+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
2 sonuçtan 1 ile 2 arası

Cevap: Halamı allah'a tövbe etmezler

 İslami Konular ve kaynakları Katagorisinde ve  Doğru İslam Bilgileri Forumunda Bulunan  Cevap: Halamı allah'a tövbe etmezler Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Muhakkak münafıklar (lisanlarıyla imanı açığa vurmak ve kalplerinde küfrü gizlemek suretiyle zanlarınca) Allah'a hile yaparlar. Allah da hilelerinin karşılığını vericidir. Onlar namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar. Allah'ı pek az zikreder, (hatıra getirir)ler) anarlar." (Ayet: 142) İnsanoğlu, Allah'a bir şey edemez, ama kendisi kendisini perişan edebilir. Allah-u ...

  1. #1
    Status
    Offline
    SıLa_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    ~ஐALmanYaஐ~
    Yaş
    27
    Mesajlar
    770
    Tecrübe Puanı
    9

    Arrow Cevap: Halamı allah'a tövbe etmezler

    Cevap: Halamı allah'a tövbe etmezler
    Muhakkak münafıklar (lisanlarıyla imanı açığa vurmak ve kalplerinde küfrü gizlemek suretiyle zanlarınca) Allah'a hile yaparlar. Allah da hilelerinin karşılığını vericidir.

    Onlar namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar. Allah'ı pek az zikreder, (hatıra getirir)ler) anarlar." (Ayet: 142)

    İnsanoğlu, Allah'a bir şey edemez, ama kendisi kendisini perişan edebilir. Allah-u Teala ayet-i kerimesinde: "Onlar namaza tembel tembel kalkarlar." buyuruyor.

    Bakın tembellik nifak nişanıdır. Amellerin en şereflisi, en faziletlisi ve en hayırlısı olan namazda, münafıkların sıfatı budur. Onlar namaza tembel tembel kalkarlar, zira namaz kılmaya gönülleri yoktur.

    Onlar namazın farziyetine inanmazlar. Allah'tan korkuları yoktur. Namazın manasını da anlamazlar. İbni Abbas (Radıyallahu Anhuma) buyuruyor ki: "Müslümanın namaza tembel olarak kalkması hoş görülmemiştir. Namaza güler yüzle, büyük bir istekle ve sevinçle kalkmak gerekir, çünkü namaz Allah'a münacaatta bulunmaktır."

    Cenab-ı Hak, münafıklara, edenlerden daha fazla buğz etmektedir. Bu sebeple de cehennemin en alt tabakasında bulunacaklar. Böyle olmaktan Allah'a sığınırız.

    "Doğrusu münafıklar, cehennemin en alt tabakasındadırlar, onlara yardımcı bulamazsın."(Nisa suresi: 145)

    Allah-u Teala, dünyada tövbe edenlerin tevbesini kabul buyuruyor. İnsan tövbesinde ihlas üzere ve amelinde dürüst olup, bütün işlerinde Rabbisine yönelenler hakkında Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor:

    "Ancak tövbe edenler, hallerini ıslahta bulunanlar, Allah'a sarılanlar ve dinlerini Allah için halisane kılanlar müstesnadır. Onlar müminlerle beraberdirler, müminlere ise Allah (-u Teala) pek büyük mükafat verecektir. (Nisa suresi: 146)

    Buradan anlaşılıyor ki, insan bozulduktan sonra düzelebilir. Ama düzeldikten sonra da bozulabilir. İtaata devamda bizi ancak Allah muvaffak kılar. Nitekim yüce Allah bir ayet-i kerimesinde şöyle buyuruyor:

    "(Ey Resulüm!) Sabret, senin sabrın da ancak Allah'ın yardımıyladır. (Kafirlerin yüz çevirmesinden) mahzun olma ve yaptıkları hileden de telaş edip sıkıntıya düşme. (Nahl Suresi: 127) "Muhakkak Allah, takva sahipleriyle ve ihsanda bulunan kimselerle beraberdir."

    Mevla Teala, ben varım, ben var iken korkmayın buyuruyor. Kul "Benim Allahım var, beni O muhafaza eder." demelidir. Onu beğenmeli, O'nun işlerini yerli yerinde bulmalıdır. O'nun işlerini beğenmeyende hiç iman olur mu?

    Herkes Mevla Teala ile beraberdir, fakat beraberlikler arasında fark vardır. Zikirle beraberlik olursa, o çok iyidir. Ancak Mevla Teala herkesle beraberdir. Bu beraberlikten muttaki kullarla, iyilik yapanlar istifade edebilirler.

    Allah-u Teala Hazretleri, zahirimize, batınımıza, yani dışımıza ve içimize vakıftır. Kul namaza dururken lisanıyla Allah-u Ekber der fakat kalbinde ne mahkemeler kurar, kendi kendine ne fetvalar verir. Ya Rabbi kendimizi sana havale ettik, sen bizi muhafaza eyle..

    Münafık: İki yüzlü kimseye denir. İki türlü münafık vardır. Birisi imanda münafıktır, kalbinde iman olmadığı halde dışardan imanlı gibi görünür. müminlerin yanında "Ben müslümanım" der. Kendi gibi kafirlerin yanında ise, müslüman olmadığını söyler. İmanda münafıklar kafirlerdir. Bunların cezası, sonsuz olarak cehennemin en alt tabakasında kalmaktır.

    Bir de imanlı olduğu halde amelde münafıklık yapanlar vardır. Bunlar yalnızken ibadet etmezler. Mesela namaz kılmazlar; başkalarının yanında bulundukları zaman abdest alıp namaz kılarlar.

    Bu gibi münafıklık yapan müminlerin cezası Allah-u Teala'nın dilemesine kalmıştır, onlar hakkında ne dilerse onu yapar.

    Mevla Teala Münafikun suresinde buyuruyor ki:

    "Ey Habibim! Münafıklar sana geldikleri zaman da: 'Biz şahitlik ederiz ki, cidden sen Allah'ın resulüsün.' derler. Hakikaten Allah da senin kendi resulün olduğunu bilir. Bununla beraber Allah şehadet eder ki, münafıklar hakikaten yalancılardır. (Ayet:1}

    Ayet-i kerimede münafıklar, te'kidle: "Biz şahitlik ederiz ki, sen Allah'ın resulüsün." diyorlar. Onlar bu şekilde yeminle şehadet etmeleri Hazreti Muhammed (Sallallahum Aleyhi Vesellem) Efendimiz'in Allah'ın Resulü olduğunu hem kendisi, hem de müminler iyi bilir. Onların maksadı bu şehadetle kalplerinde küfrü gizlemeye çalışmalarıdır.

    Mevla Teala buyuruyor ki:

    "Allah (AZZE VE CELLE) şehadet eder ki, muhakkak münafıklar elbette yalancılardır."

    Yani onların söyledikleri, bakımından doğrudur, fakat onlar şöyle yönlerden yalancıdırlar: Münafıklar, Resululllah (Sallallahu Aleyhi Vesellemin)’in, Allah'ın resulü olduğuna inandıkları için yalancıdırlar.

    Kalplerinden inanmadıkları halde inandıklarını söyleyenler yalancıdırlar. Şahitlik ederiz diye yalanlarını yeminle te'kide çalıştıklarından dolayı yalancıdırlar.

    "Ey kafirler! Bu gün özür dilemeyin, siz ancak yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz.

    Bir kişi namazın farziyetini kabul etmeyince, kafir olur. Amelde terketmişse kafir olmaz. İnsan, namazın Allah-u Teala'nın emri olduğuna inanmayınca, o zaman kafir olur. Miras işi de, diğer emirler de böyledir.

    Şeriatın emirlerinden her biri için itikatta ve amelde terkedenlerin aralarındaki fark şudur: İnanıp da ameli terkedenler, cehenneme girse de yanıp çıkacaklardır.

    Ruhul Beyan tefsirinde okuduk, bir zat diyor ki: Bir insanın cehennemde ne kadar kalacağını çok aradım, bir nüshada buldum ki: "Bir an'dan, yedi bin seneye kadardır." Şeriatın emirlerini itikaden terkedenler ise ebedi olarak cehennemde kalacaklardır.

    Haramları, helalleri çok iyi bilelim. Eğer harama helal, helale de haram diyerek Kelime-i Şehadet getirilse de insan kafir olur. Bir insanı üç şey küfre sokar: İnkar, istihza (alay etme) ve istihfaf (hafife alma).

    Mesela bir insan Mevla Teala'nın bir emrine veya yasağına inanıyorum ama yapamıyorum, derse kafir olmaz. Bir yandan yedi bin seneye kadar cezası müddetince cehennem azabına müstahak olur. Bu manayı iyi anlayın.

    İmanın ve şeriatla amelin, günahlara tövbe etmenin ve özür dilemenin mahalli, dünyadır. Ahirette iman ve amel kabul olunmadığı gibi,, günahlar için özü dileme dahi kabul olunmayacaktır.

    Kafirler, kıyamet gününde cehennem ateşini görüp, özür dilemeye, kalkıştıklarında onlara hitaben: "Ey küfredenler! Beyhude yere özür dilemeyin. Çünkü dünyadayken yapmış olduğunuz amellerinizden dolayı cezalandırılacaksınız. Bu nedenle özrünüz makbul değildir. Bu gün özür günü değil, ceza ve mükafat günüdür." denilecek.

    Cenab-ı Hak kafirlerin özür dilemelerinin kabul olunmayacağını beyan ettikten sonra, tövbenin asıl mahalli olan, dünyada tövbe etmelerini müminlere tavsiye etmek üzere buyuruyor:

    "Ey iman edenler! Allah'a öyle tövbe edin ki. tam bir pişmanlıkla, halis bir tövbe olsun. Umulur ki. Rabbiniz günahlarınızı örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere koyar. O günde Allah-u Teala), peygamberini ve onunla beraber iman edenleri utandırmayacaktır. Nurları önlerinde ve sağlarında koşup parlayacak da şöyle diyeceklerdir. Ey Rabbimiz! Nurumuzu tamamla ve bizi bağışla, muhakkak ki sen her şeye kadirsin."

    Mevla Teala, kullarını ne güzel ikaz ediyor: "Ey iman eden kullarım! Benden yüz çevirdiniz, gidiyorsunuz. Banan dönün! Öyle bir tövbe ile ki, günah işleyeceğiniz vakitte size nasihat edici olsun.

    Nasuh tövbesi: İnsana nasihat edici tövbe demektir. Muaz bin Cebe (Radıyallahu Anh) bir gün Resulullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem) Efendimiz'e sorar: "Ya Resulallah! Tövbe-i Nasuh nedir?

    Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem) cevap verir: "Kulun işlemiş olduğu günaha iyice nedamet etmesi, sonra da memeden çıkan sütün memeye dönmediği gibi bir daha o günaha dönmemektir.".


  2. #2
    Status
    Offline
    SıLa_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    ~ஐALmanYaஐ~
    Yaş
    27
    Mesajlar
    770
    Tecrübe Puanı
    9

    Arrow

    Cenâb-ı Hak Kur'an-ı keriminde: Ey iman edenler..! Allah'a tevbe-i nasuh ile tevbe ediniz" buyuruyor. Tevbe-i nasuh: İşlediğin günahtan pişmanlık duyarak bir daha işlememek üzere tevbe etmektir.
    Tevbenin en kısa yapılanı: "Estağfirullah-el azim ve etûbü ileyk" diyerek yapılır. Ama türkçe dilimizin döndüğü kadar, günahlarımızın affı için tevbe, istiğfar etmekte mümkündür. İnsan yaratılışı itibariyle günah ve sevap işlemeye müsait olarak yaratıldığından, beşeriyyetimiz icâbı zaman zaman her insan hata ve günah işler, önemli olan o hatamızı bilip, allahtan affımızı talep etmek (İstiğfarın mânası da budur) her müslümanın yapması gereken bir vazifedir.

    Tevbe etmek için bir vasıta aramaya,illa şu hocaya, bu alime gitmeye veya illa şu şekilde bu şekilde olmalı diye bir kâide yoktur. Tövbeyi tehir etmek te câiz değildir. Bu şuna benzer: suda boğulmakta olan birine hemen müdahale ederek kurtarmak yerine, sen bekle ben itfâiyeye ve cankurtarana heber vereyim de seni kurtarsın" demek gibi olur. Yapılan bir günaha en kısa zamanda hâlis bir niyetle bir daha işlememek üzere yaptığımız her af talebi (İstiğfar) ve dua indallahta makbuldur. Ama bununla birlikte kitaplarımızda çeşitli istiğfar duaları da mevcuttur, onları da öğrenip okumak elbette güzeldir.

    Mesela seyyidül-istiğfar duası vardır: "Allâhümme ente Rabbî, Lâ Ilâhe Illâ ente halaktenî ve ene abdüke ve ene alâ ahdike ve va'dike me'steta'tü, eûzü bike min serri mâ sana'tü, ebû-ü leke bi ni'metike aleyye ve ebû-ü bi zenbî fe'ğfirlî zünûbî fe inneke lâ yağfiru'z- zünûbe illâ ente"

    Şeddad bin Evs’den (RA) rivayete göre Nebiyy-i Ekrem (SAV) şöyle buyurmuşlardır:

    “Ey Allahım (CC)! Sen benim Rabbimsin. Senden başka ilah yoktur. Beni Sen yarattın ve ben Senin kulunum. Ve ben iman ve ubudiyyetimde gücüm yettiği kadar Senin ahd-ü mîsâkın üzereyim. Yâ Rabbi (CC)! Yaptıklarımın şerrinden sana sığınırım: Ve Senin bana in'am ve ihsan ettiğin nimetleri ikrar ve itiraf ederim. Kendi kusur ve günahlarımı da ikrar ve itiraf ederim. Ya Rabbi (CC)! Sen beni afv-ü mağfiret eyle. Zira Senden başkası günahları afv-ü mağfiret edemez.”[1]

    Bir kimse bu Seyyidül-istiğfarı ihlas ve yakin itikadıyle gündüz okur da o günde akşam olmadan evvel vefat ederse o kimse ehl-i cennettendir. Ve eğer bu duayı yakin itikadiyle gece okur da sabah olmazdan evvel vefat ederse yine ehl-i cennettendir.” Yani cennete ilk girecekler ile cehennemi görmeksizin ol kimse cennete dahil olur, demektir.

    Bu duanın hulasa-i meali: “Ya Rabb (CC)! Ben cürm ü kusurlarımı itiraf eylerim, tevbe ve istiğfar ederim, nimetlerinin şükründen acizim, beni afv ü mağfiret eyle”, demektir.

    Yine güzel bir istiğfar duası : Kavlen, fiilen, amelen, havâtıran estağfirullah-el azîm ve etûbü ileyk, min cemî-i mâ kerihallah" bunu okumak Veya kılmasını bilenler için en büyük istiğfar, tesbih namazı kılmaktır

    Hala mı Allah'a tövbe etmezler ve O'ndan bagışlanma istemezler?
    Allah, çok bagışlayandır, çok merhamet edendir.


    Maide, 74


+ Cevap Ver

Hızlı Cevap Hızlı Cevap

Giriş yapmak için Buraya tıklayın


İslamın sartı kactır Cevabı ? (Harfle Yazınız)

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277