+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
5 sonuçtan 1 ile 5 arası

şeytanın fırkası

 İslami Konular ve kaynakları Katagorisinde ve  Cennet ve Cehennem Forumunda Bulunan  şeytanın fırkası Konusunu Görüntülemektesiniz.=>ŞEYTANIN FIRKASI Dünyadayken dürüstlüğü, samimiyeti yaşamayan, tevazuyu, teslimiyeti bilmeyen, dik başlılığı, isyanı ve ikiyüzlülüğü kendilerine ilke edinen insanlar, ahirette bu ahlaklarına uygun bir karşılık alırlar. Allah, cenneti tüm kötülüklerden, eksikliklerden arındırmıştır. Cennetine kabul ettiği kimseler de dünya hayatında nefislerindeki tüm kötülükleri temizleyip arındırmaya çalışmış insanlardır. Ruhunda hala kötülükleri barındıran bir ...

  1. #1
    Status
    Offline
    ŞehadetGüvercini - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Gönüllü Paylaşımcı
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    1.289
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart şeytanın fırkası

    şeytanın fırkası
    ŞEYTANIN FIRKASI
    Dünyadayken dürüstlüğü, samimiyeti yaşamayan, tevazuyu, teslimiyeti bilmeyen, dik başlılığı, isyanı ve ikiyüzlülüğü kendilerine ilke edinen insanlar, ahirette bu ahlaklarına uygun bir karşılık alırlar. Allah, cenneti tüm kötülüklerden, eksikliklerden arındırmıştır. Cennetine kabul ettiği kimseler de dünya hayatında nefislerindeki tüm kötülükleri temizleyip arındırmaya çalışmış insanlardır. Ruhunda hala kötülükleri barındıran bir insanın cennetteki bu ortama kabul edilemeyeceği açıktır. Çünkü dünya hayatında kötülüklerini muhafaza eden bir insan, ölüm ile birlikte bir anda bu özellikleri kazanmaz; güzel ahlakı yaşamayan, sevmeyi, sevilmeyi, güzelliklerden zevk almayı bilmeyen bir kişi, ahirette birdenbire bunlardan zevk alan bir insan haline gelmez. Dünya hayatı onun için bir eğitim yeridir; burada nefsine bu özellikleri kazandırdığı takdirde ahirette de bu özelliklere sahip olabilecektir. Aksinde, dünyadaki ahlakının bir karşılığı olarak ahirette de aynı sıkıntıları, azapları ve mutsuzlukları yaşamaya devam edecektir.

    Şeytan onları sarıp-kuşatmıştır; böylelikle onlara Allah'ın zikrini unutturmuştur. İşte onlar, şeytanın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz şeytanın fırkası, hüsrana uğrayanların ta kendileridir. Mücadele Suresi,19

    Kuran'da "şeytanın fırkası" olarak bildirilen bu inkarcılar doğru yoldan sapmış ve şeytana tabi olmuş bir kavimdirler. Düşündürücü olması açısından dünya hayatında samimiyetsiz ve şeytani ahlak özellikleri gösteren bu kimselerin ahirette alabilecekleri karşılıklara kısaca değinelim.

    Dünyada Büyüklenen Kimseler, Ahirette Alçaltılıp Küçük Düşürüleceklerdir
    ;
    Nefislerindeki kibir ve enaniyet duygularından kurtulamayan kimseler, insanlara büyüklük taslayabilmek, her zaman her yerde herkesten daha iyi ve daha üstün bilinebilmek için büyük çaba harcarlar. Ne var ki bu çaba onların dünya hayatını mutsuzluk ve azap içerisinde yaşamalarına neden olur. Bu kimselerin ahirette alacakları karşılık da yine horlanma, aşağılanma ve küçük düşürülmedir. Allah bu insanlar için Kuran'da şöyle buyurmaktadır:

    Sizin ilahınız tek bir ilahtır. Ahirete inanmayanların kalpleri ise inkarcıdır ve onlar müstekbir (büyüklenmekte) olanlardır. Şüphesiz Allah, onların saklı tuttuklarını ve açığa vurduklarını bilir; gerçekten O, müstekbirleri sevmez. Onlara "Rabbiniz ne indirdi?" dendiğinde, "Eskilerin masalları" dediler. Kıyamet gününde kendi günahlarının tümünü ve bilgisizce saptırdıklarının günahlarının bir kısmını yüklenmeleri için. Bak, ne kötü yük yükleniyorlar. Onlardan öncekiler, hileli-düzenler kurmuşlardı da, Allah(ın azab emri) onların kurdukları yapıların temellerine geldi, böylece üstlerindeki tavan tepelerine çöktü; azab onlara şuurunda olmadıkları yerden gelmişti. Sonra (Allah) kıyamet günü onları aşağılık kılacak ve diyecek ki: "Haklarında (mü'minlere karşı) düşman kesildiğiniz ortaklarım hani nerede?" Kendilerine ilim verilenler, dediler ki: "Bugün, gerçekten aşağılanma ve kötülük kafirlerin üstünedir." Ki melekler, kendi nefislerinin zalimleri olarak onların canlarını aldıklarında, "Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk" diye teslim olurlar. Hayır, şüphesiz Allah, sizin neler yaptığınızı bilendir. Öyleyse içinde ebedi kalıcılar olarak cehennemin kapılarından girin. Büyüklük taslayanların konaklama yeri ne kötüdür. (Nahl Suresi, 22-29)

    ... Sen bu zalimleri, ölümün 'şiddetli sarsıntıları' sırasında meleklerin ellerini uzatarak onlara: "Canlarınızı (bu kıskıvrak yakalanıştan) çıkarın, bugün Allah'a karşı haksız olanı söylediğiniz ve O'nun ayetlerinden büyüklenerek (yüz çevirmeniz) dolayısıyla alçaltıcı bir azabla karşılık göreceksiniz" (dediklerinde) bir görsen... (Enam Suresi, 93)

    Dünya hayatında büyüklük arzusuna kapılanlar, ahirette 'küçültücü bir sürüklenme ile yüzükoyun bir halde cehenneme sürüklenerek' gösterdikleri ahlaklarının karşılığını alacaklardır:

    Cehennem ateşine, 'küçültücü bir sürüklenme ile' sürüklenecekleri gün; (Tur Suresi, 13)
    Doğrusu Biz kafirlere zincirler, demir halkalar (tomruklar) ve çılgınca yanan bir ateş hazırladık. (İnsan Suresi, 4)

    ... başları üstünden de kaynar su dökülür. (Hac Suresi, 19)

    O yüzükoyun cehenneme doğru sürülüp-toplanacak olanlar; işte onlar, yer bakımından çok kötü, yol bakımından sapmış olanlardır. (Furkan Suresi, 34)


  2. #2
    Status
    Offline
    ŞehadetGüvercini - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Gönüllü Paylaşımcı
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    1.289
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Tartışmacı Bir Ahlak Gösteren Kimseler, Cehennemde Sürekli Olarak Birbirleriyle Tartı

    Tartışmacı Bir Ahlak Gösteren Kimseler, Cehennemde Sürekli Olarak Birbirleriyle Tartışacaklardır
    Müslümanların kendisine yaptığı çağrılara gereken önemi vermeyen, bunları güzellikle karşılamayıp ters tavırlarla, tartışmacı bir üslupla karşılık veren kimseler, ahirette alabilecekleri karşılığı düşünmelidirler. Ahirette de aynı şekilde kendilerini sonsuza dek azap içerisinde tartışırken bulabileceklerini unutmamalıdırlar. Dünyada bu samimiyetsiz ahlakın kendilerine yaşattığı azabın, ahirette sonsuz bir azaba dönüşebileceğini bilmelidirler. Bu ahlak bu kimselerin dünya hayatında kimseyle dost olamamalarına, sevip sevilememelerine, bu nimetlerden mahrum kalmanın azabını yaşamalarına neden olur. Allah dilerse aynı huzursuz ortamı bu kimseler için sonsuza dek yaratabilir. Zira Kuran'da cehennem ehlinin de sürekli olarak birbirleriyle tartışma halinde olduklarından, ateşin acısının yanı sıra bir de bu huzursuz ortamın getirdiği manevi azabı da tattıklarından bahsedilmektedir:

    Bu, cehennem halkının birbiriyle çekişmesi kesin bir gerçektir. (Sad Suresi, 64)

    Orada birbirleriyle çekişip tartışarak derler ki: "Andolsun Allah'a, biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz," (Şuara Suresi 96-97)

    (Allah buyurur:) "Benim huzurumda çekişip-durmayın. Ben size daha önce 'kesin bir uyarı' göndermiştim." (Kaf Suresi, 28)

    Allah'ın ayetlerini okuyan ve bilen insanlar, tartışmanın cehennem ehlinin özelliği olduğunu bilerek, bu kötü ahlaktan şiddetle kaçınmaları gerekir.

    Dünya Hayatında Bedbaht ve Mutsuz Olanlar, Cehennem Ehlinin de Mutsuz ve Bedbaht Olduklarını Unutmamalıdırlar

    İmanı kavradıkları halde dünya hayatını sürekli mutsuzluk içerisinde yaşamayı olağan karşılayan insanların, mutsuzluğun ve bedbahtlığın, cehenneme ait özellikler olduğunu unutmamaları gerekir. Allah bu gerçeği şu ayetiyle bildirmektedir:

    "Artık sizi, 'alevleri kabardıkça kabaran' bir ateşle uyardım. Ona, ancak en bedbaht olandan başkası yollanmaz; Ki o, yalanlamış ve yüz çevirmişti. Sakınan ise, ondan uzak tutulacaktır." (Leyl Suresi, 14-17)

    Müminlerin Öğütlerini Dinlemeyenler, Ahirette 'Keşke Dinleseydim" Diyerek Pişmanlığa Kapılacaklardır
    Dünya hayatında kendilerine verilen öğütleri dinlemeyenler, mazeretler öne sürerek kendilerini temize çıkarmaya çalışanlar, bu tavırlarından dolayı kendilerini kazançlı sanmamalıdırlar. Mazeretlerinin, dünyada kabul görmüş olsa bile ahirette kurtuluşlarından yana kendilerine hiçbir fayda sağlamayacağını bilmelidirler. Allah ayetlerinde bu duruma karşı insanları şu şekilde uyarmaktadır:

    Artık o gün, zulmedenlerin ne mazeretleri bir yarar sağlayacak, ne (Allah'tan) hoşnutluk dilekleri kabul edilecektir. (Rum Suresi, 57)

    Zalimlere kendi mazeretlerinin hiçbir yarar sağlamayacağı gün; lanet de onlarındır, yurdun en kötüsü de. (Mümin Suresi, 52)

    Mazeretleri kabul edilmeyen bu insanlar, dünya hayatında kendilerine verilen öğütlere gereği gibi uyup Allah'ın beğeneceği ahlakı hakkıyla yaşamadıkları için sonsuza kadar sürecek derin bir pişmanlık yaşayacaklardır:

    Ve derler ki: "Eğer dinlemiş olsaydık ya da akıl etmiş olsaydık, şu çılgınca yanan ateşin halkı arasında olmayacaktık." (Mülk Suresi, 10)

    Yüzlerinin ateşte evrilip çevrileceği gün, derler ki: "Eyvahlar bize, keşke Allah'a itaat etseydik ve Resûl'e itaat etseydik." (Ahzap Suresi, 66)


    Allah dünyada iken kendilerine sayısız tevbe imkanı tanıdığı bu kimselerin pişmanlığını ahiret günü kabul etmeyeceğini bildirmektedir. Ayetlerde dünya hayatında kendilerine yapılan çağrılardan yüz çeviren bu kimselerin artık hiçbir yardımcılarının olmadığı ve sonsuza dek azapla karşılık görecekleri şöyle ifade edilmektedir:

    İçinde onlar (şöyle) çığlık atarlar: "Rabbimiz, bizi çıkar, yaptığımızdan başka salih bir amelde bulunalım." Size orda (dünyada), öğüt alabilecek olanın öğüt alabileceği kadar ömür vermedik mi? Size uyaran da gelmişti. Öyleyse (azabı) tadın; artık zalimler için bir yardımcı yoktur. (Fatır Suresi, 3

    Bencillik Yapanlar, Ahirette Azaptan Kurtulabilmek İçin Sahip Oldukları Herşeyi Fidye Olarak Vermek İsteyeceklerdir

    Dünya hayatlarında nefislerini egoistlikten, bencillikten arındırmayanlar, fedakarlıkta çekingen davrananlar, bu ahlaklarının ahirette kendilerini zarara uğratabileceğini düşünmelidirler. Mallarını, canlarını, vakitlerini, emeklerini Allah'ın rızasına uygun şekilde kullanmayıp, önce kendi rahatlarını ve kendi çıkarlarını gözetenler, ahirette büyük bir pişmanlığa kapılacaklardır. Bu kimseler dünyada iken hırs yaptıkları, kendilerinin olmasını istedikleri, fedakarlık yapıp başkalarıyla paylaşmak istemedikleri her ne varsa, bunların tümünü azaptan kurtulabilmek için fidye olarak vermek isteyeceklerdir:

    Onlar birbirlerine gösterilirler. Bir suçlu-günahkar, o günün azabına karşılık olmak üzere, oğullarını fidye olarak vermek ister; Kendi eşini ve kardeşini, Ve onu barındıran aşiretini de; Yeryüzünde bulunanların tümünü (verse de); sonra bir kurtulsa. Hayır; (hiçbiri kabul edilmez). Doğrusu o (cehennem), cayır cayır yanmakta olan ateştir. (Mearic Suresi, 11-15)

    Zulmeden her nefis, yeryüzündekilerin tümüne sahip olsa bunu (azaba karşılık) mutlaka fidye olarak verirdi. Onlar azabı görünce pişmanlıklarını gizlerler, oysa onlar haksızlığa uğratılmadan aralarında adaletle hükmedilmiştir. (Yunus Suresi, 54)

    Ancak Allah, değer verdikleri herşeyi verseler de yine de bu kimselerden fidye olarak hiçbir şeyin kabul edilmeyeceğini bildirmektedir:

    Dinlerini bir oyun ve eğlence (konusu) edinenleri ve dünya hayatı kendilerini mağrur kılanları bırak. Onunla (Kur'an'la) hatırlat ki, bir nefis, kendi kazandıklarıyla helake düşmesin; (böylesinin) Allah'tan başka ne bir velisi, ne bir şefaatçisi vardır; her türlü fidyeyi verse de kabul olunmaz. İşte onlar, kazandıkları nedeniyle helake uğrayanlardır; küfre saptıklarından dolayı onlar için çılgınca kaynar sular ve acıklı bir azab vardır. (Enam Suresi, 70)


  3. #3
    Status
    Offline
    ŞehadetGüvercini - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Gönüllü Paylaşımcı
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    1.289
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Dünya Hayatında Ümitsizliğe Kapılan Kimseler

    Dünya Hayatında Ümitsizliğe Kapılan Kimseler, Ahirette Sonsuza Kadar Kurtuluştan Ümit Kesen İnsanlardan Olacaklardır

    Allah'ın sonsuz gücünü, rahmetini, kullarına olan sevgisini, bağışlayıcılığını gereği gibi takdir edemeyen insanlar karşılarına çıkan en küçük bir zorlukta dahi hemen ümitsizliğe kapılabilir ve Allah'ın rahmetinden umutlarını kesebilirler. Oysaki "...Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Çünkü kafirler topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden umut kesmez."

    Onlardan (azab) hafifletilmeyecek ve orada onlar umutlarını kaybetmiş kimselerdir. (Zuhruf Suresi 75)

    Kıyamet-saatinin kopacağı gün, suçlu-günahkarlar umutsuzca yıkılırlar. (Rum Suresi, 12)

    Sahip Oldukları Nimetlere Karşı Nankörlük Edenler, Ahirette Tüm Nimetlerden Mahrum Kalacaklardır
    İçerisinde bulundukları güzelliklerden zevk alamayan, ellerindeki nimetlere nankörlük eden, Allah'ın lütfunu gereği gibi takdir edemeyen kimseler, bu ahlaklarından dolayı dünya hayatını mutsuzlukla geçirirler. Bu kimseler, Allah'ın kendilerine verdiği nimetlere nankörlükle karşılık vermelerinin karşılığını cehennem hayatı olarak alacaklardır. Allah ayetlerinde dünya hayatında nankörlük eden bu kimseler için azabın en şiddetlisi olduğunu şöyle bildirmektedir:

    Siz ikiniz (ey melekler), her inatçı nankörü atın cehennemin içine, hayra engel olan, saldırgan şüpheciyi, ki o, Allah'la beraber başka bir ilah edinmişti. Artık ikiniz, onu en şiddetli olan azabın içine atın. (Kaf Suresi, 24-26)

    Müminlere Karşı Samimi Davranmayan Kimseler, Ahirette İnkar Edenlerle Birlikte Olacaklardır
    Hayatlarını Allah'ın rızasını kazanmaya ve Kuran ahlakını en güzel şekilde yaşamaya adamış, inananlara karşı olabildiğince candan, tevazulu ve sevgi dolu bir ahlak sergileyen müminleri takdir edemeyen kimseler, sonsuza dek bu üstün insanlardan uzakta yaşamaktan korkmalıdırlar. Allah'ın dostu olan ve O'nun rızası için çalışan insanlar olduklarını gördükleri halde, müminlerle dost olamayan, onlara karşı samimi davranamayan insanlar, ahirette inkar edenlerle yaşamak durumunda kalabilirler.

    Dünya hayatında iken müminlerin yanında kasılan, huzursuz ve tedirgin olan, doğal davranamayan, şevksiz ve soğuk tavırlar sergileyen, onlardan gelen öğüt ve hatırlatmalara kötü gözle bakıp tavır alan insanlar, ahirette onların yanındaki bu güvenli ortamı pişmanlıkla arayabileceklerini unutmamalıdırlar. Böyle bir ahlakın karşılığının yine aynı ahlakı gösteren insanlarla birlikte olmak olacağı açıktır. Bu gerçeği ahirette fark eden kimseler, Allah'a kendilerini bu kimselerle birlikte haşretmemesi için son bir kez yalvaracaklardır. Ancak Allah ayetlerinde aynı ahlakı gösteren bu kimselerin cehennemde buluşup sonsuza kadar birlikte yaşamak durumunda kalacaklarını bildirmektedir:

    Ve hiç şüphe yok, onların tümünün buluşma yeri cehennemdir. (Hicr Suresi, 43)

    Artık hiçbir dostlarının olmadığını anlayan bu kimseler pişmanlıkla şu sözleri söyleyeceklerdir:

    Artık bizim için ne bir şefaatçi var, ne de candan-yakın bir dost. Bizim bir kere daha (dünyaya dönüşümüz mümkün) olsaydı da iman edenlerden olabilseydik. (Şuara Suresi, 100-102)

    İman eden bir insan, dünyada ve ahirette insanların yegane dostunun önce Allah ardından da Allah'ın elçileri ve salih müminler olduğunu bilmeli, kalbinde inananlara karşı en küçük bir kin dahi bırakmadan onları tüm samimiyetiyle sevmelidir. Ancak bu şekilde ahiretteki sonsuz hayatında da bu kimselerle birlikte olabileceğini unutmamalıdır.
    (Yusuf Suresi, 87) ayetiyle Allah bunun inkar edenlere has bir özellik olduğunu bildirmiştir. Bu nedenle Kuran'ın bu hükmünü bildikleri halde, ahlaklarındaki bu önemli eksiği gidermeye yanaşmayan insanlar, sonsuza kadar bu sıkıntı içerisinde kalmaktan, ahirette gerçekten ümitsiz bir duruma düşmekten çekinmelidirler. Allah, Kuran'da cehennemdeki insanların ümitsizliklerini şöyle bildirir:


  4. #4
    Status
    Offline
    ŞehadetGüvercini - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Gönüllü Paylaşımcı
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    1.289
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart İnananları Aldattıklarını Sananlar

    İnananları Aldattıklarını Sananlar, Ahirette Ellerinin, Ayaklarının ve Derilerinin Tüm Bunları İtiraf Edeceklerini Bilmelidirler

    Kendisine öğüt veren, güzel ahlaka çağıran insanları çeşitli mazeretler öne sürerek aldattıklarını düşünen kimseler, bu samimiyetsizliklerinin ahirette karşılarına çıkacağını bilmelidirler. Dünyada iken gizlediklerini sandıkları olaylar, ahirette açığa çıkacaktır. O gün insanın elleri, ayakları ve derisi kendi aleyhine şahitlik edecek, yaptığı tüm samimiyetsizlikleri anlatıp ortaya dökecektir. Bu da ikiyüzlü davranan insanların azaptan kaçamayacaklarının göstergesidir. Kuran'da bu gerçek şöyle bildirilmektedir:
    O gün, kendi dilleri, elleri ve ayakları aleyhlerinde yaptıklarına dair şahitlikte bulunacaklardır. O gün, Allah hak ettikleri cezayı eksiksiz verecektir ve onlar da Allah'ın hiç şüphesiz hak olduğunu bileceklerdir. (Nur Suresi, 24-25)

    Sonunda oraya geldikleri zaman, işitme, görme (duyuları) ve derileri kendi aleyhlerine şahitlik edecektir. Kendi derilerine dediler ki: "Niye aleyhimizde şahitlik ettiniz?" Dediler ki: "Herşeye nutku verip-konuşturan Allah, bizi konuşturdu. Sizi ilk defa O yarattı ve O'na döndürülüyorsunuz. Siz, işitme, görme (duyularınız) ve derileriniz aleyhinize şahitlik eder diye sakınmıyordunuz. Aksine, yaptıklarınızın birçoğunu Allah'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz. İşte bu sizin zannınız; Rabbiniz hakkında beslediğiniz-zannınız, sizi bir yıkıma uğrattı, böylelikle hüsrana uğrayan kimseler olarak sabahladınız. Şimdi eğer sabredebilirlerse, artık onlar için konaklama yeri ateştir. Ve eğer onlar hoşnut olma (dünya)ya dönmek isterlerse, artık hoşnut olacaklardan değildirler. (Fussilet Suresi, 20-24)


  5. #5
    Status
    Offline
    ŞehadetGüvercini - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Gönüllü Paylaşımcı
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    1.289
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Bu Kimseler, Allah'ın Cehennem Ehliyle Konuşmayacağını Bilmelidirler

    Bu Kimseler, Allah'ın Cehennem Ehliyle Konuşmayacağını Bilmelidirler

    Genel olarak akla gelebilecek her konuda istedikleri gibi konuşabildikleri halde, nefisleriyle çatışan bir durumda müminleri protesto etmek için suskunlaşan kimseler, bu samimiyetsizliklerinin ahirette karşılarına çıkabileceğini düşünmelidirler. Allah, ahirette cehennem ehlinin konuşmasına izin vermeyecek ve onlarla konuşmayacaktır. Ayetlerde cehennem ehlinin bu durumu şu sözlerle anlatılmaktadır:
    Der ki: "Onun içine sinin ve benimle söyleşmeyin." (Müminun Suresi, 108)

    Allah'ın ahdini ve yeminlerini az bir değere karşılık satanlar... İşte onlar; onlar için ahirette hiçbir pay yoktur, kıyamet gününde Allah onlarla konuşmaz, onları gözetmez ve onları arındırmaz. Ve onlar için acı bir azab vardır. (Al-i İmran Suresi, 77)

    Ahirette Kör Olarak Haşredilmekten Korkmalıdırlar

    Müminlerin tüm hatırlatmalarına ve uyarılarına rağmen bakışlarını Allah'a olan imanlarını ve bağlılıklarını göstermek yerine samimiyetsizliklerini ifade etmek için kullanan kimseler, bu tavırlarından dolayı ahirette hesaba çekilebileceklerini unutmamalıdırlar. Dünya hayatında samimiyetsizlikten sakınmayan kimseler ahirette isteseler de hiç bakamayacak hale gelmekten korkmalıdırlar. Çünkü bu durumda artık isteseler de bu insanların gözlerinde doğal bir ifade oluşamayacaktır; bakışlarını korku ve dehşet kaplayacak, gözleri körleşecek, yüzleri kaskatı kesilecektir. Allah kıyamet günü insanların bakışlarının alacağı şekli şöyle tarif etmektedir:

    (Ey Muhammed,) Allah'ı sakın zulmedenlerin yapmakta olduklarından habersiz sanma, onları yalnızca gözlerin dehşetle belireceği bir güne ertelemektedir. (İbrahim Suresi, 42)

    Sur'a üfürüleceği gün, Biz suçlu-günahkarları o gün, (yüzleri kara, gözleri) gömgök (kaskatı ve kör) olarak' toplayacağız. (Taha Suresi, 102)

    Gözleri 'korkudan ve dehşetten düşük' yüzlerini de bir zillet kaplamış; işte bu, kendilerine vadedilmekte olan (kıyamet ve azab) günüdür. (Mearic Suresi, 44)

    Ahirette Yüzlerinin Alabileceği Halden Korkmalıdırlar

    Kuran ile yanlışlığı bildirilen tavırları açıkça yapamayıp gizliden gizliye bakışlarıyla, yüz ifadeleriyle ya da mimikleriyle yaşamaya çalışan insanlar, bunun ahiretteki karşılığını düşünmelidirler. Allah dilerse bu kimselerin yüzlerini bir daha isteseler de kullanamayacakları hale getirebilir. Artık isteseler de dürüst ve samimi bir yüzle baktıklarını gösteremeyecekleri bir şekil alabilirler. Unutulmamalıdır ki Allah, Kuran ayetlerinde cehennem ehline vereceği karşılıklardan birinin de, bu kimselerin yüzlerine isabet edecek bir azapla aşağılanma olduğuna dikkat çekmektedir:

    Bu dünya hayatında onların arkasına lanet düşürdük; kıyamet gününde ise, onlar çirkinleştirilmiş olanlardır. (Kasas Suresi, 42)

    O gün, öyle yüzler vardır ki kararmış-ekşimiştir. (Kıyamet Suresi, 24)

    Yakında Biz onun hortumu (burnu) üzerine damga vuracağız. (Kalem Suresi, 16)

    (Her yanı yaygın olarak kuşatacak olan) Kıyametin haberi sana geldi mi? O gün, öyle yüzler vardır ki, 'zillet içinde aşağılanmıştır.' Çalışmış, boşuna yorulmuştur. Kızgın bir ateşe yollanırlar. (Ğaşiye Suresi, 1-4)


+ Cevap Ver

Hızlı Cevap Hızlı Cevap

Giriş yapmak için Buraya tıklayın


İslamın sartı kactır Cevabı ? (Harfle Yazınız)

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379