Borcu geciktirmek

Suâl: Borcu ödemeyip geciktirmek günâh mıdır?Cevap: Borcunu vaktinde ödemeyen kimsenin, gelip mühlet istemesi lâzımdır. Ödeme imkânı olduğu hâlde, borcunu geciktirmek günâhtır. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
(Herhangi bir kimse, imkânı olduğu hâlde, borcunu vermeyip geciktirirse, [borcunu verinceye kadar] her gün amel defterine zulmetme günâhı yazılır.) [Taberânî]
Borcunu vaktinde ödememek zulümdür. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
(Zenginin [ödeme imkânı olanın] borcunu ödemeyip, oyalaması zulümdür.) [Buhârî]
Borcu vaktinde ödememeye zulüm, ödemiyene de zâlim denmiştir. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ zâlim zengini sevmez, ona buğzeder.) [Bezzâr]
Borcu olan, borcunu ödemeden sadaka vermemelidir. Çünkü hadîs-i şerîfte (Borcu var iken verilen sadaka kabûl olmaz) buyuruldu. (Buhârî)
Verilmeyen zekât da borçtur. Borcu ödemek, zekât vermek farzdır. Zekât borcu olanın verdiği sadaka kabûl olmaz. Önce bu borçları ödemek lâzımdır. Bunun gibi farz borcu olanın nâfile namazları da kabûl olmaz. Sünnetler de nâfile demektir. (N.Fıkhıyye)
Borçlanmamaya çok dikkat etmelidir! Hz Lokman Hakîm, (Borç yükü altında ezilmektense, taş taşımayı tercîh ederim.) buyuruyor. Çünkü borçlanmak, insanı küfre kadar sürükler. Peygamber efendimiz, (Yâ Rabbî, küfre düşmekten ve borca girmekten sana sığınırım) buyurarak, borçlanmanın çok kötü olduğunu bildirmiştir. (Nisâî)
Borçluya Mühlet
Suâl: Borcunu ödeyemiyene, mühlet vermek lâzım mıdır?
Cevap: Borcunu gerçekten ödeyemiyenlere mühlet vermek çok sevâbdır. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
(Kıyâmet gününün dehşetinden kurtulmak ve Allahın himâyesine sığınmak istiyen, darda kalan borçluya mühlet versin!) [Taberânî]
(Darda olanı ferâha kavuşturan veya böyle bir kimsenin borcunu ödeyeni, Allahü teâlâ Kıyâmet gününün dehşet, korku ve sıkıntılarından kurtarır.) [Müslim]
(Fakir borçluya, borcunu ödemesi için kolaylık gösterene, her gün o borç miktarı kadar sadaka sevâbı yazılır.) [İ.Ahmed]
(Bir kimse, borcunu ödeyebileceği vakte kadar fakire mühlet verse, günâhlarından tevbe etmesi için Allahü teâlâ da ona mühlet verir.) [Taberânî]
(Musîbetten kurtulmak, istediğine kavuşmak ve Arşın gölgesine sığınmak istiyen, eli darda olanın borcunun vâdesini uzatsın veya o borcu bağışlasın!) [Abdürrezzak]
Kıyâmette günâhı çok bir müslümanı hesâba çekerler. O kimse de (Benim hiç iyiliğim yoktur. Sadece çırağıma, "Fakir olan borçluları sıkıştırma, ne zaman ellerine geçerse, o zaman vermelerini söyle, birşey isterlerse yine ver, boş çevirme!" diye söylerdim.) der. Allahü teâlâ da, o kimseyi affederek buyurur ki:
(Ey kulum, bugün sen fakir, muhtâçsın. Sen dünyada benim kullarıma acıdığın gibi, bugün biz de sana acırız.) [Buhârî]
Harâmda Şifâ Aramak
Suâl: Ba'zısı, mubâh ilâç bulunmayınca, harâm olan bir şeyle de tedâvinin câiz olduğunu söylüyor. Hâlbuki Buhârî'deki hadîs-i şerîfte, Allahın, harâm olan şeyde şifâ yaratmadığı bildiriliyor. Şifâsı olmıyan şeyin kullanılmasının sebebi nedir?
Cevap: İbni Âbidîn hazretleri buyuruyor ki:
(Harâm olan şeylerin ilâç olarak kullanılması, bunun hastaya iyi geleceği bilinirse ve helâl olan ilâç bulunmazsa, câiz olur. Şifâ olduğu tecrübe edilen maddeler, ilâç için helâl olur. Harâm olan bir şeyin hastaya iyi geleceğinin bilinmesi, mütehassıs olan müslüman bir doktorun söylemesi ile anlaşılır.) [R. Muhtâr]
(Zarûretler harâmları mubâh kılar.) hükmüne göre, bir hastalığı tedâvi için harâm birşey kullanmak, yedirmek, içirmek gerekince, bu harâm şey mubâh oluyor. Hasta, harâm olan şeyi değil, mubâh olan şeyi kullanmış oluyor. Yâni harâm mubâh hâle geliyor, şifâ mubâh madde ile sağlanıyor.
Bunu bir misâlle açıklayalım! Böbreklerdeki taşı eritecek, hiç bir ilâç bulunmazsa, müslüman bir doktor da harâm bir madde ile tedâviyi tavsiye etmişse, ilâç bulunmadığı için harâm madde kullanma zarûreti hâsıl olmuştur. Zarûretler harâmları mubâh kılacağından, harâm madde kullanmak mubâh olacaktır. Hasta şifâ bulursa, mubâh sayesinde bulmuş olacaktır. Harâm olan madde sayesinde şifâ bulmuş olmıyacaktır.
Bu husûs iyice anlaşılınca harâm maddenin, mubâh hâle geldikten sonra kullanılması (Harâmda şifâ yoktur) hadîs-i şerîfine aykırı olmaz.