Habîbullah olan zât

Suâl: Ba'zı kimseler, Peygamberimize Habîb denmesi uygun değildir. Habîb sevgili demektir. Allahın sevgilisi olur mu diyorlar.Cevap: Allahü teâlâ, Muhammed aleyhisselâma "Habîbim" buyuruyor. Habîb, sevgili demektir. Sevgi ise çeşitlidir. Ormanı, çiçeği, suyu sevmek başkadır, yemekleri, meyveleri sevmek başkadır. Ana-babayı, evlâdı sevmek başka, hanımı sevmek başka, Allahü teâlâyı sevmek daha başkadır. Bütün sevgileri yalnız hanımı sevmek gibi kabûl etmek çok yanlıştır.
Şimdi İmâm-ı Gazâlî, İmâm-ı Kastalânî hazretleri gibi İslâm âlimlerinden naklen Allahü teâlânın sevip sevmediği kimseleri bildirelim!
Kur'ân-ı kerîmde meâlen (Allah, onları [Eshâb-ı kirâmı, sâlihleri] sever, onlar da Allahı sever) buyuruluyor. (Mâide 54)
Allahü teâlâ şunları sever:
(Sabredenleri sever.) [İmrân 146]
(Tevekkül edenleri sever.) [İmrân 159]
(İyilik edenleri sever.) [Bekara 195]
(Adâlet edenleri sever.) [Mâide 42]
(Tevbe edenleri sever.) [Bekara 222]
Allahın Sevmedikleri
(Aşırı gidenleri sevmez.) [Bekara 190]
(Fesâdı sevmez.) [Bekara 205]
(Zâlimleri sevmez.) [A. İmrân 57]
(Kibredenleri sevmez.) [Nahl 23]
(Hâinleri sevmez.) [Enfâl 58]
Allahü teâlâ, Peygamber efendimize, (De ki, eğer, Allahı seviyorsanız, bana uyun ki, Allah da sizi sevsin, günâhlarınızı affetsin!) buyuruyor. (A.İmrân 131)
Peygamber efendimiz de, (Allah ve Resûlü bir kimseye, herkesten daha sevgili olmadıkça, îmân etmiş olmaz.) buyuruyor. (Buhârî)
Selmân-ı Fârisî hazretlerinin bildirdiği hadîs-i kudsîde buyuruluyor ki:
(Ey Resûlüm, İbrâhimi halil [dost] edindiysem de, seni de habîb [sevgili] edindim. Senden daha sevgili hiçbir şey yaratmadım. Sen olmasaydın kâinâtı yaratmazdım. (Mevâhib-i Ledünniyye)
Yine aynı kitaptaki hadîs-i şerîfte, (Allah, İbrâhim'i halil edindiği gibi beni de halil edindi.) buyuruluyor. Şu halde Peygamber efendimiz hem habîbdir, hem halildir.
Sevginin kuvvetli olmasına aşk denir. Mevlidde de (Habîbim sana âşık olmuşam.) ifâdesi geçer. Ba'zı kimseler, nefsin şehvâni arzûlarına aşk dedikleri için Allahü teâlânın, Habîbini çok sevmesini, yâni aşk ile sevmesini kabûl edemiyorlar. (Mevlidin burası yanlış.) diyorlar. Allahü teâlâ, en çok Habîbini sever. Dinde, fazla sevgiye aşk denir. Mevlidde geçen ifâde de yanlış değildir. İlâhî tenzihe aykırı yeri yoktur. (Allah Habîbini çok sevmez.) demek yanlıştır.
İlmin Önemi
Suâl: Ba'zıları dînî ve ilmî diyorlar. Din ilimden ayrı mıdır?
Cevap: İslâmiyet, ilmin tâ kendisidir. Kur'ân-ı kerîmin birçok yeri, ilmi emretmekte, ilim adamlarını övmektedir. Meselâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen (Bilen ile bilmeyen hiç bir olur mu? Bilen elbette kıymetlidir.) buyurulmaktadır. (Zümer 9)
Peygamber efendimizin ilmi öven ve teşvîk buyuran sözleri o kadar çoktur ve meşhûrdur ki, gayrı müslimler dahî bunları bilmektedir. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
(İlim, Çin'de de olsa alınız!) [Beyhekî]
(Beşikten mezâra kadar ilim öğreniniz, çalışınız!) [S.Ebediyye]
(Yarın ölecekmiş gibi âhırete ve hiç ölmiyecekmiş gibi dünya işlerine çalışınız!) [İbni Asâkir]
(Bilerek yapılan az bir ibâdet, bilmiyerek yapılan çok ibâdetten daha iyidir.) [Hakîm]
(Şeytanın bir âlimden korkması, câhil olan bin âbidden korkmasından daha çoktur.) [Beyhekî]
İslâm dininde kadın kocasının izni olmadan nâfile hacca gidemez. Sefere çıkamaz. Fakat kocası öğretmezse ve izin vermezse, ondan izinsiz, kendisi için lüzûmlu olan ilmi öğrenmeye gidebilir. Görülüyor ki, Allahü teâlânın sevdiği, büyük ibâdet olan hacca izinsiz gitmesi günâh olduğu hâlde, ilim öğrenmeye izinsiz gitmesi günâh olmuyor. Hadîs-i şerîfte (Nerede ilim varsa, orada müslümanlık vardır. Nerede ilim yoksa, orada kâfirlik vardır!) buyuruldu. Burada da, dinimiz ilmi emretmektedir. Her müslümanın, önce din, sonra dünya bilgilerini öğrenmesi lâzımdır. (Herkese Lâzım Olan Îmân)