|
| Ana Sayfa | Renk seçin: |
|
|||||||
|
||
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Arama | Stil |
|
|
#1 | ||||||||||
|
Üyelik tarihi: Aug 2009
Toplam Konuları: 694
Seviye: 23 [
]Paylaşım:114 / 573 Thanks: 5
Thanked 3 Times in 3 Posts
![]() |
Zinâ : Nikâhsız ve şüpheyle olmaksızın ergen bir erkeğin ergen bir kadınla cinsel temasta bulunmasıdır. Kadın irâdesi dışın&a tutulup zorlanmadığı takdirde ayni fiile imkân vermesiyle oda zina etmiş kabul edilir ve her ikisi de evlilik- bekârlık durumlarına göre cezaya çarptırılır. Zînâ, hak dinlerin hepsinde kesinlikle haram kılınmış ve yasaklanmıştır. Tevrat'ta bu konuda çok daha ağır müeyyideler vardır. Zinâ'nm haram kılındığı, Kitap, Sünnet ve İcmâ' ile sabit olmuştur. Mezhep imamları da bu hususta ittifak halindedirler. Zinâ'nm tarifi bu olunca, şu hükümleri hemen çıkarmak mümkün : Akli dengesi yerinde olmayan (deli) ve bir de ergen olmayan çocuk nikâhı adtında bulunmayan yabancı bir kadınla cinsel temasta bulunurlarsa, zina sayılmaz. Gerçi bu kesinlikle haramdır. Ancak her ikisi de mükellef sayımladıkları için zina hükmüne göre, cezalandırılmazlar.[1] Şahidsiz nikahladığı kadınla cinsel temasta bulunan kimse de -şüpheli görüldüğü için- zina etmiş denilmez. Çünkü şahidsiz nikâhın sahih olup olmadığında kesin bilgi olmadığı anlaşılıyor ve bu yüzden meydana gelen cinsel temasta zina kasdı mevcut değildir.[2] Zinâ'ın Rüknü : Zinâ'nm rüknü birdir : İki sünnet yerinin birleşip tenasüp aletinin baş kısmımn tenasül cihazına girip kaybolmasıdır. Bu biçimde temas kuran kadm ile erkek zina etmiş kabul edilirler, meni aksın akmasın farketmez. Tenasül aletinin tamamının da girmesi gerekli değildir. [3] Zinâ'nın Şartı : Zinâ'nın şartı, onun haram olduğunu bilmektir. O.takdirde zinanın haram olduğunu bilmiyen bir kimse, örneğin gayr-i müslim ülkede İslâm'a girip zinâ'nın haram olduğunu bilmiyen bir kimse- nikâhı altında olmayan bir kadınla cinsel temasta bulunursa, büyük günah olmakla beraber kendisine zina hükmü gerekmez, yani hadd vurulmaz.[4] Zina Suçu Hakimin Huzurunda Ne İle Sabit Olur? Bilindiği gibi, zina suçuna karşı cezayı hâkim verir ve tatbik ettirir. O takdirde zina suçuyla yargılanan bir kimsenin bu suçu işlediğine dair dört kişinin -cinsel temas tabiriyle değil- zina etti, tabiriyle şahidlikte bulunması, yeterli delil sayılır. [5] Dört Kişinin Şahidliği Hangi Ölçü Ve Kıstaslarla Dinlenir? Mahkemede hâkimin huzurunda şahidlik edecek dört kişiden önce «zina nedir?» diye sorulur. Sonra da «Nerede zina etti» diye ikinci bir soru ilâve edilir. Şahidler zinanın ne demek olduğunu açıklar ve «biz, sürme çubuğunun sürmedanlığa sokulduğu gibi, onun zina ettiğini gördük» derlerse, bu kez hangi vakitte zina ettikleri sorulur. Onu da açıkladıktan sonra kiminle zina ettiği sorulur. Sonra da nerede zina ettikleri sorulur. Bütün bu sorulara cevap verirler,. hâkim de onların âdil olduklarını bilirse, suç sabit olmuştur. Bundan sonra zina edenlerin evli ve bekâr oldukları tesbit edilir. Hâkim, şahidlerin âdil olup olmadıklarında şüphe ederse, âdil oldukları sübut buluncaya kadar zâniyi hapseder.[6] Dört Şahid, Sadece Zina Ettiğini Gördük Derlerse : Hâkimin huzurunda dört şahit sadece bu adamın şu kadınla zina ettiğini gördük derler, fakat bunun keyfiyetini ve mahiyetini anlatmazlar ve «bundan fazlasını da söyliyecek değiliz» derlerse, şahid-likleri kabul olunmaz. Ayni zamanda kendilerine zina iftirasından dolayı hadd de vurulmaz. Çünkü sayıları dördü bulmuştur. Bunun gibi, şahidlerden bir kısmi gördükleri zinâ'nın keyfiyetini vasfedeıv bir kısmı vasfetmezse, yine zina isnad edilen adama vurulmaz. ve şahidlere de ceza verilmez. Çünkü belirtildiği gibi, sayılan dördü bulmuştur.[7] Zina Suçu Dört Şahidle Sübut Bulduğu Gibi Şahsın İkrarıyla Da Sübut Bulur : O halde hâkimin huzurunda adam, «ben falan kadınla zina ettim derse, onun bu ikrarı muteber sayılır ve kendisine zina suçun dan dolayı hadd veya recim gerekir. Hâkimin huzurunda değil de başka bir yerde bunu ikrar eder ve ikrarına dört kişi şahid olursa, bu ikrar muteber sayılmıyacağı gibi, şahidlerin bu husustaki şehadeti de muteber tutulmaz. İsterse bu ikrarını dört defa tekrarlamış olsun, farketmez.[8] Hâkim huzurundaki ikrarın da çok açık olması gerekir. Ve adamın yalan söylediği de ortaya çıkmamış bulunmalıdır. Aksi halde suç sübut bulmaz.[9] Dilsize Zina Suçundan Hadd Gerekir Mi? Sadece işaretle veya yazı ile zina ettiğini ikrar etse bile yine de bu muteber sayılmaz ve kendisine ceza gerekmez. Ancak dört şahit belirtilen Ölçülere göre şehadette bulunurlarsa, o takdirde suç sübut bulur. Fukahadan bir kısmına göre, dilsizin zina ettiğine dair şahidlik te kabul edilmez. Çünkü onun bir şüphe ile bunu yaptığını iddia etmesi sözkonusudur? [10] Bunun gibi dilsiz erkek, dilsiz kadınla zina ettiğini ikrar etse, yine de muteber sayılmıyacağından kendisine hadd gerekmez. Ayni şekilde dilsiz kadının dilsiz bir erkekle iznâ ettiğim ikrar etmesi de haddi gerektirmemektedir.[11] Tenasül Aleti Kesik Bulunduğu Halde Zina Ettiğini İkrar Ederse : Hâkimin huzurunda zina ettiğini ikrar eder, sonra da tenasül aletinin kesik olduğu anlaşılır veya ikrarı yapan kadının tenasül cihazının cinsel temasa müsait olmadığı, kemik başlarının bitişik bulunduğu anlaşılırsa, hadd gerekmez. Bu, İmam Ebû Hanîfe'nin içtihadıdır.[12] İkrar, Kendinde Olduğu Bir Sırada Yapılmalıdır : O takdirde fazla sarhoş olan kifmsenin ikrarı muteber tutulmaz. Sarhoşluğu zail olduktan sonra, aynı ikrarda bulunursa, o takdirde suç sabit olur. [13] İkrar Kaç Defa Olmalıdır? Hanefi imamlarına göre, ergen kimsenin kendi meclislerinden dört mecliste dört defa ikrar etmesi gerekir. Ayni mecliste dört defa İkrarda da bulunsa, bunların hepsi bir ikrar sayılır. [14]Sahih olan da budur. Adam her gün bir defa ikrarda bulunmak suretiyle dört günde dört defa ikrar ederse, o takdirde suç sabit sayılır ve kendisine hadd gerekir. Her ay bir defa ikrar etmesi de böyledir. [15] Hâkim, Zina Ettiğini İkrara Gelen Kimseyi Bundan Vazgeçirmeye Çalışmalıdır : Hâkimin huzuruna çıkıp zina ettiğini ikrar eden kimseyi bu sözünden dönmesi için hâkim uyarır ve huzurundan uzaklaştırılmasını emreder. Bununla beraber yine gelip ikrar eder ve bunu dört defa tekrarlarsa, o takdirde suç sübut bulmuş olur.[16] Sadece Dört Defa İkrar Yeterli Midir? Kişinin gelip dört defa ayrı ayrı ikrarda bulunması kâfi neden olur mu? Hâkim onun bu ikrarından sonra, ne zaman nerede, kiminle nasıl zina ettiğini sorar. Hepsine olumlu cevap alırsa, mesele, yok; şüphe edilirse, üzerinde durulur. Ayrıca evli ve bekâr olduğu sorulur. Şüphe edilirse, tahkik yapılarak sonuca varılır.[17] Zina Ettiğini İkrar Edene Telkinde Bulunmak : Hâkimin huzuruna çıkıp zina ettiğini ikrarda bulunan kimseye bazı telkinlerde bulunmak müstehabdır; bu daha çok bir canın yok edilmemesini, aklî dengesinde bir bozukluğun bulunabilmesi ihtimalinin tesbitini, sinir sisteminin bozukluğu sebebiyle rasgele konuştuğunun anlaşılmasını amaçlar. Bu nedenle hâkimin aşağıdaki telkinlerde bulunmasında yarar görülmüş ve müstehab sayılmıştır : a) Zina etmedin, belki onu öptün değil mi? b) Yoksa nikâhlı karın zannederek mi cinsel temasta bulundun? c) Senin nikâhlı karın değil midir o? d) Sende uyku sersemliği mi var? e) Akli dengende bozukluk mu var? gibi sözler bu cümledendir.[18] Zina Ettiği Kadın Ortada Yoksa : Adam gelip ortada olmayan ve başkası tarafından tanınmayan bir kadınla zina ettiğini ikrar ederse, kendisine hadd vurulması gerekir. Tabii evli ise recmedilir. Bunda istihsan vardır. Adam gelip dört defa ikrarda bulunur, yani falan kadınla zina ettiğini söyler, o kadın da, «hayır, benimle zina etmedi, beni nikahladı» diye iddia- eder veya kadın gelip «falan erkekle zina ettim» diye dört defa ikrarda bulunur, sözünü ettiği 2 dam ise, «hayır, ben bu kadınla evlendim» diye iddiada bulunursa, hiçbirine hadd gerekmez. Ve bu durumda adamın kadına mehr vermesi vâcib olur. Hâkimin gerçeği bilmesi yeterli sebep sayılmaz, yani hükme medar olmaz.[19] HADDİN KEYFİYETİ VE UYGULANMASI Zina suçu ya dört şahidin şehadetiyle, ya da zâninin dört defa ikrarıyla sübut bulduktan sonra HADD cezası gerekir. Zina edenler evli iseler, doğrudan recmedilirler. Evli olmanın ölçüsü ise : Kişinin hür, âkil, baliğ ve Müslüman bulunması, hür bir kadınla sahih bir nikâhla evli olup onunla cinsel temasta bulunması gerekir. Aksi halde kendisine yüz değnek vurulur, recmedümez. Tabii âkil ya da baliğ değilse hadd kendiliğinden düşer. Evlendiktan sonra mehri gerektiren sahih bir halvette bulunmak ta yeterli değildir. Bu durumda olan kimse, bekâr sayılır ve ona göre hadd ceza uygulanır. Fâsid bir nikâhla evlenip cinsel temasta bulunan kimse de zina konusunda bekâr sayılır. Bunun gibi, Müslüman bir erkek gayr-i müslim bir kadınla şâ-hidsiz nikahlanır ve onunla cinsel temasta bulunur, sonra da zina suçu sabit olursa, bu durumda bekâr sayılır, ona göre hadd cezası uygulanır. iki gayr-i müslim evli bulundukları halde zina ederler ve sonra İslâm'a girerlerse, bunlar da bekâr hükmünde sayılır. Müslüman bir erkekle Müslüman bir kadın evü bulunurlar ve sonra elinden dönerlerse, evlilikleri hükümsüz sayılır. Bu durumda tekrar İslâm'a dönerlerse, cinsel temasta bulunmadıkları sürece bekâr hükmündedirler; bu durumda zina suçu işler ve bu dört şahit veya kendi ikrarlanyla sabit olursa, bekârlara uygulanan hadd uygulanır.[20] Evlilik sübut bulduktan sonra kişi cinnet getirir veya bunarsa, o takdirde zina ettiği takdirde bekârlara uygulanan hadd uygulanır. Cinnet veya bunaklık zail olursa, yine evli kişiler mi sayılırlar? Bu hususta imamların farklı görüşü vardır: İmam Ebû Yusuf a göre, tekrar karısıyla cinsel temasta bulunmadığı sürece bekâr hükmüne tabidir. Diğer imamlara göre, cinsel temasta bulunsun bulunmasın, cinnet veya bunaklık kalktıktan sonra evli sayılır ve o hükme göre -şayet zina suçu işlerse- yargılanır.[21] Bir Kimsenin Evliliği Ne İle Sabit Olur? Günümüzde resmî nikâhları olup olmadığına bakılır. Ancak İslâm Hukukuna göre, sadece böyle bir kayıtla yetinilmez, ya şahsın kendisi evli olduğunu ikrar eder, ya da iki erkek veya bir erkek iki kadın şehadette bulunurlar. O takdirde şahsın evli olduğuna hükmedilir.[22] Belirtilen şartlar sübut bulduktan sonra adam evli bulunduğu kadınla henüz cinsel temasta bulunmadığım iddia eder ve kadın da o adamdan olduğu geçen süreyle anlaşılan bir çocuk doğurursa şer'-an adam evli sayılır ve bu durumda zina suçu sübut bulmuşsa, evlilere uygulanan hadd gerekir.[23] Adam kadınla evlendikten sonra onu boşar ve «onunla cinsel temasta bulundum» der, kadın da «bulunmadı» derse, bu durumda o süre içinde meydana gelen bir zina suçu varsa, adam evliler, kadın da bekârlar hükmüne girer. îslâm fıkhına göre, nikâhlısı olmayan kadına dübüründen yaklaşırsa, zina sayılmaz, ancak büyük bir günah kabul edilir ve ona göre, ceza verilir.[24] Recm Cezası Uygulanırken : Recm cezası uygulanırken Müslümanlardan bir cemaatin de buna hazır olması sağlanır. Çünkü görenlerin ibret alması ve bu tür fuhşiyata yanaşmanın çok tehlikeli olduğunun sergilenmesi hukukun uygulanma hikmetine daha uygun düşer. [25] Şâhidlerin Recm Uygulanırken Taş Atmaktan Kalınmaları Halinde : Kişinin zina ettiği dört şahidin şehadetiyle sübut bulduktan sonra, recm cezası uygulamasına geçilince, önce şâhidlerin taş atması emredilir. Şayet onlar bundan kaçınacak olurlarsa, hadd kendiliğinden düşer. Bu durumda şâhidlere de hadd tatbik edilmez. Çünkü mü-cerred kaçınmaları şahidlikten rücu' ettiklerinde açık bir kanıt sayılmaz. [26]Şahidlerden birinin veya ikisinin de taş atmaktan kaçınması halinde hüküm böyledir.[27] Bu, insanlara verilecek ağır cezayı hemen uygulamama hususu-sunda rahmet dolu bir fetvadır. Diğer hadlerde cezanın tatbikinde önce imamın veya şâhidlerin haddi yerine getirmeleri emredilmez. Bu sadece recm cezasının uygulanmasına mahsustur. Hadd cezası uygulanmadan önce şahidlerden biri veya bir1 kaç tanesi şahidlik ehliyetini kaybeder, örneğin dinden döner veya iki gözünü ya da konuşma melekesini kaybederse, o takdirde hadd düşer. Eecm olayı gerçekleştikten sonra ölen kişi yıkanır, kefenlenir ve namazı kılınarak defnedilir. Zina eden ve suçu sübut bulan kişi bekâr olursa, o takdirde kendisine yüz değnek vurulur. Değnek te budak tümseklerinin bulunmaması ve yara açmıyacak biçimde vurulması şarttır. Yüz değnekten fazla vurulması caiz değildir.[28] Hasta Olan Kimseye Hadd Vurulur Mu? Zina suçu sabit olduktan sonra adam hastalanırsa, o takdirde bekâr ise yüz değnek cezası, iyileşinceye kadar geciktirilir. Evli ise bu yüzden recmedilmesi gerekiyorsa, bekletilmesine gerek yoktur. Yakalandığı hastalık iyileşmesi umulmayan türden ise, adam da iyice zayıflayıp güçten düşmüşse, o takdirde üzerinde yüz çubuk bulunan bir hurma ağacı salkımı vurulur ve her çubuğun vücuda dokunmasına dikkat edilir.[29] Lohusa kadın da hasta gibi kabul edilir ve ona göre işlem yapılir. Ayhalinde bulunan kadın ise, sağlam kimse kabul edilir ve ona göre ceza uygulanır. [30] Gebe Kadının Cezası Hemen Uygulanır Mı? Zina suçu sabit görülen gebe kadın, doğum yapmadıkça cezası tatbik edilmez. Ancak doğum yapıncaya kadar tutuklu bulundurulur. Doğumdan sonra, bekâr ise, yüz değnek vurulması için lohusahk süresinin dolması beklenir. Evli ise, bekletilmesine gerek yok, recm-edilir. Kadın zina ettiğini kendisi ikrar ederse, doğum yapıncaya kadar tutuklu kalmasına gerek yoktur.[31] ZİNA ETTİĞİNE ŞÂHİDLİKTE BULUNMAK Zina suçunun sübut bulması için, yukarıda da belirttiğimiz gibi, ya kişinin dört defa ayrı meclislerde onu ikrar etmesi, ya da hür olan dört erkeğin şehadette bulunması gerektir.[32] Belirtilen vasıfta dört kişi değil de üç ya da iki kişi gelip şahid-likte bulunursa, şahidlikleri kabul edilmez ve her birine zina iftirasından dolayı seksener değnek vurulur. Bu, iftiranın cezasıdır ki affedilmez. İslâm Fıkhında terim olarak buna Hadd-İ Kazf denilir. Dört erkek bir araya gelip hâkimin huzuruna çıkıp zina isnâd ettikleri kimse aleyhine şehadette bulunmak isterlerken bunlardan biri şahidlikte bulunmaktan vazgeçerse, geriye kalan üç kişiye, yine zina iftirasından dolayı seksener değnek ceza uygulanır.[33] Bunun gibi, gelen dört şahitten üçü, «biz bu erkekle bu kadının zina ettiklerini gözümüzle gördük» derler, biri ise, ben sadece onları bir yorgan altında gördüm derse, suç sabit görülmez ve diğer üç kişiye ceza. uygulanır. Çünkü zina şahidliğinde, her şahidin mutlaka zina edenleri tam fiil halinde gözleriyle görmeleri ve bu şekil şehadette bulunmaları gerekir.[34] Dört Şahidin De Ayni.Mecliste Şahidlik Yapması : Hanefî fukahasına göre, dört şahidin de ayni mecliste şehadette bulunması şarttır. Ayrı ayrı meclislerde şahidlikte bulunurlarsa, kabul edilmez ve her birine Had-Î kazf cezası uygulanır.[35] Ayni mecliste hep bir arada değil de birer birer girip şahidlik eder, biri çıkınca diğeri girerse, bu şekil bir şahidlik dajmam Mu-hammed'e göre, muteber sayılmaz ve bu yüzden şahidlere ceza verilmesi gerekir- Çünkü hepsinin toplu halde aynı mecliste bulunması şarttır.[36] Dört Şahidden İkisi Zinayı Gördüklerine İkisi De Zina Eden Şahsın Bunu İkrar Ettiğine Şehadette Bulunurlarsa : Zina suçunu isbat hususunda dört kişi hâkimin huzuruna çıkar, bunlardan ikisi, «Biz sözü edilen erkekle kadının zina ettiklerini ve fiil halinde bulunduklarını gözlerimizle gördük» derken, diğer ikisi, biz gözlerimizle görmedik, ama zina eden adam, zina ettiğini bizim yanımızda ikrar etti» derlerse, suç sabit olmıyacağı gibi, şahidlere Hadd-İ Kazf cezası da uygulanmaz. Ama üçü zina suçunu gözleriyle gördüklerine, biri de zina edenin bunu ikrar ettiğine şahidlik ederlerse, o takdirde üç kişiye, zina iftirasında bulunduklarından dolayı ceza uygulanır. Dört şâhid hâkime gelip falan adamın, tanıyamadıkları bir kadınla zina ettiğine şahidlik ederlerse, bu kabul edilmiyeceği için zina ettiği iddia edilen adama hadd gerekmez. Dört şahid, adamın, tanıyamadıkları bir kadınla zina ettiğini söyledikten bir süre sonra kadını tanıdıklarını söyleseler bile, zina isnad edilen adama ceza uygulanmaz. Çünkü durum şüphelidir ve şüphe ile amel etmek caiz değildir. Dört şahid hâkimin huzuruna çıkıp, bunlardan ikisi, «Biz şu kadınla şu erkeği Fethiye mahallesinde zina ederken gözlerimizle gördük» derken diğer ikisi de, ayni kadınla ayni erkeği göstererek, biz de bu ikisinin Gümüşsü mahallesinde zina ettiklerini gözlerimizle gördük», derse, suç sabit görülmez ve şahidlere de ceza gerekmez. Bunda istihsan vardır. Çünkü kıyasa göre, hadd-i kazf gerekir. Değişik evlerde zina ettiklerim söyleyecek olsalar, hüküm yine böy-le.dir. Bunun gibi, ikisi cuma günü gördüklerini, ikisi de cumartesi günü gördüklerini söylerse, şahidlikleri kabul olunmaz ve hiç kimseye de bir ceza verimez.[37] Hâkimin huzuruna sekiz adam çıkıp, dördü, «biz falan erkekle falan kadını Yukarı Köyde şu gün, şu saatte zina ederken gördük» diye şehadette bulunurken, diğer dört kişi ise, «Biz de bunların sözünü ettiği falan erkekle falan kadını ayni gün, ayni saatte Aşağı Köyde zina ederken gördük derlerse, hiçbirinin şahidliği kabul olunmaz ve ceza da gerekmez.[38] Dört kişi belli bir adamın zina ettiğine ittifakla şahidlikte bulunur, ancak kadın hakkında şüpheye düşerlerse, veya zina ettikleri yerde farklı yer üzerinde dururlarsa, şahidlikleri hükümsüz kalır ve ceza da gerekmez.[39] Zina edenlerin elbiselerinin renginde, biçiminde, uzunluk ve kısalığında farklı tesbitlerle şahidlikte bulununurlarsa, bu tür ihtilaflara itibar edilmez ve suç sübut bulur. Dört şâhid şehadette bulunduktan ve hüküm yerine getirildikten sonra şâhidlikteiı rücu' ederlerse, her birine hem seksener değnek vurulur, hem bir adam recmedildiği için diyet ödemeleri gerekir.[40] Dördü erkek, dördü kadın olmak üzere sekiz kişi bir adamın zina ettiğini iddia edip şahidlikte bulunurlar, adam da bekâr olduğu için kendisine yüz değnek vurulur ve sonra bunların hepsi şahidldkten rücu' ederlerse, erkeklere seksener değnek ceza uygulanır, kadınlara ceza verilmez. Ama henüz zina isnad ettikleri adama yüz değnek vurulmadan şahidlikten rücu' ederlerse, hepsine de seksener değnek hadd-î kazf uygulanır.[41] Altı kişi şehadette bulunduğu için adam recmedildikten sonra bunlardan ikisi şehadetten rucu' ederse, bir şey gerekmez. Ama üç kişi rucu' ederse, diyetin dörtte birini vermeleri gerekir ve rücu' edenlere seksener değnek vurulur. Bu, îmam Ebû Hanîfe ile îmam Ebû Yusuf'a göredir. Dört şahid şehadette bulunduktan sonra kadm, «bu erkek bana zorla tecavüzde bulundu» diye iddia eder, şahidler ise, «hayır kp.dm hiçbir zorlama olmaksızın bununla zina etti derlerse, şahidlerin sözüne itibar edilir. Adam gelip beüi bir kadınla zina ettiğini ikrar eder ve sonra kadın gelir, o da ayni şeyi ikrar ederse, ister bu geliş adama hadd tatbik edildikten önce, ister sonra olsun, farketmez, ona da hadd uygulanır. [42] [1] El-Muhit - Radıyüddin Serahsî - Fetavâ-yi Hindiyye. [2] El-Mebsut - Şemsü'l-Eimme Serahsî - Fetava-yi Hindiyye. Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/169. [3] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/169-170. [4] EI-Muhit - Radıyüddin Serahsî - Fetâv4-yi Hindiyye. Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/170. [5] Et-Tebyîn – Zeylaâ. Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/170. [6] El-Muhit - Radıyüddin Serahsî - Fetâvâ-yi Kaadıhan. Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/170. [7] El-Mebsut - Şemsü'l-Eimme Serahsî. Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/170-171. [8] Et-Tebyİn - Zeylai Fetâvâ-yi Hindiyye. [9] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/171. [10] Nehru'l-Ffiik - îbn Nüceym. [11] Fethü'l-Kadîr - Kemal îbn Hümam. Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/171. [12] Nehrü'1-Fâik - îbn Nüceym. Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/171. [13] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/172. [14] El-Hidâye - Merğinani - Siracü'l-Vehhac – Halvanî. [15] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/172. [16] El-Muhit - Radıyüddin Serahsî. Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/172. [17] Et-Tebyin = Zeylaâ. Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/172. [18] Bahrirâik - tbn Nüceym. Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/172-173. [19] El-Kâfî - Burhanaddin Mahmud. Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/173. [20] Fethü'l-Kacür - Kemal îbn Hümam. [21] Bahrirâik - îbn Nüceym - Fetâvâ-yi Hindiyye. Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/173-174. [22] Hizanetü'l-Müftîn - El-Mebsut - Şemsü'l-Eimme Serahsî. [23] Et-Tebyin - Zeylaî - Fetâvâ-yi Hindiyye. [24] Fetâvâ-yi Hindiyye. Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/174. [25] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/174-175. [26] Fethü'l-Kadir - Kemal Îbn Hümam. [27] Et-Teybin – Zeylai. [28] El-Kâfi - Burhaneddin Mahmud. Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/175. [29] Fethü'LKadir - Kemal b. Hümam - Fetâvâ-yi Hindiyye. [30] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/175-176. [31] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/176. [32] Şerh-ü Tahavî. [33] El-Muhit - Radıyüddin Serahsi. [34] Şerh-i Tahavî. Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/176. [35] El-Kâfi - Hakün-i Şehid Mervezi. [36] Fetava-yi Kaadıhan. Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/176-177. [37] Fetâvâ-yi Kaadıhan - Fetavâ-yi Hindiyye. [38] Nehrii'l-Fâik - İbn Nüceyro. [39] El-Mebsut - Radıyüddin Serahsî. [40] Fetâvâ-yi Kaadihan. [41] El-Muhit - Radıyüddin Serahsî. [42] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/177-178. |
||||||||||
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| hukumler, ilgili, zina |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
|
|
WEZ Format +3. Şuan Saat: 01:07 PM.