+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
3 sonuçtan 1 ile 3 arası

Müslüman olmayan şehit olurmu

 İSLAMİ KONULAR Katagorisinde ve  Cihad Ve İslami Mücadele Forumunda Bulunan  Müslüman olmayan şehit olurmu Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Müslüman olmayan şehit olurmu Sual: (İster herhangi bir dinden olsun, ister dinsiz olsun, bir gayrimüslim eğer ihtiyarsa, fakirse, zayıfsa, belalara maruz kalarak çok sıkıntı çekmişse, zulme uğramışsa veya iyi huyları varsa mesela mütevazı ise, insanlığa faydalı buluşlar yapmışsa, bunların hepsi küfrüne kefaret olur, hatta şehitlik mertebesine yükselir ve Cennete gider) ...

  1. #1
    Status
    Offline
    Karani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Administrator
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    Erzincan, Turkey
    Mesajlar
    13.408
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Müslüman olmayan şehit olurmu

    Müslüman olmayan şehit olurmu
    Müslüman olmayan şehit olurmu

    Sual: (İster herhangi bir dinden olsun, ister dinsiz olsun, bir gayrimüslim eğer ihtiyarsa, fakirse, zayıfsa, belalara maruz kalarak çok sıkıntı çekmişse, zulme uğramışsa veya iyi huyları varsa mesela mütevazı ise, insanlığa faydalı buluşlar yapmışsa, bunların hepsi küfrüne kefaret olur, hatta şehitlik mertebesine yükselir ve Cennete gider) diyenler oluyor. Bir gayrimüslim, ihtiyar genç, fakir zengin, zayıf kuvvetli olsun, ister sıkıntı içinde, ister refah içinde yaşasın, zalim veya mazlum olsun, mütevazı yahut kibirli olsun, cami ve çeşme gibi hayır hasenat yapsın, isterse bilgisayarı bulsun, iman etmedikten sonra bu yaptıklarına sevab alabilir mi, şehit olmasına ve Cennete girmesine sebep olur mu? İmanları olmadıktan sonra, bu bildirilen hususların Cennete gitmek ve şehit olmakla ne ilgisi var? İmansızın iyi amellerinin fayda vermeyeceğine dair âyet yok mudur?
    CEVAP
    Müslüman olmayanların hiçbir iyi ameline sevab verilmez. Doğruca Cehenneme giderler. Bir âyet-i kerime meali:
    (İslamiyet'in hükümlerini tanımayıp imanı inkâr edenin yaptığı bütün [iyi] işler boşa gitmiştir, o âhirette hüsrana uğrayanlardandır.) [Maide 5]

    İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
    Ahirette Cehennemden kurtulmak, yalnız Muhammed aleyhisselama uyanlara mahsustur. Dünyada yapılan bütün iyilikler ve keşifler, Onun yolunda bulunmak şartıyla ahirette işe yarar. Ona uymayanın yaptığı her iyilik dünyada kalır, ahiretinin yıkılmasına sebep olur. (1/184)

    Kâfirin hiçbir iyiliği, hayratı, hasenatı, ahirette faydalı olmaz. Zulmen öldürülen kâfir, şehid olmaz, Cennete girmez. İmanı olmayanın hiçbir iyiliğine sevab verilmez. (Berika, İ.Ahlakı)

    Allahü teâlâ, Cennete girmek için, önce Müslüman olma, yani iman etme şartını koymuştur. Müslüman değilse, iyi işleri faydasızdır. İyi işlere, ibadetlere sevab verilebilmesi için, düzgün iman sahibi olmak gerekir. Bid'at ehli bile, Müslüman olduğu halde, ibadetlerine sevab alamaz. Nerede kaldı ki, gayrimüslimler iyiliklerine sevab alıp da Cennete girsin!

    Gayrimüslim, hangi dinden olursa olsun, "Müslüman olmayan" yani "kâfir olan" demektir. Kâfirin, hiçbir iyiliğine sevab verilmez; cami, çeşme yaptırsa, namaz kılsa, oruç tutsa hiç sevab alamaz. Zengin fakir, genç ihtiyar, zalim mazlum olmasına bakılmaz. Üç âyet-i kerime meali şöyledir:
    (İmansızların yaptıkları faydalı işler, fırtınalı bir günde rüzgârın savurduğu kül gibidir. Ahirette o işlerin hiçbir faydası olmaz.) [İbrahim 18]

    (Kâfirlerin cami yapmaları ve diğer bütün [iyi] işleri, boşa gidecektir.) [Tevbe 17]

    (Kâfir olarak ölenlerin yaptıkları işler, dünyada da, ahirette de boşa gider.) [Bekara 217]

    İki hadis-i şerif meali de şöyledir:
    (Cennete ancak Müslüman girer.) [Buhari]

    (İmanı olmayan Cennete girmez.) [Tirmizi]


  2. #2
    Status
    Offline
    EMRE CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üst Düzey Yönetici
    Üyelik tarihi
    Dec 2015
    Mesajlar
    212
    Tecrübe Puanı
    2

    Standart Cevap: Müslüman olmayan şehit olurmu

    [Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir. Kayıt olmak için tıklayın]


  3. #3
    Status
    Offline
    EMRE CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üst Düzey Yönetici
    Üyelik tarihi
    Dec 2015
    Mesajlar
    212
    Tecrübe Puanı
    2

    Standart Cevap: Müslüman olmayan şehit olurmu

    RİSALE-İ NUR’DAKİ HATALAR

    FETRET MESELESİNİN İSTİSMARI
    Şiddet-i şefkat ve rikkatten, bu kışın şiddetli soğuğuyla beraber mânevî ve şiddetli bir soğuk ve musibet-i beşeriyeden biçarelere gelen felâketler, sefaletler, açlıklar şiddetle rikkatime dokundu. Birden ihtar edildi ki: Böyle musibetlerde kâfir de olsa hakkında bir nevi merhamet ve mükâfat vardır ki, o musibet ona nispeten çok ucuz düşer. Böyle musibet-i semaviye mâsumlar hakkında bir nevi şehadet hükmüne geçiyor. Üç dört aydır ki, dünyanın vaziyetinden ve harbinden hiç haberim yokken, Avrupa ve Rusya’daki çoluk çocuğa acıyarak tahattur ettim. O mânevî ihtarın beyan ettiği taksimat bu elîm şefkate bir merhem oldu. Şöyle ki:



    O musibet-i semavîden, zalim kısmının cinayetinin neticesi olarak gelen felâketten vefat eden ve perişan olanlar, eğer on beş yaşına kadar olanlar ise, ne dinde olursa olsun şehit hükmündedir. Müslümanlar gibi büyük mükâfat-ı mâneviyeleri, o musibeti hiçe indirir.

    On beşten yukarı olanlar, eğer mâsum ve mazlum ise, mükâfatı büyüktür, belki onu Cehennemden kurtarır. Çünkü âhirzamanda madem fetret derecesinde din ve din-i Muhammedî aleyhissalâtü vesselâma bir lâkaytlık perdesi gelmiş. Ve madem âhirzamanda Hazret-i İsâ’nın (aleyhisselam) din-i hakikîsi hükmedecek, İslâmiyetle omuz omuza gelecek. Elbette şimdi, fetret gibi karanlıkta kalan Hazret-i İsâ’ya (aleyhisselam) mensup Hıristiyanların mazlumlarının, çektikleri felâket onlar hakkında bir nevi şehadettir denebilir. Hususan ihtiyarlar ve musibetzedeler, fakir ve zaifler, müstebit büyük zalimlerin cebir ve şiddetleri altında musibet çekiyorlar. Elbette o musibet onlar hakkında medeniyetin sefahetinden ve küfranından ve felsefenin dalâletinden ve küfründen gelen günahlara keffaret olmakla beraber, yüz derece onlara kârdır diye hakikatten haber aldım, Cenab-ı Erhamürrâhîmine hadsiz şükrettim. Ve o elîm elemden ve şefkatten tesellî buldum.

    Eğer o felâketi gören zalimler ise ve beşerin perişaniyetini ihzar eden gaddarlar ve kendi menfaati için insan âlemine ateş veren hodgâm, alçak insî şeytanlar ise, tam müstehak ve tam adalet-i Rabbaniyedir.

    Eğer o felâketi çekenler mazlumların imdadına koşanlar ve istirahat-i beşeriye için ve esasat-ı diniyeyi ve mukaddesat-ı semaviyeyi ve hukuk-u insaniyeyi muhafaza için mücadele edenler ise, elbette o fedakârlığın mânevî ve uhrevî neticesi o kadar büyüktür, o musibeti onlar hakkında medâr-ı şeref yapar, sevdirir.” (Tarihçe-i Hayat, s. 325-326; Kastamonu Lahikası, s. 114-115)

    Said Nursî’nin “masumlar”dan kimleri kastettiği anlaşılmıyor. Eğer kastedilen kâfirlerin çocukları ise, bunların durumu hakkında ulema ihtilâf etmiştir. Bazı âlimler, o çocuklar için “ehl-i necat” demişler ve cennete gideceklerini söylemişlerdir. Ama asla şehitlikten bahseden olmamıştır. Çünkü birine ancak nasslarda belirlenen durumlar doğrultusunda “şehit” denebilir ki, bunlar için böyle bir şey asla varit değildir.

    Kâfirlerin çocuklarının babalarına tâbi olduğu ve haklarında tevakkuf edilip, “Yaşayacak olsalardı onların neler yapacaklarını Allah daha iyi bilir” şeklinde ifade edilen görüşteki âlimlere göre ise, onlara ehl-i necat bile denilmez, nerede kaldı ki şehit denilsin… Said Nursî’nin masumlardan kastı, herhangi bir durumdaki kâfirler ise, bu kelimenin onlar için kullanılması “şehadete ve şuhedaya” yapılan bir iftira ve zulümdür.

    Birincisi; burada mevzuu bahis olan çocuklar ister ehl-i necat olsun ister başka türlü olsun neticede kesinlikle şehit değildir. Bunu Said Nursi, hiçbir delile dayanmaksızın kendisi uydurmuştur.

    İkincisi, on beş yaş mevzusu nereden çıkmaktadır? İnsanın şer’an mükellef kılınışının sahih olması için -kendisi bizzat veya vasıta ile-, kendisine tevcih edilen mükellef kılış hitabını anlayıp, anladığını yerine getirecek kadar manasını tasavvur edecek kudrette bulunması şarttır.

    Said Nursî, zamanını âdeta “fetret devri” olarak görmektedir. Said Nursi bu yazıyı 2. Dünya Savaşı sırasında yazılmıştır. Savaş esnasında ölen Hristiyanların durumunu, kendince ele almaktadır. Said Nursî, Hristiyanlardan genel olarak bahsetmektedir.

    Nurcuların Said Nursi’nin bu iddiasını ispatlamak için Eş’ari akidesine ve hususan İmam Gazali’nin açıklamasına tutunduklarını biliyoruz ve o aydınlık mezhebi ve o mezhebin mensubu büyük imamı tenzih ediyoruz. Ve İmam Gazali hakkındaki ithama ve ona atfedilen kitaba bakınca, batıl ehlini tasdik edici değil tam tersine onları yalanlayıcı sözler buluyoruz:

    “(…) Kendilerine İslâm’ın daveti ulaşmayan kişiler üç kısımdır: 1) Hz. Muhammed (s.a.v.)’in ismini hiç duymamış olanlar, 2) Hz. Peygamber’in ismini, sıfatlarını ve gösterdiği mucizeleri duymuş olanlar; bunlar İslâm memleketlerine komşu olan yerlerde veya Müslümanlar arasında yaşayan kimselerdir, kâfir ve mülhittirler, 3) Bu iki derece arasında bulunan gruptur. Hz. Peygamber’in ismini duymuşlarsa da vasıflarını ve hususiyetlerini duymamışlardır. Daha doğrusu Hz. Peygamber’i ta küçüklüklerinden beri “İsmi Muhammed olan yalancının ve dalaverecinin biri peygamberlik iddiasında bulunmuştur” şeklinde tanımışlardır. Kendilerine Resulullah bu şekilde tanıtılmıştır. Tıpkı, bizim çocuklarımızın “Adı el-Mükaffa olan yalancının biri Allah’ın kendisini peygamber olarak gönderdiğini iddia etmiş ve yalancı peygamberliği ile meydan okumuştur” sözünü duymaları gibi. Kanaatime göre, bunların durumu birinci grupta olanların durumu gibidir. Çünkü, bunlar Hz. Peygamber’in ismini, haiz bulunduğu vasıfların zıtlarıyla birlikte duymuşlardır. Bu ise hakikati araştırmak için insanı düşünmeye ve araştırmaya sevk etmez. (…)

    Kim Hz. Peygamber’in ayın ikiye bölünmesi, taşların tesbih etmesi, parmakları arasından su fışkırması ve bütün Arap ediplerine meydan okuduğu hâlde Kur’an’ın benzerinin yapılmasından âciz kalınması gibi tabiatüstü mucizelerini, sıfatlarını ve peygamberlik için ortaya çıkışını tevatüren işittikten sonra onu tekzip eder, ondan yüz çevirir, kulak ardı eder, üzerinde düşünüp kafa yormaz ve bütün bu mucizelerini duyduktan sonra hemen onu tasdik edivermezse, o kimse; münkirdir, tekzipçidir. Bundan dolayı kâfirdir.” (İmam Gazâlî, İslâmda Müsamaha, 71-75.)

    İmam Rabbânî’ye göre herhangi bir peygamberin daveti kendilerine ulaşmamış fetret ehli müşrikler, dağ başlarında yaşayan putperestler ve müşriklerin çocukları sorumlu olmamakla birlikte ne cennete ne de cehenneme gireceklerdir. Zira bir kimse mükellef değilse onun için ebedîlik söz konusu değildir. Binaenaleyh bu konumda olanlar diriltilip bazı hususlarda sorgulandıktan sonra yok edileceklerdir.

    Fetret Ehli kapsamı, her ne kadar imamlara ve mezheplere göre farklılık arzetse de, ittifak olunan şey, fetret ehlinin ister çocuk ister büyük olsun kesinlikle şehitlik makamına ermeyeceğidir.


+ Cevap Ver

Hızlı Cevap Hızlı Cevap

Giriş yapmak için Buraya tıklayın


İslamın sartı kactır Cevabı ? (Harfle Yazınız)

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279