+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
2 sonuçtan 1 ile 2 arası

~InFaK~

 İslami Konular ve kaynakları Katagorisinde ve  Doğru İslam Bilgileri Forumunda Bulunan  ~InFaK~ Konusunu Görüntülemektesiniz.=>İNFAK Elden çıkartma, bir başkasına verme, anlamınadır. “İNFAK”IN İKİ DERECESİ VARDIR “İnfak”ın iki derecesi vardır... 1-“İnfak”ın birinci derecesi, yukarıdaki âyette belirtilen şekilde “rızıklandırıldığından başkalarına bağışlama”dır; başkalarıyla paylaşmadır.. Bu bağışlanan, elindekilerin herhangi bir kısmı olabilir... Elindekinin “ille de şu bölümü” diye bir kayıt yoktur... 2-“İnfak”ın ikinci derecesi ise “Birr” diye tanımlanır, ...

  1. #1
    Status
    Offline
    SıLa_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    ~ஐALmanYaஐ~
    Yaş
    27
    Mesajlar
    770
    Tecrübe Puanı
    9

    Lightbulb ~InFaK~

    ~InFaK~
    İNFAK


    Elden çıkartma, bir başkasına verme, anlamınadır.





    “İNFAK”IN İKİ DERECESİ VARDIR


    “İnfak”ın iki derecesi vardır...

    1-“İnfak”ın birinci derecesi, yukarıdaki âyette belirtilen şekilde “rızıklandırıldığından başkalarına bağışlama”dır; başkalarıyla paylaşmadır.. Bu bağışlanan, elindekilerin herhangi bir kısmı olabilir... Elindekinin “ille de şu bölümü” diye bir kayıt yoktur...

    2-“İnfak”ın ikinci derecesi ise “Birr” diye tanımlanır, ki buna işaret eden âyet de şudur:

    -"SEVDİĞİNİZ ŞEYLERDEN İNFAK ETMEDİKÇE BİRR'E EREMEZSİNİZ"... (3-92)





    ZÂHİRDE VE BÂTINDA İNFAK!


    Zâhirde maddi birşeyi infak etmek

    Bâtında ise mânâları infak etmek.





    İNFAK EDENLER,

    "KORUNMAK İSTEYENLER"DİR!


    Kimler bu mânâları infak edecek olanlar?

    Korunmak isteyenler!

    Korunmak isteyenler infak edecek.

    Mânâlardan infak edecek!.

    Madde boyututnun ötesinde mânâlardan infak edecek!.

    Peki bu mânâlardan infak nereye varacak?

    Bu infak, onlarda korunmayı meydana getirecek!.





    MADDE İNFAK EDEREK CEHENNEMDEN KORUNURLAR!


    Zâhirde maddi birşeyi infak etmek ..

    Madde infak ederek maddi korunmayı sağlarlar... Madde boyutunda efal âleminde cehennemden korunurlar.





    BEDEN BOYUTUNUN ÜSTÜNDEKİ RIZIKLARDAN

    RIZIKLANDIRILDIĞININ BİLİNCİNDE DEĞİLSEN,

    İNFAK YAPAMAZSIN!


    Eğer ki sen beden boyutunun üstündeki bu bahsettiğimiz rızıklardan rızıklandığının bilincinde değilsen, infak yapamazsın!

    Niçin?

    Çünkü eğer esmâ boyutunda sen kendi varlığının varolmayıp, mustakilen senin “Ben” diye bir varlığın varolmayıp, “BEN” kelimesiyle işaret ettiğin varlığın esmâ-i ilâhinin bir terkibi olduğunu hissedebilirsen, idrak edebilirsen, o zaman bilirsin ki sana ait birşey yok!.

    Bunun daha ötesinde O’nun vasıflarıyla varsın... Zâti vasıflarıyla mevcutsun.. Bu durumda sen kimseye birşey vermiş olmuyorsun. Bunu müşahede edersin..





    MÂNÂ RIZIKLARINDAN İNFAK YAPABİLMEN,

    SENİ ŞİRK-İ HAFİDEN KORUR VE

    BİR ÜST MERTEBEYE TERKAKKİ YOLUNU AÇAR!


    Madde infak ederek maddi korunmayı sağlarlar... Madde boyutunda efal âleminde cehennemden korunurlar. Fakat birde bunun üzerinde bir korunmadan söz ettik mi esmâ âleminin korunması sözkonusu.

    Esmâ âleminde neden korunulur?

    Esmâ âleminde korunulacak şey, şirki hafiden krounmaktır

    Eğer sen, esmâların mânâlarından geldiğini infak edersen infak edenin Allah olduğunu idrak eder karşılığında da birşey beklemezsin.

    Bu idrak ediş seni şirki hafiden de korur.

    İnfak ederken infak denen olayı gerçekleştirmek için yapacağın çalışma, feedback sistemiyle yani geriden yeni bir sistem oluşturmak suretiyle seni şirki koruyacak..

    Ben vermiyoırum veren haktır. Manasının sana açılması otomatikman şirki hafiden koruyacak

    İşte senin infak yapabilmen, esmâ boyutundan infak yapabilmen, yani mânâ rızıklarından infak yapabilmen dolayısyla seni şirki hafiden koruyor Ve bu şirki hafiden kurtuluş sende bir üst mertebeye de terakki imkanını açıyor ayrıca...

    Yani netice bu infakın neticeinde tüm varlığın Allah’a ait olduğu onun dışında bir varlık olmadığı müşahedesine seni ulaştırıyor..





    RASTGELE BİRŞEYİ DEĞİL…

    "SEVDİKLERİNİZDEN" İNFAK!


    -"SEVDİĞİNİZ ŞEYLERDEN İNFAK ETMEDİKÇE BİRR'E EREMEZSİNİZ"... (3-92)

    Dikkat edilirse burada "SEVDİKLERİNİZDEN" kaydı mevcuttur... Rastgele bir şeyi değil!

    Bu âyet nâzil olduğu zaman, Rasûlullah yanındaki inanmışların her biri, en çok sevdikleri nesneleri başkalarına bağışlamışlardı... Elbette ki, bu âyet sadece o zaman yaşayanları değil; diğer âyetler gibi, kıyamete kadar tüm hitap ettiği müslümanları muhatap alıyordu..



    Bir de bunun daha üst seviyedeki “korunma çaresi” sözkonusudur ki, o da yukarıda izah ettiğimiz âyettir...

    Hani şu "BİRR"e ermeyi tavsiye eden âyet!.

    “BİRR”e ermenin yolu “BEN”i terkten geçer!. “BEN” kalmazsa, elbette “BENİM” de sözkonusu olmaz!.

    “BEN” kalmazsa, hep "O" olur!.

    Hep "O" olunca, artık, benim, senin, onun kavramı kalmaz...

    Sevdiğin, nerede ve kiminle olursa olsun, gerçekte hep seninledir!. Çünkü hep O'nunladır!.

    Bu yaşamda ise, artık birimsellikten ileri gelen kavramlar eriyip gider; "ALLAH"la olmak sana yeter!.

    Bu sebepledir ki, şeklen, sevdiğini bağışlamak, vermek; gerçekte benliğini terketmek ve arınmaktır...

    Ki bu yol da vuslat kapısını açar!.


  2. #2
    Status
    Offline
    SıLa_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    ~ஐALmanYaஐ~
    Yaş
    27
    Mesajlar
    770
    Tecrübe Puanı
    9

    Lightbulb

    KARŞILIĞINI BEKLEMEKSİZİN BAĞIŞLAMA!


    “Ve mimma rezaknâhum yunfikûn”

    “Onlara verdiğimiz rızıklardan infak ederler”

    “Başkalarına bağışlarlar”

    Buradaki rızık ne?...

    Genelde bu, en basit en dar manasıyla ele alınmış. Denmiş ki “yiyip içtiklerimiz.. “

    Ehh biraz da sahip olduğumuz mal mülk!!!

    Ama biz bu madde bedenin ötesinde esas varolan varlığız!

    Madde bedenin ötesinde varolan bu madde varlığımız, hangi rızıkla kâim?

    Acaba bunu düşündük mü hiç?

    Daha ileride göreceğimiz gibi madde bedenin ötesinde varolan varlığımız İlâhi İsimlerle, ilahi vasıflarla ve Zâtı İlahiyle kaim!

    Yani biz Allah’ın esmâsıyla rızıklanıyoruz!

    Allah’ın sıfatlarıyla rızıklanıyoruz

    O’nun rızıklarıyla varız

    “Rızıklandırdıklarımızdan infak ederler.”

    Bir vermek vardır.. Bir infak etmek vardır…

    Birisine birşey verirsin ama karşılığını alırsın…

    Ama birisine birşey infak ettiğin zaman karşılığını beklemezsin.

    Mesela sokakta bir ihtiyar gördün.. “ben buna bir sadaka verirsem Allah da bana on misliyle 100 misliyle misliyle verir.” der çıkarır bir sadaka verirsin... Bu infak değildir!

    Veriyorsun, karşılığını da bekliyorsun çünkü..

    Karşılığını beklemeksizin bağışlama!





    “BEN VERMİYORUM…

    VEREN HAKK’TIR!”


    “BEN VERMİYORUM, VEREN HAKK’TIR!” MÜŞAHEDESİ (“Allah bu mânâları meydana getirdiği için veriyorum “diyeceksin..) otomatikman ŞİRKİ HAFİ’DEN KORUR!

    Bu da, bir üst mertebeye terakki kapısını açar, tüm varlığın Allah’ın varlığı olduğu müşahedesine ulaştırır





    ALLAH, SENİ İHSANINA ARACI KULLANACAK!


    Sen kimseye birşey vermiyorsan, ne bekleyeceksin o vakit?

    O zaman şu durum hâsıl olur..

    Sen birşey verdiğin zaman infak edenin Allah olduğunu idrak edeceksin, karşılığını beklemeyeceksin...

    Sadece Allah, ihsanına seni aracı kullanacak. Bunun neticesinde de benliğin ortadan kalkacak ve kimseden birşey beklemeyeceksin...

    Dolayısıyla Allah da verdiğine karşılık beklemez.

    Allah bizlere, bütün mahlûkata karşılığında birşey bekleyerek mi veriyor?

    Hayır!

    Bu mecazi bir ifade tabii... Bize İnfakı dahi sözkonusu değil...





    RIZIK, ALLAH TAKDİRİDİR.

    DİLEDİĞİNE VERİR, DİLEDİĞİNDEN ALIR:

    İŞTE BU GERÇEĞİ FARKEDERSEK, İNFAK DA KOLAYLAŞIR!


    Niçin “rızıklandığından başkalarına infak”?.

    Anlayabildiğimiz kadarıyla, “infak”ın önde gelen sebebi, kişinin olabildiğince elindekileri başkalarıyla paylaşmak suretiyle, “sahiplenme düşüncesinden” kendini arıtmasıdır..

    İnsanoğlu, netice itibariyle, nesi var nesi yok elindekilerin hepsini, er ya da geç zorunlu olarak terkedip, bu dünyadan geçip gidecektir!. Durum bu olduğuna göre de, en akıllıca iş, yarın nasıl olsa terkedeceğin şeye bugünden hırsla bağlanmamaktır...

    İnsanı dünyaya en fazla bağlayan şey, sahibi olduğunu sandıklarıdır!.

    Hazreti İsa'nın şu işareti çok önemlidir:

    -"İnsanın kalbi sahiplendiği şeylerledir... Öyle ise sahip olduklarınızı Allah için bağışlayınız ki, kalbiniz onlarla birlikte göklerin melekûtunda yer alsın!.”

    “Ölüm” yani “dönüşüm” anında insana en büyük ızdırabı, o güne kadar beraber yaşadığı malı-mülkü ve yakınlarından ayrılma duygusu verir...

    Bu duygudan kurtulmanın formülünü ise, İslâm düşüncesi şöyle vermiştir:

    “Elinde ne varsa, hepsi Allah bağışıdır!. Diler verir, diler geri alır!. Vermesinde de almasında da bir hikmet vardır...

    Siz bu gerçeği bilerek; elinizdeki her şeyin geçici bir süre için emanet olarak verildiğinin bilinci içinde olarak, “ne elinize girenle sevinip şımarın, ne de elinizden çıkandan dolayı üzülüp kendinizi yıpratın”...

    Esasen, rızık tamamiyle ALLAH takdiridir... Nedeni, niçini sorulmaz!. Dilediğine dilediği kadar verir ve dilediğinden de dilediğini alır...

    Aklı başında insana yakışan odur ki, aldığında da verdiğinde de daima ön planda Allah takdirini tesbit eder; ve, her şey O'nun takdiriyledir, diyerek hiç bir şeyi sahiplenmez!.

    Sana ilham eder, bana verdirir; bana ilham eder, ona verdirir!. Ancak, kesin olarak bilelim ki, kim kime ne vermiş ise, gerçekte hüküm ve takdir kesinlikle Allah'ındır!. Bizler ise arada sadece vesileyiz...

    Ne takdirde olmayanı verebiliriz; ne de takdir edilmiş olanı vermemezlik edebiliriz!.

    İşte bu gerçeği kavrayabilirsek; “infak” çok kolaylaşır!.





    KORUNMAK İSTEYENLER,

    GELECEKTEKİ IZDIRAP VE AZAPLARDAN KORUNMAK İÇİN

    İNFAK YOLUNU ZORUNLU TUTACAKLARDIR!


    İster zekât, diye anlayın “infak”ı, ister sadaka diye, ister hediye diye... Önemli olan, elin altındakileri başkalarıyla paylaşabilmek; karşılık beklemeden onları bağışlayabilmektir...

    Şu noktayı da gözden kaçırmamak gerekir...

    “Karşılık beklemenin” temelinde yatan neden, “sahiplik düşüncesi ve benliktir”!. Kendine ait kabul ettiğin şeyi karşındakine verdiğinde, elbette onun karşılığını beklersin... Ama, Allah'tan; ama, “kul”dan!.

    Oysa sahibi olmadığın bir şeyi verince, elbette ki karşılık beklemek diye bir şey de sözkonusu olmaz!.

    Sana emanet verilen bir şeyi iade ettiğin zaman, buna karşılık bekler misin?..

    Elbette ki hayır!.

    İşte bu örnekte olduğu gibi, “karşılıksız vermenin” tek yolu o şeyin kendinde emânet olduğunu farketmektir!.

    İşte bu idrak içinde “infak”ı değerlendirirsek...

    “Korunmak isteyenler” infak yolunu da zorunlu olarak tutacaklardır... Çünkü onlar, elleri altındakileri terketmenin ızdırap ve azabından olabildiğince korunmak için, bugünden tedbir almanın mecburiyetini farketmişlerdir... Ki bu taban çaredir!.



    Netice... Kişi beden değişimi (ölüm) sonrasında karşılaşacağı azaplardan korunmak istiyorsa, infak etmek zorundadır... En azıyla “zekât” miktarınca!. En çoğuyla, maddi manevi tüm varlığıyla her şeyini “halka hizmete” tahsis ederek!.

    -"İnsanlara şükretmeyen Allah'a şükretmiş olmaz!."

    Hadisinde olduğu üzere... “varlığını” Allah yolunda bağışlamak suretiyle!.


+ Cevap Ver

Hızlı Cevap Hızlı Cevap

Giriş yapmak için Buraya tıklayın


Rabbin kim? (Cevabı Büyük Harfle Yazınız)

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379