+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
1 sonuçtan 1 ile 1 arası
Like Tree1Beğeniler
  • 1 Post By EMRE CAN

İhlas’ı batırın' talimatı

 Islamseli.Net Katagorisinde ve  Haftanın Konusu Forumunda Bulunan  İhlas’ı batırın' talimatı Konusunu Görüntülemektesiniz.=>İhlas’ı batırın' talimatı 21 yıl sonra 21 darbeciyi müebbet hapse mahkûm eden mahkeme, 28 Şubat’ın gerekçeli kararında dindarlara karşı yürütülen kirli savaşa ı şık tutup tarihe not düştü. Buna göre dini hassasiyeti ağır basan şirketlerin irtica ile mücadele kılıfı altında yalan, iftira, baskı, zorlama ve sindirme ile bitirilmesi emrini veren ...

  1. #1
    Status
    Offline
    EMRE CAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üst Düzey Yönetici
    Üyelik tarihi
    Dec 2015
    Mesajlar
    273
    Tecrübe Puanı
    3

    Standart İhlas’ı batırın' talimatı

    İhlas’ı batırın' talimatı



    İhlas’ı batırın' talimatı
    21 yıl sonra 21 darbeciyi müebbet hapse mahkûm eden mahkeme, 28 Şubat’ın gerekçeli kararında dindarlara karşı yürütülen kirli savaşa ışık tutup tarihe not düştü. Buna göre dini hassasiyeti ağır basan şirketlerin irtica ile mücadele kılıfı altında yalan, iftira, baskı, zorlama ve sindirme ile bitirilmesi emrini veren cunta, en başa İhlas Holding’i koydu.
    EBRU KARATOSUN
    Nisan ayında karara bağlanan 28 Şubat davasında ağırlaştırılmış müebbete mahkûm olan 21 darbeci, ilerlemiş yaşları gözetilerek serbest bırakıldı. Cuntanın mağdur ettiği, gözüyaşlı yüzbinlerce kişinin hakkı ise mahşere kaldı. Beş yıl süren 28 Şubat davasının gerekçeli kararında, darbecilerin başta İhlas Holding olmak üzere, muhafazakârların üstüne nasıl çöktüğü tek tek anlatıldı.
    Üç bin 833 sayfadan oluşan kararda, darbecilerin ve onlara yardım edenlerin ‘bin yıl sürecek’ dedikleri baskı sürecinde işledikleri suçlar, niyetleri ve bağlantıları ortaya döküldü.
    Mahkeme kayıtlarına göre İhlas’ı, “engellenmesi gereken şirketler” listesinin başına koyan darbeciler “TGRT gibi görsel ve işitsel basının çok yakından takip edilmesi, tekzip, yalanlama, yargıya başvurma gibi önlemlerin alınması” gerektiği talimatını verdi.

    AMBARGO İLE YOK EDİN
    Eylül 1997 tarihli, 89 sayfadan oluşan “gizli” ibareli belgede yer alan şu satırlar dönemin generallerinin “irticaya karşı alınması gereken tedbirler” bahanesiyle dindarlara nasıl hayat hakkı tanımadığını gösterdi: “Siyasi İslam’a maddi destek sağladığı iddia edilen Kombassan, İhlas, Yimpaş gibi şirketler yakın takibe alınmalı. Büyük şirketler yanında, siyasi İslama maddi destek sağlayan, küçük şirket ve işadamları tek tek saptanıp gereği yapılmalıdır. …ambargo uygulanarak etkisiz hâle getirilmelidir.”

    YALAN VE İFTİRA ATIN
    Büyük harflerle “Medya mutlaka organize edilmeli ve kullanılmalıdır” denilen tutunaklarda “İslamî hareketin liderleri hakkında dezenformasyon uygulanmalıdır. Gerektiğinde baskı, zorlama, sindirme, pasifizasyon, yalan, iftira, inkar (Hakaret ve küfür hariç) gibi yöntemlerlle mücadele etmeliyiz. Mücadele savunmadan çok taarruz şeklinde olmalı, karşı taraf savunmada bırakılmalıdır. RP (Refah Partisi) kendisini devamlı savunma yapmak durumunda hissetmeli ve bırakılmalıdır” sözleriyle, her yolun denenmesi gerektiği sıralandı.

    İMAM HATİPLER BATAKLIK
    Batı Çalışma Grubu’nu oluşturanlar hedeflerini şöyle anlattı: “Esas amaç, sivrisinekleri yoketmek değil, bataklığı kurutmak olmalıdır. Bataklık ise imam hatip okulları ve kuran kurslarıdır. TSK ve MGK geri planda kalarak, organize etme, takip etme, baskı yapma, zorlama ve ısrarcı olma şeklideki tavırlarına devam etmelidir. Daha çok siyasi İslamın halkı nasıl kandırdığı, nasıl yalan söyledikleri, ırz düşmanlıkları, hırsızlıkları ve anayasal çizgiyi nasıl zorladıkları gibi motifler ön plana çıkarılmalıdır. Siyasi İslam PKK kadar tehlikeli olduğundan, onunla mücadele yöntemleri de PKK yöntemlerine benzer olmalıdır.”

    ‘YÖNTEM’İ DE BULMUŞLAR
    Generaller, muhafazakarları yıldırmak için TRT’de Ertürk Yöntem’in hazırlayıp sunduğu ve PKK ile mücadelenin anlatıldığı “Anadolu’dan Görünüm” tarzında programlar yapılmasını istedi.
    Gerekçeli kararda yer alan belgede darbecilerin “İhlas, Ülker, Yimpaş ve Beğendik gibi holding ve finans kuruluşlarının takip edilmesi, bunların askerî ihalelere girmemesi, askerlere alışveriş yaptırılmaması” gibi isteklerde bulunduğu ortaya çıktı. Darbeciler dediklerini yaptı. Kombassan ve Yimpaş batırıldı. İhlas Finans’a el kondu, FETÖ şirketlerinin yolu açıldı. İhlas Holding bütün engellemelere rağmen yoluna devam etti.

    İHRAÇ EDİLMELERİ BİLE ONLARA YETMEDİ
    YAŞ kararlarıyla TSK’dan atılan vatansever askerlere en çok İhlas Holding sahip çıktı. Bu durumu not eden darbeciler, Refah Partili belediyelerin yaptığı toplu sünneti fişlerken “Törene TGRT’deki sanatçılar katıldı” diye rapor tuttu.

    Hükûmeti devirmek için BÇG’yi kurdular
    Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 28 Şubatla ilgili gerekçeli kararında, Batı Çalışma Grubu’nun (BÇG) 54. hükûmeti düşürmek amacıyla faaliyet yürüttüğü ifade edildi. Kararda “Dava konusu olayda, hükûmeti cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etme eylemini gerçekleştirmek üzere, bir kısım sanıkların önceden gizlice ittifak etmiş oldukları anlaşılmaktadır. Sanıklardan dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı ve Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir’in 54. hükûmetin düşürülmesine yönelik tüm faaliyetlerden bilgileri olduğuna, suça iştirakleri konusunda mahkeme tam bir vicdani kanaate varmıştır’’denildi.

    FİŞLEMELER YAPTILAR
    Mahkemenin tespitine göre, BÇG’nin anayasa ve kanunda teşkilatlanmasının yoktu ve hükûmetin bilgisi dışında kurulmuştu. Son toplantısını 54. Cumhuriyet Hükûmeti’nin 18 Haziran 1997’de istifa ettirilmesinden önce 16 Haziran 1997’de “Batı Çalışma Grubu Toplantısı” adı altında yaptı. Bu tarihten sonra toplantının adı “İç Güvenlik Toplantısı” diye değiştirildi. Yazışmalardaki ve mesaj formundaki gizlilik derecesi “gizli”den “hizmete özel” derecesine düşürüldü. BÇG ile algı operasyonu yapan generaller, siyasi partilere, milletvekillerine ve meclise anayasal ve yasal görevleri olmamasına rağmen baskı uyguladı. İllegal fişlemeler yapan cunta, psikolojik harekâtta basını kullandı. Hükûmete karşı mitingler düzenletti. Refah Partili siyasetçiler hakkında olumsuz haber yaptırdı. Hain görev, hükûmetin istifasına kadar sürdü.

    Sanal irtica haberleriyle gündemi belirlediler
    Türkiye’nin geleceğini çalan 28 Şubat postmodern darbenin en önemli ayaklarından birini cunta medyası oluşturdu. Askerler, yargı önüne çıktı. Ancak darbeye çanak tutan medyadan hesap sorulmadı.
    28 Şubat davasının gerekçeli kararında medya kuruluşlarının, bazı siyasetçilerin, beşli çete de denilen sivil toplum kuruluşlarının darbede aktif olduğu vurgulandı.
    Gerekçede yer alan detaylar özetle şöyle: Meslek ilkelerini askıya alarak 28 Şubat darbesinin gerçekleştirilmesine sınırsız lojistik destek veren, çok sayıda görüntülü, sesli, yazılı, medya kuruluşu ve medya mensubu, Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının taleplerine ve talimatlarına uygun haberler üretti. Gerçek olmayan haberler yayınladılar, gerçek olan haberleri gizlediler, sanal irtica haberleriyle gündem oluşturmaya çalıştılar.
    28 Şubat darbesinin gerçekleşmesinde, dönemin Hürriyet Gazetesi Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, Sabah Gazetesi Yayın Yönetmeni Ergun Babahan, Yazı İşleri Müdürü Erdal Şafak, Milliyet Gazetesi Yayın Yönetmeni Derya Sazak başta olmak üzere çok sayıda gazeteci ile radyo ve te- levizyon program yapımcıları çok önemli bir rol oynadı. Eğer medya desteği olmasaydı, 28 Şubat darbesi gerçekleşmezdi. Bu darbe sürecinde, komutanların talimatıyla manşetler atanlar, haberler yapanlar, anayasayı ilga ve hükûmeti düşürme suçlarının şerikleridir (ortaklarıdır).

    15 Temmuz ile 28 Şubat aynı
    28 Şubat davasının gerekçeli kararında, yargının o dönem görevini yerine getirmediğine atıf yapıldı. Kararda “Eğer yargı, görevini yerine getirebilseydi, 28 Şubat darbesini planlayanlar, planlarını uygulamaya koyamaz, 28 Şubat darbesi de başarılı olamazdı. 28 Şubat darbesini gerçekleştirenler, yargıyı teslim aldığı için, yargı mensuplarının çoğu, darbecilerin taleplerine uymak zorunda kalmışlardır. Darbecilere açıkça destek veren yargı mensupları, bu suça iştirak sebebiyle sorumludur” denildi. Mahkeme, 15 Temmuz darbe girişimiyle ile 28 Şubat’ın birbirine çok benzediğine, ikisinde de darbecilere ordu, emniyet, yargı, medya, sermaye, sivil toplum ve üniversite desteğinin verildiğine işaret etti. Kararda özetle “15 Temmuz darbe teşebbüsünden iki buçuk yıl önceden FETÖ ile mücadelenin başlaması ve büyük bir ivme kazanması, kamu kurumları içinde örgütlenen cunta yapılanması aleyhine yüzlerce kamu davası açılmış olması sebebiyle kalkışma başarılı olamamıştır” denildi.













    [/COLOR]

    Konu EMRE CAN tarafından (07-06-2018 Saat 08:11 PM ) değiştirilmiştir.

+ Cevap Ver

Hızlı Cevap Hızlı Cevap

Giriş yapmak için Buraya tıklayın


Rabbin kim? (Cevabı Büyük Harfle Yazınız)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278