Evliyânın yardımı

1- Mektubunuzda "Evliyâ yardım edebiliyorsa, ne diye Bosna'ya, Keşmir'e yardım etmiyor? Eğer evliyânın yardım etmeye gücü yetseydi, müslümanlar dünyada perişan olmazdı." diyorsunuz. Siz evliyânın gücünden şüpheleniyorsunuz ki böyle bir suâl soruyorsunuz. Biz Allahü teâlânın gücünün sonsuz olduğunda ve O'nun peygamberlerine ve evliyâsına verdiği güçlerden hiç şüphe etmiyoruz. Allah, her şeye gücü yettiği halde, niye Bosna'ya, Keşmir'e yardım etmiyor? (Allahın gücü yetseydi, müslümanlar perişan olmazdı.) diyemiyeceğinize göre, Allahın yardım etmeyişinin de elbette sebepleri vardır. Evliyânın, peygamberin yardım etmesi de ancak Allahın izni ile olur. O izin vermezse nasıl yardım edebilir? O izin verince de kim mâni olabilir?Evliyâ, enbiyâ yaratıcı değildir. Allahü teâlâ istenilen şeyi onların hürmetine yaratır. Yâni onlar vesîledir, sebeptir. Cenâb-ı Hak, her şeyi yoktan yarattığı hâlde, yaratmasına ba'zı şeyleri sebep kılmıştır. Meselâ Âdem aleyhisselâmı ana-babasız yaratmış; fakat çamuru vesîle kılmıştır. Bütün çocukları yaratan da Allahü teâlâdır. Fakat çocukların yaratılması için, ana-babayı vesîle kılmıştır. Âdem aleyhisselâmı yarattığı gibi, bütün insanları da ana-babasız yaratabilirdi. Fakat ana-babayı vesîle kılmıştır. Onun âdeti böyledir. Onun için Kur'ân-ı kerîmde, (Allaha yaklaşmak için vesîle arayınız!) buyuruluyor. (Mâide 35)
Sebebe Yapışıp Duâ Etmeli
(Hadîka)da (Ölülerden, rûhlardan birşeyi isterken, yâni sebeplere yapışırken bu işleri sebeplerin değil, Allahü teâlânın yaptığına inanmalı.) buyuruluyor. Sebebe yapışan kimse, dileğini Allahü teâlâdan bekliyor. Allahü teâlâdan çocuk istiyen kimsenin, sebeplere yapışması, evlenmesi lâzımdır. Evlenmeden (Yâ Rabbî bana çocuk ver.) demek, doğru değildir. Sebeplere yapışarak duâ etmelidir!
2- Kâfirlerin, putların şefâ'at hakkı yoktur. Enbiyâ ve evliyâ, melâike, ulemâ, şühedâ ve daha başkaları Allahın izni ile şefâ'at edecektir. Şefâ'ati Mu'tezîle ve Necdîler inkâr eder.
3- Allahü teâla, (Sadece bana itâ'at edin.) demiyor. (Bana ve Resûlüme itâ'at edin.) ve (Resûlümün emrettiğini yapın, nehyettiğinden sakının!) buyuruyor. Resûlü de, (Vârislerim olan âlimlere tâbi olun!) buyuruyor. Biz de Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiklerini yazıyoruz, bunlara birşey ilâve etmiyoruz.
Evlilik ve duâ
Suâl: Evlilik hakkındaki duâlarımın kabûl olmayışının sebebi nedir?
Cevap: Her gencin evlenmek istemesi normaldir. Ancak her evlilik mutlaka hayırlı olur mu? Çok az da olsa, evlilik bir kimsenin dünya ve âhıret felâketine sebep olabilir. Ne olursa olsun evlenmeyi değil de, mutlaka hayırlı olanını istemelidir. Hayırsız bir evlilik yerine bekârlığı tercih etmelidir! Âhırette herkes evlenecek, hiç bekâr kalmıyacaktır. Esâs hayat, âhıret hayatıdır. Debdebeli bir hayat sürülse de, dünya geçicidir. Âkıllı, âhıretini kazanmaya çalışır. (Yâ Rabbî evlilik hakkımda hayırlı ise nasîb et) diye duâ etmelidir! Kur'ân-ı kerîmde, (Duâ edin, duânızı kabûl ederim.) buyuruluyor. (Mü'min 60) Hadîs-i şerîfte ise (Rabbiniz elbette kerîmdir. Kendine açılan elleri boş çevirmekten hayâ eder.) buyuruldu. (Tirmizî)
Duânın kabûl edileceği âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîflerle bildirildiğine göre, (Dûalarım kabûl olmuyor.) demek doğru değildir. Çünkü cenâb-ı Hak, duâ edenin ellerini boş çevirmiyeceğine göre, ya günâhları affolur veya kendisine gelecek bir belâ önlemiş olur. Yâhut duâsı âhırete tehir edilir. Yâni duâsının karşılığını âhırette alır. Allahü teâlâ, kıyâmet günü dünyada duâsını hemen kabûl etmediği kuluna, (Sen dünyada iken duâ etmiş idin, şimdi o duâna karşılık olarak şu sevâbları veriyorum.) buyuracak, o kadar çok sevâb verecek ki, o kimse, (Keşke dünyada hiçbir isteğim kabûl edilmeseydi de, bugün onların karşılıklarını görseydim.) diyecektir. (T. Gâfilîn)
Duâ Günâhlara Keffârettir
Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
(Duâ, işlenen günâhlara keffârettir.) [İbni Hibbân]
(Duâ edene Allahü teâlâ şu üç şeyden birini verir: Yâ duâsını kabûl eder veya âhırete erteler, yâhut ona gelecek belâyı önler.) [Deylemî]
İstenilen şeyin olmaması, duânın kabûl olmadığını göstermez. Onun için duâya devam etmelidir! Duânın kabûlünün gecikmesinin başka sebepleri de vardır. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
(Mü'min duâ edince, Allahü teâlâ, Cebrâil'e, "Ben onu seviyorum, isteğini hemen yerine getirme!" Fâcir duâ edince de "Ben onun sesini sevmiyorum. İsteğini hemen yerine getir." buyurur.) [İbni Neccâr]
Şu hâlde, duânın kabûlünün gecikmesi zararlı değildir. Duâyı ganîmet bilmelidir. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: (Duânın efdali, dünya ve âhıret için af ve âfiyet istemektir. Bu ikisine kavuşan, kurtuluşa ermiş demektir.) [İbni Mâce]
Allahü teâlâ, ni'metlerini çeşitli sebeplerle göndermektedir. Meselâ belâları def etmek, faydalı şeyleri vermek için duâyı sebep kılmıştır. Duâların kabûl edilmesi için de ba'zı şartlar vardır. Bu şartlara riâyet etmeden duânın kabûlünü beklemek uygun olmaz. Çünkü hadîs-i şerîfte, (Çalışmadan duâ eden, silahsız harbe giden gibidir.) buyuruldu. (Deylemî)
Önce çalışmak, sonra duâ dinin esâsı!
Kabûl edilir ancak, çalışanın duâsı!
Duanın kabul şartları
Bu şartlardan birkaçı şöyle:
1- Düzgün bir îmâna sahip olmalı. (Ferâid)
2- Farzları yapıp harâmlardan sakınmalıdır! Hadîs-i şerîflerde, (Duânın kabûl olması için helâl lokma yiyin!), (Harâm yiyenin duâsı kabûl olmaz.), (Harâmdan sakının, çünkü bir lokma harâm yiyenin kırk gün duâsı kabûl olmaz.) buyuruluyor. (R. Nasıhîn)
3- Duâ, gafletten uzak, uyanık kalb ile yapılmalıdır! Hadîs-i şerîfte, (Kabûl edileceğine inanarak duâ edin! Allahü teâlâ, gafletle yapılan duâyı kabûl etmez.) buyuruldu. (Tirmizî)
4- Cum'a günü, seher vakti gibi şerefli vakitleri fırsat bilmeli! Rabbimiz, seher vakti, (Duâ eden yok mu kabûl edeyim!) buyurur. Şerefli hâllerde, meselâ yağmur yağarken, oruçlu veya hasta iken duâ etmeli! Hadîs-i şerîfte, (Dertli mü'minin duâsını ganîmet bilin!) buyuruldu. (Ebûşşeyh)
5- Sadece belâ ânında değil, her zaman duâ etmelidir. Hadîs-i şerîfte, (Sıkıntılı ânında duâsının kabûl edilmesini isteyen, rahat iken çok duâ etsin!) buyuruldu. (Tirmizî)
6- Duâya, hamd ve salevâtla başlamalı, sonunu da böyle bitirmelidir! Hadîs-i şerîfte, (Duâ ederken önce Allahü teâlâya hamd et, sonra bana salevât getir, sonra duâ et!) buyuruldu. (Nesâî)
7- Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsı ile duâ etmelidir. Hadîs-i şerîfte, (Yûnüs aleyhisselâmın balığın karnında ettiği duâyı okuyup, onunla duâ edenin duâsı kabûl olur.) buyuruldu. Yûnüs aleyhisselâmın duâsı şudur: (Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minezzâlimîn.) [Nesâî]