Şirket kelimesi lugatta iki ortağın sermaye ve emeklerini birbirine katmaları, mirasta, ganimette alım ve satımda birine ortak olmaları gibi manalara gelir.(124) Dolayısıyla; en az iki kişinin ihtiyari veya mecburi bir şekilde ortak olmaları söz konusudur. İbn-i Abidin; "Şirket, karıştırmak manasınadır. Fetihte zikredilmiştir ki; şirket iki hissenin birbirinden ayrılmayacak surette karıştırılması veya karışması manasınadır"(125) hükmünü zikreder. Bahsin devamında da: "Fûkahanın kelâmından anlaşılmıştır ki, şirketin lugavi manası ile şer'i manası birdir" diyerek konuya açıklık getirir.
1430 Kur'an-ı Kerim'de: "(Davud) dedi: Andolsun ki o senin dişi koyununu, kendi dişi koyunlarına (katmak) istemesiyle sana zulmetmiştir. Gerçek (mallarını birbirine) katıp-karıştıran ortakların çoğu mutlaka birbirine haksızlık eder. İman edip de, salih amellerde bulunanlar müstesna. Fakat bunlar da ne kadar azdır"(126) hükmü beyan buyurulmuştur. Dikkat edilirse; Hz. Davud (as) döneminde de, şirket (ortaklık) meşrudur. Fakat karşılıklı olarak haklara riayetin güçlüğü belirtilmiştir.
1431 İmam-ı Serahsi, "fûkahadan hiçbirisinin şirketin meşruluğunu inkâr etmediğini, bu sebeble icma'ın hasıl olduğunu" kaydetmektedir.(127) İmam-ı Merginani: "Şirket (ortaklık) caizdir. Zira Resûl-i Ekrem (sav)'in İslâm'ı tebliğ ettiği dönemde insanlar şirket kurarak iş yapıyorlardı. Onları (bundan men etmeyip) kendi hallerine bıraktı"(128) hükmünü zikretmektedir. İbn-i Abidin: "Şirketin meşru olması kitap, sünnet, icma-i ümmet ve akılla sabittir. Fetih'te: "Şüphe yok ki; şirketin meşru olması sabit olma cihetinden pek açıktır. Çünkü, Peygamber Efendimiz (sav) zamanından bugüne kadar hiç kesilmeden şirket (ortaklık) tesisi devam edegelmiştir. Bundan dolayı şirketi muayyen bir Hadis-i Şerifle ispat etmeye ihtiyaç yoktur"(129) buyurmaktadır.
1432 Ebû Hureyre (ra)'den rivayet edilen bir Hadis-i Kutsi'de; "Ortaklardan biri diğerine hıyanet etmediği müddetçe, ben iki ortağın üçüncüsüyüm. Birbirlerine hıyanet ettiler mi, aralarından ayrılırım"(130) hükmü beyan buyurulmuştur.
1433 Resûl-i Ekrem (sav) İslâm'ı tebliğ ile görevlendirilmeden önce Mekke'de; Saib İbn-i Şüreyk isimli bir zatla, ortak ticari faaliyette bulunmuştur. Nitekim Mekke'nin fethi gününde, bu zat, Peygamber'in huzuruna gelerek; "- Ya Resûlullah!.. Beni tanıdınız mı?" diye sormuş, Resûl-i Ekrem (sav): "- Seni nasıl tanımam!.. Sen benim ortağım idin, sen ne hayırlı bir ortaktın"(131) diyerek iltifatta bulunmuştur. Diğer bir rivayette Saib'e hitaben: "- Merhaba kardeşim ve ortağım!.. Müdaraa etmez ve yüze gülmezdin. Ey Saib!.. Cahiliyye döneminde bir kısım işler yapıyordun, bunlar senden kabul edilmezdi. Bugün ise yaptıkların kabul görecektir"(132) buyurmuştur. Yani şirket; şer'i noktadan meşrudur.