbet gemisine bindik ve gözlerimizi hidayet semasinin yildizlan olan Ashab-i Kirama diktik; böylece yol aliyoruz. Bu durumda Allah Teala’dan ümidimiz bizleri dünya ve ahirette selamete ulastirmasidir. (Razi, Tefsir-i Kebir, XXVII, 143.)

    Imam Safii (rah.) baska bir sözünde Ehl-i Beyt sevgisinin farz oldugunu söyle dile getirir:

    “Ey Resülulllah’in Ehl-i Beyti! Sizi sevmek bize farzdir. Allah indirdigi Kur’an’da böyle emretmistir. Size salat okumadan namaz kilanin namazinin kabul olmamasi, sizin için en büyük bir övünç kaynagidir ve bu size kafidir.” (Muhammed Afif ez-Za’bi, Divanu’s-Safii, 72)

    “Allah ve melekleri devamli Peygamber’e salat ediyor; ey müminler siz de ona salat edin ve tam bir teslimiyetle selam verin.” (Ahzab/56.)Ayeti nazil olunca, Ashab’tan bazilari, Rasülullah (s.a.v) Efendimize gelerek:

    “Ya Rasülellah! Size nasil selam verecegimizi biliyoruz, fakat size, Ehl-i Beytinize nasil salat okuyalim?” diye sordular. Efendimiz (s.a.v) söyle buyurdu:

    Söyle deyin:

    “Allahim! Efendimiz Muhammed’e ve onun aline (ailesine ve zürriyetine) salat et. Peygamberin Ibrahim’e ve aline salat ettigin gibi. Allahim! Efendimiz Muhammed’e ve onun aline (ailesine ve zürriyetine) bereket ihsan et, onlari mübarek kil. Peygamberin Ibrahim’e ve aline bereket verdigin gibi.” (Buhari, Ehadisü’l-Enbiya, 10; Müslim, Salat, 65-69.)

    Bu ayet ve hadislerden hareketle Imam Safii (rah), namazin son oturusunda Efendimize salat okumayi namazin farzlarindan saymistir. Getirilecek salatin en kisasinin, tercih edilen görüse göre “Allahümme salli ala Muhahemmedin ve alihi” oldugu belirtilmistir. (Sirbini, Mugni’l-Muhtac, I, 270 (Beyrut, 1997. Tahriçli Baski); Zuhayli, el-Fikhu’l-Islami ve Edilletühü, I, 670.)Yukarida geçen sözle bu kasdedilmistir.

    Meshur sair Ferazdak, Ehl-i Beyt’ten Zeynelabidin’i tanitirken bir beytinde söyle söyler: “O öyle bir ailedendir ki, onlari sevmek din, onlara bugzetmek küfürdür. Onlara yakinlik kurtulus ve emniyettir.” (Ebü Nuaym, Hilyetü’l-Evliya, III, 139; Ibnu Hacer el-Heytemi, es-Savaiku’l-Muhrika, II, 574)


  4. #4
    Status
    Offline
    SıLa_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    ~ஐALmanYaஐ~
    Yaş
    27
    Mesajlar
    770
    Tecrübe Puanı
    8

    Arrow

    AHIR ZAMANDA GELECEK VE ISLAMIN IZZETINI ALEME GÖSTERECEK OLAN Hz. MEHDi DE (a.s) EHL-I BEYTTEN BIR ZAT OLACAKTIR



    Rasülullah (s.a.v) Efendimiz buyurmustur ki:

    “Dünyada kiyametin kopmasina bir gün de kalsa, muhakkak Allah o bir günü Uzatacak ve benim Ehl-i Beytimden birisini ortaya çikaracaktir. Onun ismi benim ismime, babasinin ismi de babamin ismine uyar. Daha önce zulüm ve haksizlikla dolu olan yeryüzünü adaletle doldurur.”
    (Ebü Davud, Kitabu’l- Mehdi, 4; Tirmizi, Fitcn, 52.)

    “Mehdi benim sulbümden Fatima’nin evlatlarindan gelecek birisidir.” (Ebü Davud, Kitabu’l- Mehdi, 6; Ibnu Mace, Fiten, 34)

    “Mehdi benim Ehl-i beytimdendir; o açik alinli ve kivrik burunludur. Daha önce zulüm ve haksizlikla dolu olan yeryüzünü adaletle ve dogrulukla dolduracak ve yedi sene hüküm sürecektir.” (Ebü Davud, Kitabu’l- Mehdi, 6.)

    “Ahir zamanda Ehl-i Beytimden çikacak ve müminleri toplayacak olan kimseye yardim etmek, davetine uymak her mümine vaciptir. ”
    (Ebü Davud, Kitabu’l-Mehdi, 12; Ali Nasif, et-Tac, V, 344)

    “Ehl-i Beytim yeryüzündekiler için bir emniyettir. Onlar gidince, yeryüzündekilerin sonu gelir; kiyamet kopar.” (Taberani, el-Mu’cemu’s-Sagir, no: 318, el-Evsat, IV, 204.)



    MANEVi NESEB VE IMAN BAGI ILE RASULULLAH (s.a.v) EFENDIMIZE BAGLI OLAN MUTTAKILER DE EHL-i BEYTTEN SAYILMISTIR. ONLARI SEVMEK TE VACIPTIR



    Bu konuda Rasülullah (s.a.v) Efendimiz buyurmustur ki:

    “Bütün muttakiler, Muhammed’in alidir (ehl-i beytidir.)” (Ali el-Muttaki, Kenzü’l-Ummal, III, 89; (No:5624); Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, X,
    269.)”Ehl-i Beytimden bazilari kendilerinin bana insanlarin en evlasi (en sevgilisi) oldugunu düsünüyorlar. Halbuki durum öyle degildir. Süphesiz benim içinizdeki dostlarim, muttakilerdir. Onlar (nesep ve yer olarak) kim olursa olsun, nerede bulunursa bulunsun, degismez.” (Taberani, el-Mu’cemu’s-Sagir, no: 318, Deylemi, Müsncd, I, 287 (No:904))

    Rasülullah (a.s), Muaz b. Cebel’i Yemen’e gönderirken, onunla birlikte ugurlamaya çikti. Kendisine tavsiyelerde bulundu. Muaz (r.a) binekte, Rasülullah (a.s) ise yerde yaya yürüyordu. Ugurlama yerine geldiklerinde Efendimiz(a.s):

    “Ya Muaz! Belki bu seneden sonra benimle burada karsilasip görüsemeyeceksin!”
    buyurdu. Rasülullah (a.s)’in ayriligindan (ve bu isaret yollu vefat haberinden) dolayi Muaz (r.a) agladi. Sonra Rasülullah (a.s) geri dönüp, Medine’ye yönelerek:

    “Benim için insanlarin en evlasi (en yakini) her kim olursa olsun, nerede bulunursa bulunsun, muttaki olanlardir.” buyurdu.( Ahmed, Müsned, V, 235; Ali el-Muttaki, Kenz, III, 91.)

    Allah Resulüne olan sadakati ve sevgisi Iran asilli Selman-i Farisi Hz.lerini Ehl-i Beytin içine katmistir. Selman (r.a) Islam’a girisiyle ve Hendek harbindeki ince siyaseti ile bütün ashabin gönlüne girmisti. Muhacirler: “Selman bizdendir.”diye onu kendileri gibi görmüslerdi. Ensar ise: “Hayir, aslinda Selman bizdendir.” diye ona sahip çikmak istemislerdi. Allah Resülü (s.a.v) bizzat araya girdi ve: “Selman bizdendir; Ehl-i Beytimizdendir”
    (Ibnu Sa’d, Tabakat, IV, 83; Muhammed es-Sami; Sübülü’1-Hüda, IV, 365.) buyurarak, onu has dairenin içine aldi; kiyamete kadar hayirla anilacak grubun içine katti.

    Iman, sevgi ve takva yolunda hizmet ile herkes bu sereften bir derece pay sahibi olabilir. Bu kapi herkese açiktir. “Allah’in dostlari ancak muttakilerdir.” (Enfal/34) ayeti nazil olunca, Hz. Resülullah (s.a.v): “Benim dostlarim ancak muttakilerdir.” (Hakim, Müsterdek, II, 328; Ibnu Kesir, Tefsir, IV, 51) buyurarak, isin esasinin iman ve takva oldugunu belirtti.

    Bir kimse, hem Allah Resülünün temiz nesebine, hem de edebine varis ve sahip olursa, o nur üstünü nur olur. Böyle oldugu için, geçmiste ve günümüzde, takva imamligini en liyakatli sekilde temsil eden onlar olmuslardir. Yani, irsad kutublugu, Ehl-i Beytin serefli mensubu ariflere nasib olmustur. Bu, Allah Rasülü’nün (s.a.v) kiyamete kadar devam eden nübüvvetinin bir tezahürüdür. Velayet, nübüvvet mucizesinin bir devamidir ve bu nur en parlak sekilde o nübüvvetin sahibi Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimiz’in evlatlarinda zuhur etmistir ve halen de etmektedir.

    Allahim! Bizi Ehl-i Beyt sevgisiyle yasat ve o sevgi içinde hasret. Bizi takva ile sereflendir; riza ve cemalinle sevindir. Amin, bi hürmeti Seyyidi ‘1-Mürselin. Velhamdü lillahi Rabbilalemin.


+ Cevap Ver

Hızlı Cevap Hızlı Cevap

Giriş yapmak için Buraya tıklayın


Türkiyenıin Baskenti neresi Cevabı? (büyük harfle yazınız)

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278