+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
4 sonuçtan 1 ile 4 arası

Sivasi Abdulmecit Efendi

 İslami Konular ve kaynakları Katagorisinde ve  İslam Alimleri Forumunda Bulunan  Sivasi Abdulmecit Efendi Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Sivasi Abdulmecit Efendi Anadolu'da yetisen evliyânin büyüklerinden. Ismi Abdülmecid, künyesi Ebü'l-Hayr, lakâbi Mecdüddin'dir. Ismi, Abdülmecid Sirvâni'nin ismine hürmeten konulmustur. Sinâsi nisbesiyle meshur olmustur. Siirlerinde Seyhi mahlasini kullanir. Tasavvufta, Halvetiyye yolunda Semsiyye kolunun kurucusu Semseddin Sivasi hazretlerinin yegenidir. Babasinin ismi Muharrem efendidir. 1563 (H. 971) senesinde Tokat'in Zile ilçesinde dogdu. 1639 ...

  1. #1
    Status
    Offline
    BeRkCaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Gönüllü Paylaşımcı
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    1.578
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Sivasi Abdulmecit Efendi

    Sivasi Abdulmecit Efendi
    Sivasi Abdulmecit Efendi
    Anadolu'da yetisen evliyânin büyüklerinden.
    Ismi Abdülmecid, künyesi Ebü'l-Hayr, lakâbi Mecdüddin'dir. Ismi, Abdülmecid Sirvâni'nin ismine hürmeten konulmustur. Sinâsi nisbesiyle meshur olmustur. Siirlerinde Seyhi mahlasini kullanir. Tasavvufta, Halvetiyye yolunda Semsiyye kolunun kurucusu Semseddin Sivasi hazretlerinin yegenidir. Babasinin ismi Muharrem efendidir. 1563 (H. 971) senesinde Tokat'in Zile ilçesinde dogdu. 1639 (H. 1049) senesinde Istanbul'da vefat etti.
    Küçük yastan itibaren babasindan ilim ögrenen Abdülmecid Efendi, yedi yasina geldigi zaman Kur'an-i Kerim'i ezberledi. Amcasi Semseddin Efendi'den (Kara Sems) zâhiri ve bâtini ilimleri tahsil etti. Arabî ilimler, fikih, tefsir ve hadis ilimlerinde yüksek derece sahibi olup, amcasindan icâzet (diploma) aldi. Uzun müddet Semseddin Sivâsi'nin sohbetinde kalip, tasavvufî hakikatlere kavustu ve yüksek manevi derecelere yükseldi. Otuz yasina gelince, Merzifon ve çevresi ahalisine Allahü telanain emir ve yasaklarini bildirmekle görevlendirildi.Daha sonra Zile'deki Halvetî Dergâhinda irsatla vazifelendirildi. Burada talebe yetistirmekle mesgul oldu. Sivas'taki Semsiyye Dergâhi seyhi Recep efendi vefât edince, onun vazifesini yürüttü. Ilim ve irfandaki söhretini duyan Sultan Üçüncü Mehmed Han'in dâveti üzerine Istanbul'a geldi. Bir müddet Ayasofya civârinda oturdu. Daha sonra Eyyub Nisancasi'ndaki kendisine hediye edilen bahçe içindeki eve yerlesti. Dâr-üs-saâde agalarindan Mehmed Aga'nin yaptirdigi Mehmed Aga dergâhinda insanlara Islam dininin emir ve yasaklarini anlatmakla vazifelendirildi.
    Istanbul'da çesitli câmilerde halka vâz ve nasihat etti. Sultan Selim civârindada bir mescit ve Sivâsi dergahini insaa ettirip, hizmet etti. Sultanahmed Câmiinin temel atma ve açilis törenlerinde bulunup dua etti ve ilk vâzi verdi. Vefât edinceye kadar Sultanahmed Câmiinin vâizligini yapti.
    Sultan Üçüncü Mehmed, Birinci Ahmed, Birinci Mustafa, Genç Osman ve dördüncü Murad Han devirlerinde yasayan Sivâsi Abdülmecid Efendi, sultanlara ve diger devlet adamlarina nasihatlerde bulundu. Karayazici ve Uzunbölükbasi isyanlarinin bastirilmasinda önemli rol oldu. Sultan Dördüncü Murad'a Bagdat'i fethedilecegini müjdeledi. Padisah sefere çikarken de Hz. Ömer'in kilicini beline o kusatti.
    Ilim, irfan ve güzel âhlak sahibi olan Sivâsi Abdülmecid Efendi, zaman zaman padisahlara verdigi manzum sikayetnamelerde memleketin ve milletin içinde bulundugu hali anlatmis, basariya ulasmak için adaletli davranilmasini ve istisareye, ehline danismayi tavsiye etmistir. Islam dininin hep ilerlemeyi emrettigini anlatmis, gelismelere karsi çikan din adami kiligina girmis din düsmanlariyla, tarîkatçi geçinen câhil ve sapik kimselere ve bid'at ehliyle mücâdele etmistir. Istanbul'da vâz, nasihat ve irsatla mesgulekn, 1639 (H. 1049) yilinda vefât etti. Eyüp Nisancasi'ndaki evinin bahçesine defenedildi. Vefâtindan sonra iki yil sonra, gördügü bir rüya üzerine Mahpeyker Kösem Sultan, kabrinin üzerine bir türbe yaptirdi. Türbe bugün çok harab bir hâldedir.
    Eserleri:
    Seyhi mahlasiyla pek güzel siirler yazan Sivâsi Abdülmecid Efendinin eserlerinden bazilari sunlardir:
    · Fatiha tefsiri
    · Mesnevi Serhi
    · Lezâiz-ül-Âsar ve Letâif-ül-Ezhâr
    · Dürer-ül-Akâid
    · Divan-i Ilâhiyat
    · Irade-i Cüz'iyye
    · Hadis-i Erbâin


    Kaynak: Yeni Rehber ansiklopedisi


  2. #2
    Status
    Offline
    BeRkCaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Gönüllü Paylaşımcı
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    1.578
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Sivasi Abdulmecit Efendi

    Abdülmecid Sirvâni'nin hizmetinde bulunup sohbetinden istifade etti. Feyz alip tasavvuf derecelerinde yükseldi. Dünya sevgisinden uzaklasip, hakikate yöneldi.
    Semseddin Sivâsi, Abdülmecid Sirvâni'den kisa zamanda feyz alip, tasavvufun yüksek derecelerine kavustu. Bir gün hocasi, haber göndererek, yanina çagirdi. Hayir duâda bulunarak insanlara, Allahü teâlânin dinini ve sevgili Peygamber efendimizin güzel ahlâkini anlatmakla vazifelendirdi. Söhreti her tarafta duyuldu. Devrin Sivas vâlisi Hasan Pasa, kendisini Sivas'a davet edip, yaptirdigi dergaha yerlestirdi. Ayni zamanda yaptirdigi câminin imâmligi da kendisine verildi. Orada ilim ögretti, insanlara vaaz ve nasihatle mesgûl oldu.
    Kara Sems 1590 (H. 999) senesinde hac farîzasini yerine getirmek için Mekke-i Mükerremeye gitti. Bu sirada talbelerinden Haci Mustafa Efendi Misir'daydi. Hocasinin hacca gidecegini duyunca, hem hac farîzasini yerine getirmek, hem de hocasini ziyâret için Mekke'ye gitti. Mustafa Efendi Mekke'ye vardiginda hocasi tesrif etmemisti. Bir müddet sonra Kara Sems'in geldigini isitince, arkadasi ile beraber karanlik bir gecede ziyâretine gitmek üzere kaldigi yerden ayrildi. Yolda Yemenli bir saticiya rastladi. Hocasina bir hediye almak istedi. O sirada Kara Sems'in kardesi Ismâil Efendinin elinde bir mum ile geldigini ve arkasinda da bir cemaatin bulundugunu gördü. Hocasinin da aralarinda oldugunu anladi. Edebinden bir kenara çekildi. Hocasi yakinindan geçerken, cemâattan ayrilip Mustafa Efendinin yanina yaklasti ve o karanlikta elini basina koyup: "Sen Haci Mustafa degil misin?"dedi. O da: "Evet efendim!" deyip elini öptü ve birlikte Harem-i serife gitti.
    Hayatinin sonuna dogru, Sultan III. Mehmed Han'la birlikte Egri seferine gitti.
    Egri seferiyle ilgili olarak talebelerinden Receb Efendi söyle nakleder: "Semseddin Sivâsi bir gün bu fakiri odalarina çagirip: "Din düsmanlarinn (hristiyanlarin), sinirlardaki müslümanlara baski ve zulümleri haddinden fazla olmus, tahammül edilemez hâle gelmistir. Içimde onlara karsi sefere gitme arzusu belirdi" buyurdu. Bu sözü üzerine, ihtiyar olduklarini, zayif, bünyelerinin sefere çikmaya engel olacagini ve bu hususa dair padisahtan da herhangi bir haber gelmedigini söyledim. Bunun üzerine: "Bize isâret ve tenbih olundu ki: "Sefer hazirliklarini tamamla! Fetih ve zafer senin için mukarrerdir" buyurdu. Ben de: "Süphesiz ben sâdece hak dine boyun egip, yüzümü, gökleri ve yeri yaratmis olan Allah'a çevirdim ve ben O'na ortak kosanlardan (müsriklerden) degilim" mealindeki En'âm suresinin 79. ayetini okudum. Bunun üzerine: "Bize müjde verildi ki yakindaa güçlü bir padisah gazâ edip, birçok fetihlerde bulunacak ve müminlerin kalbleri de sevinçle dolacaktir" buyurdu."
    Çok geçmeden III. Mehmed Han, Osmanli padisâhi oldu. Semseddin Sivâsi hazretleri, alti deve, alti katir ve kendi için de bir at satin alip sefer hazirligini tamamladi. Sivas'ta medfun bulunan 'in sancagini yanlarina alip, Ayasofya yakinindaki Kapi Agasi dergâhinda bulunan Koca Seyh'e verdi. Bütün sefer hazirliklari tamam olunca, mübarek bir günde her türlü erzak ve mühimmat hayvanlara yüklendi. Bütün sehir ahâlisi Semseddin Sivâsi'yi ugurlumak üzere toplandi. Beklerken bir kapicibasi aceleile gelip, pâdisahtan Egri seferine katilmak üzere dâvet geldigini belirten fermâni okudu. Bunun üzerine Seyh Semseddin Sivâsi hazretleri: "Isittik ve itaat ettik. Zâten biz iki senedir hazirliydik. Bismillah, hemen gidelim" diye el kaldirip duâ buyurdu. Oradaki topluluk duâya âmin deyip, göz yaslari arasinda ugurladilar.
    Uzun yolculuktan sonra Üsküdar'a geldiler. Henüz genç olan, onu Azîz Mâhmud Hüdâyi karsilayip, ellerini öptü. Seyh Semseddin Sivâsi, Mahmud Hüdayi'ye: "Oglum size yegânesiniz (bir talebesiniz). Bugünden sonra fazlalasirsiniz" diye dua edip, ileride çok büyük bir veli olacagini müjdeledi. O gece sabaha kadar birlikte sohbet ettiler. Sohbet esnasinda Azîz Mâhmud Hüdâyi: "Yasiniz seksene ulasmis, vücudunuz da zayiftir. Kendinize eziyet etmeseniz, çünkü her an nefsiniz ile büyük cihaddasiniz" diyerek seferden alikoymak istedi. Bu sözüne cevaben: "Peygamberimiz Muhammed aleyhisselamin bütün emirlerine uymak lâzimdir. Büyük cihadi yaptik (Nefis ile cihad, M.K.). Ancak küçük cihad kalmisti. Bu emirlerine ihtiyar olarak uymak isteriz" buyurdu.


  3. #3
    Status
    Offline
    BeRkCaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Gönüllü Paylaşımcı
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    1.578
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Sivasi Abdulmecit Efendi

    Üsküdar'da üç gün kaldiktan sonra, dördüncü gün, padisah tarafindan gönderilen bir kadirga ile Istanbul'a geçip, Ayasofya yakininda bir yere yerlestirildi. Daha sonra Sinan Pasa kösküne, padisah Sultan III. Mehmed Han tarafindan davet edildi. Uzun müddet sohbettte bulundular. Bu sohbette Seyhülislam Sâdeddin Efendi de hazir bulundu. sohbet esnasinda padisah, Semseddin Sivâsi'ye: "Tarafimizdan sizi sefere davet etmek üzere gönderilen kapicibasimiz sizi yola çikmak üzere hazir bulmus Hazirlikli oldugunuza göre, bu isin sonunda ne olacagini bilirsiniz.O halde bizi müjde isaretinizle sevindirip, neticeden haber vermenizi isteriz" dedi. Bunun üzerine Semseddin Sivâsi: "Hadis-i serifte «Amellerin en faziletlisi, mü'minleri sevindirmektir» buyruldu. Malumunuz ola ki Egri Zaferi biraz zahmet çektikten sonra müyesser olacak. Düsman yenik ve perisân olacaktir. Hatirinizi hos tutun" müjdesini verdi.
    Semseddin Sivâsi hazretlerinin bu cevabina sevinen padisah, kendi üzerindeki samur kürkü ona giydirdi. Ayrica kapicilar kethüdasi Mehmed Aga vasitasiyla, iki yüz altin sikke, dervislerine de yüz altin sikke ihsan edip: "Bunlar helal malimizdir. Kabul buyurursunlar" dedi. Seyh Semseddin Sivâsi hazretleri: "Allahü teâlânin emri üzere kimseye sû-i zan etmemeli, hüsn-i zan'da bulunmalidir. Kimseyi arastirmak ve teftis etmeke vazifeli degiliz. Tasavvufta da her geleni Allahü teâlâdan gelmis bilip, hediyeleri ve ihsânlari kabul etmek gerekir" buyurdu.
    Birkaç gün sonra Istanbul'da kaldiktan sonra padisah ve orduyla birlikte yola çikip, Egri kalesi önlerine ulastilar. Kale kolay fethedilip, harab olan seyler tamir edildi. Ancak asil düsman askerlerinin, kale yakinlarinda bir baska yerde oldugu ögrenilince, ordugâh, düsmanin karsisina nakledildi. Rivayet edilir ki yedi yüz bin kisilik bir orduydu. Islam ordusuyla küffar ordusu karsilasti. Islam ordusunda bozgun ve firâr basgösterdi. Padisah III. Mehmed Han, yerinden hareket etmeyip: "Ey Rabbimiz! Üzerimize bol bol sabir dök. Ayaklarimiza kuvvet ve sebat ver, bizi kafirler kavmi üzerine muzaffer kil" melaindeki Bakar suresi iki yüz ellinci ayet-i kerimesini okudu. Padisahin yaninda seyhülislam, kazaskerler, seyhler ve bazi vazifeliler haricinde kimse kalmadi. Hazine ve cephanelik düsman tarafindan zaptedildi. Bu firar ve bozgun üzerine her seyin bittigini zanneden padisah, Semseddin Sivâsi hazretlerini çagirip: "Söylediklerinizin tersi vâki oldu" deyince, Semseddin Sivâsi: "Padisahim söylediklerimiz dogrudur. Kafirin hezimete ugramasina yarim saat kalmistir. Su anda bir kuvvet sahibi tasarruf için ortaya çikmak üzeredir. Bu an fethin baslangiç anidir. Hatirinizi hos tutunuz" diye cevap verdi.
    Gerçekten de çok geçmeden, Semseddin Sivâsi hazretlerinin târif ettigi sekilde bir zât ortaya çikti. Bun gören seyh, hemen padisahin huzuruna çikarak: "Fethin vaktidir" diye müjdeledi. Ortaya çikan zat, dagilanordunun önüne düsüp: "Ey mü'minler ! Nerede Islam gayreti ? Nerede peygamber efendimzin gayreti ? Nerede cömeertlerin cömerdi sultan gayreti ?" diye nida edip: "Sehid olmak, dinini yüceltmek isteyen kimse yanima gelsin" byurdu. Bu sirada yanina birkaç bin kisi toplanip, birlikte düsman hücum ettiler. Bu durumu gören düsman neye ugradigini sasirdi. Durumu haber alan firari askerler dönüp düsmana saldirdilar. Nihayet düsman bozguna ugratilip, kesin zafer elde edildi. Daha sonra o zatin kim oldugu Semseddin Sivâsi'ye sorulunca, Hizir aleyhisselam oldugu haber verdi.
    Seyh Semseddin Sivâsi hazretleri zaferi müjdelemek üzere padisahin huzuruna çikti ve aralarinda su konusma geçti:
    Padisah: "Buyurun ey gönlümün sultani" dedi
    Semseddin Sivâsi: "Vadini yerine getiren, kuluna yardim eden ve kafirleri hezimete ugratan Allah'a hamd olsun. Ey benim padisahim ! Eger dinlersenit birkaç kelime nasihat etmek isterim" deyince
    Padisah: "Ey insanlar hakki tavsiye eden üstâdim ! Buyurun. Hak olan sözü dinlerim" dedi.
    Semseddin Sivâsi: "Ey benim padisahim ! Yeryüzünde Allahü teâlânin halifesi olanlarin niyetleri; Allahü teâlânin rizasini kazanmak olup, dayandiklari ve güvendikleri, Allahü teâlâ olmasi gerekir. Savasta askerlerin çokluguna güvenmeyip, kuvvet ve kudret sahibi Allahü teâlâya tevekkül etmek gerekir. Ayeti kerimelerde mealen: "Onlara (düsmanlara) karsi gücünüz yettigi kadar kuvvet ve cihad için baglanip beslenen atlar hazirlayin, onunla Allah'in düsmanini, sizin düsmaninizi ve onlardan baska sizin bilmediginiz, Allah'in bildigi (düsman) kimseleri korkutursunuz. Allah yolunda ne harcarsaniz size eksiksiz ödenir, siz asla haksizliga ugratilmazsini." (Enfal, 60) ve "71. Ey iman edenler! Tedbirinizi alin; bölük bölük savasa çikin, yahut (gerektiginde) topyekün savasin. " (Nisa, 71) emredildigi üzere, savas için gerekli hazirliklar yapilmali. Ancak buna güvenmeyip Allahü teâlâya tevekkül ve itimad etmelidir. Eger Allahü teâlâya güvenmeyip askere ve cephaneye güvenilir ise, hezimet, yenilgi zuhur eder. Kalbden Cenab-i Hakk'a tam tevekkül edip, hâlis kalb ile yönelebilirsen, zafer müyesser ve mukadder olur. Bizden hüznü gideren Allah'a hamd olsun.
    Ey padisahim ! Bilesin ki, deden Fatih Sultan Mehmed Han, Istanbul'un fethine niyetlenince, Aksemseddin'in refâkati ve duasi bereketiyle fetih müyesser oldu. Aksemseddin hazretleri: "Ey padisahim ! Büyük fethin sükran ifadesi olarak nice cami, mescid, medrese ve hamamlar insaa etmek gerekir" buyurmustu. Bunu üzerine Fatih Sultan Mehmed Hanin da, nice hayir ve hasenât yapmis oldugu mâlumunuzdur. Ayni sekilde, sizin de isminiz Sultan Mehmed, duâciniz hakirin, dahi ismi Semseddin'dir. Bu güzel fethin sükrânesi olarak zatiniz dahi, reâya (halk) ve fukarâ üzerinden sikintiyi kaldirip, Islam askerine ihsanlarda blunup, her makam dindar, adaletli ve dogru kimseler tâyin etmeniz gerekir" buyurdu.
    Bu nasihatten can kulagiyla dinleyen padisah III. Mehmed Han, su cevabi verdi: "Bin can ilekabul ettim ve nasihatinize fazlasiyla riayet edecegim"

    Padisah, ordusuyla birlikte Istanbul'a döndügünde, Semseddin Sivâsi'nin Istanbul'da kalmasini israrla ricâ ettiyse de kabul ettiremedi. Semseddin Sivâsi ihtiyarliginin yaninda, seferin siddetinden ve kisin asiri sogugundan hayli yorgun ve zayif düsmüstü. Hayatinin son anlarini yasadigini anladigindan, ruhunu ailesinin ve sevelerinin yanindan teslim etmek istedigini belirterek izin istedi. Sivas'a döndü. Gelisinden kisa bir müddet sonra, amcazâdesi ve damadi olan Receb Efendi'yi vazifesine tayin etti. Semseddin Sivâsi vefatlarina yakin, talebelerini odasina çagirdi. Onlarla birlikte bir saat kadar Allahü teâlânin zikri ile mesgul olduktan sonra, duâ edip, ruhunu tesli etti.
    Veliler, âlimler, salih kimseler, devlet adamlari cenazesinde hazir bulundu. Cenazesi göz yaslari arasinda: "Âlimin ölümü, âlemin ölümü gibidi" denilerek musallaya konuldu. Cenaze namazinda, altmis binden fazla kisi oldugu rivayet edilir. Namazini amcazâdesi ve damadi Receb Efendi kildirdi. Sagligindayken vasiyet ettigi gibi, Meydan Caminin bahçesine defnedildi. Daha sonra kabrinin üzerine beyaz bir kubbe yaptirildi. Hâlen ziyâretgâhdir. Sehir ahalisine siddetli bir sikinti oldugu zaman kabrini ziyaret duâ ederler. Allahü teâlânin izniyle o sikintidan kurtulurlar.
    Seyh Semseddin Ahmed Sivâsi hazretleri, zâhiri ve bâtini ilimlerde yüksek, ilim ve irfân sahibi, bütün güzel huylarla ahlaklanmis, fâziletli bir zatti. Tasavvufta Halvetiyye yoluna mensuptu. Semsiyye kolunun kurucusudur.
    Kara Sems, yumusak huylu, cömert, güler yüzlüydü. Fakirlerin yardimcisi, zayiflarin, dullarin, yetimlerin siginagiydi. Eli açik, vermesi boldu.. Mütevâzi, alçak gönüllü olup, büyüklere hürmet, küçüklere sefkat ve merhametle davranirdi. Özür dileyenlerin özrünü kabul ederdi. Kerâmetleri vefatindan sonra da devam etti.


  4. #4
    Status
    Offline
    BeRkCaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Gönüllü Paylaşımcı
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    1.578
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Sivasi Abdulmecit Efendi

    Müderris Mevlana Ahmed Efendiyi suçsuz oldugu halde birisi töhret altinda tutuyordu. Bir gün bu yüzden gâyet üzgün olarak uyudu. Rüyasinda Kara Sems'i bir hayvana binmis gelirken gördü. Elini öpüp: "Efendim ! Suçum olmadigi halde bir zâlim beni yakaladi. Yardiminizi istiyorum" dedi. O da: "Yardim Allahü teâlâdandir. Üzülme Allahü teâlâ sikintini giderir. Su kelimelerle mesgul ol: «Yâ Azîze'l-meni' el gâlib alâ emrih1i fedâ sey'e yuâdilühü»" buyurdu. Uyandiginda bu kelimeler hatirindaydi. Bunlari bin kere söyledi. Allahü teâlâ onu, o sahsin elinden kurtardi.
    Cemelzâde diye meshur Ahmed Çelebi, küçüklügünden beri Kara Sems'in sevdiklerindendi. Kara Sems'in vefatindan iki sene sonra bir gece rüyasida onu gördü. Kara Sems paçalarini sivamis halde süratle geldi. Yaklasinca selam verdi. Ahmed Çelebi: "Efendim, niçin böyle acele ediyorsunuz?" diye sorunca: "Isitmedin mi, hocan Pir Muhammed vefat etti" dedi ve gözlerinden yaslar akarak: "Beni takib et de techiz, tekfin isleri nasil oluyor, bir ögrenelim ?" dedi. Hasan Pasa'nin yaptirdigi camiinin yanina vardiklarinda Ahmed Çelebi uyandi. Vücudu titriyordu. Sabah olunca, Pir Muhammed'in yanina gitti. Onu hayatta ve sihhatte görünce, Allahü teâlâya hamdetti. Fakat o gün kusluk vakti Pir mUhammed rahatsizlandi. Yedi gün sonra da vefat etti.
    Anadolu'da yetisen evliyânin büyüklerinden olup gönüllere taht kurmus olana zamâninin bir tanesi olan Semseddin Sivâsi hazretleri, zâhiri ve bâtini ilimlerde yüksek derece sahibiydi. Çesitli ilimlere dair manzum ve mensur (nesir) yazdigi kirka yakin eseri vardir. Farsça ve Arapçadan tercüme yapilmistir. Eserleri iki ana grupta toplanabilir.
    A) Manzum eserleri:

    1. Divan-i Ilahiyat
    2. El-Fesayih fi Tercemet-il-Levâyih (Tasavvufi bir eserdir)
    3. Hest Behist
    4. Gülsenâbad (Çiçeklerin karsilikli konusmalariyla ilgili bir eserdir)
    5. Ibret-nümâ
    6. Irsâd-ül-Avvâm
    7. Kitâb-ül-Hiyaz min Sevbi Gamâm-ül-Feyyaz
    8. Menâkib-i Imam-i Azam
    9. Menâsik-i Hac (Hac için gerekli bilgileri ihtiva eder)
    10. Mir'at-ül-Ahlak ve Müsevvik-ul-Esvak
    11. Mir'at-ül-Esvak
    12. Mevlid-i Nebî
    13. Süleymân-nâme
    14. Terceme-i Ilâhi-nâme-i Seyh Attâr
    15. Terceme-i Mantik-ut-Tayr-i Seyh Attâr
    16. Terceme-i Pend-nâme-i Seyh Attâr
    17. Terceme-i Kaside- Bürde'dir

    B) Mensur (Nesir) eserler:

    1. Cila-i Uyûnül-Arâis-ül-Mühadara
    2. Dairet-ül-Usûl
    3. Dürer-ül Akaid (Ehl-i Sünnet itikadini açiklayan bir eserdir)
    4. El-Câmi-ün-Nüfus
    5. Huccet-i Ilâhiyye
    6. Kissa-i Mûsâ ve Hizir
    7. Letâyif-ül-Âyat ve Nukus-ül-Beyyinat
    8. Meclis
    9. Menakib-i Çehar-i Yâr-i Güzin (Sevgili Peygmaberimizin dört halifesini anlatir. {Bedir yayinevi'nde basilmistir, M.K.})
    10. Menakib-i Numan
    11. Menazil-ül-Arifin
    12. Nakd-ül-Hâtir
    13. Risâlet-i Emr-i Ilahi
    14. Risâlet-üt-Te'vil
    15. Serh-i Gazeliyyat-i Murad Han-i Sâlis
    16. Serh-i Kavâid-ul-I'rab il Ibn-i Hisam
    17. Serh-i Kelimetü Kumeyl Ibn-i Ziyad
    18. Serh-i Muhtasa-ül-Menâr
    19. Umdet-ül-Edib fit-Teallumi vet-Te'dib (Farça gramer kitabidir)

    Siirlerinde Semsî mahlasini kullanan Semseddin Sivâsi hazretleri divânindaki kiymetli siirlerinde, dünyanin fâniligini, Allah adamina talebe olmayi, Peygamber efendimizin sünnetine sikica sarilmayi, ilâhi aski ve sükrü anlatir.
    Divânindan seçme:


+ Cevap Ver

Hızlı Cevap Hızlı Cevap

Giriş yapmak için Buraya tıklayın


Rabbin kim? (Cevabı Büyük Harfle Yazınız)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279