Hz Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor

Hz Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor "Resulullah aleyhissalâtu vesselam'la birlikte Zâtu'r-Rikâ' gazvesine çıktık. Askerlerden bir kişi, müşriklerden birinin hanımına temasta bulundu. Kocası da:

"Muhammed'in Ashabından kan dökmeden geri dönmeyeceğim'' diye yemin etti. Evinden çıkıp Resulullah aleyhissalâtu vesselâm'ı tâkibe koyuldu. Resulullah aleyhissalâtu vesselâm bir yerde mola verdi ve:

"Kim bizi nöbet tutup koruyacak?'' diye sordu. Muhacir ve Ensâr'dan birer adam vazifeyi üzerlerine aldılar. ResuIullah aleyhissalâtu vesselâm, bunlara:

"Şu geçidin girişini tutun orada bekleyin!'' diye ferman buyurdu.

Bu iki zat, geçidin ağzına gelince muhacirden olanı yattı. Ensâri de namaz kılmaya başladı.

Derken tâkipçi adam da oraya geldi. Namazdaki nöbetçinin silüetini görünce anladı ki, bu, askerlerin koruyucusudur, derhal bir ok attı ve ok, eliyle koymuşcasına hedefini buldu. Ensari oku çıkarıp namazına devam etti. Müşrik isabet ettiremedim düşüncesiyle atmaya devam etti. Öyle ki üçüncü okunu da attı. Ensâri de yaraya aldırmadan aynı şekilde namazına devam etti. Bir müddet sonra arkadaşı uyandı. Müşrik bunların iki kişi olduğunu görünce yerinin farkına vardıklarını anladı ve kaçtı.

Muhâcirden olan zât, Ensari arkadaşındaki kanı görünce:

"Sübhânallah! Sana ilk oku atınca beni niye uyandırmadın?" diye sordu. Arkadaşı:

"Öyle bir sure okuyordum ki, kesmek istemedim'' diye cevapladı.''

Ebu Dâvud, Tahâret 79, (198).