Müşteri aldığı malı; herhangi bir sebeble iade etmek isteyebilir. Bu durumda karşımıza "İkale" kavramı çıkar. İkale'nin lûgat manası; düşürmek ve ortadan kaldırmaktır.(78) İslâmi ıstılâhta; alıcı ve satıcının karşılıklı rızası ile satışı kaldırmak, yani bozmaktır.(79) Hanefi fûkahası: "Satışı bozmak (ikale); hem tüccar için, hem müşteri için caizdir. Ancak ilk ödenen bedelin misliyle (aynısıyla) olması esastır. Eğer daha fazlası veya daha azı şart koşulursa, bu şart batıldır. Mal, ilk bedeline mukabil olmak üzere geri çevrilir. Semen'in (Malın bedelinin) helak olması; satışın bozulmasına engel teşkil etmez. İkale; bu durumda da, sahihtir. Fakat satılan mal helak olmuşsa, satışın bozulması (ikale) sahih olmaz"(80) hükmünde ittifak etmiştir. Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Satışı bozmak isteyen mü'mine kolaylık gösteren kimseyi, Allahû Teâla (cc), sürçüp, düşmekten muhafaza eder"(81) müjdesi sarihtir. Ticaretle uğraşan mü'minler; mümkün mertebe kardeşlerinin herhangi bir sebeble aldıkları malı iade etme arzularını geri çevirmemelidirler.
1406 "Alışverişte dikkat edilecek hususlar" başlığı altında; kısaca beyana çalıştığımız hükümlerle amel etmek güç değildir. Ancak "Dünyevi hırs" sebebiyle birçok kimse, dikkatsizlik göstermektedir. Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Tacirler (Ticaretle meşgul olanlar) kıyamet günü facirler (günahkârlar) olarak diriltirler; ancak Allahû Teâla (cc)'dan korkan, iyilik ve doğruluktan ayrılmayanlar müstesnadır"(82) buyurduğu bilinmektedir. Ticaretle uğraşan mü'minler; İslâmi hükümleri öğrenmek ve bildikleriyle amel etmek hususunda titiz olmak mecburiyetindedirler. Şimdi öncelikle ticaretle uğraşan kimseleri; daha sonra da bütün mü'minleri, yakından ilgilendiren "Riba" (Faiz) konusuna geçelim.