+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
2 sonuçtan 1 ile 2 arası

Veysel Karani Hazretleri

 İslami Konular ve kaynakları Katagorisinde ve  İslam Büyüklerimiz Forumunda Bulunan  Veysel Karani Hazretleri Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Karen'de parlayan pirlanta .... Efendimiz'in (SallALLAHü aleyhi ve sellem) bilinen iki hirkasi vardir. Bunlardan biri Kaside-i Bürde'nin yazari büyük sair Kaab bin Züheyr'e verilir ki, Topkapi Sarayi'ni ziynetlendirir. Digeri de Kareli Üveys'e gönderilir. Hasili bu iki kutlu miras da Istanbulumuz'a nasip olur. Belki de ona bu yüzden Islambol derler... Kimbilir? ...

  1. #1
    Status
    Offline
    SıLa_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    ~ஐALmanYaஐ~
    Yaş
    27
    Mesajlar
    770
    Tecrübe Puanı
    8

    Thumbs up Veysel Karani Hazretleri

    Veysel Karani Hazretleri
    Karen'de parlayan pirlanta ....

    Efendimiz'in (SallALLAHü aleyhi ve sellem) bilinen iki hirkasi vardir. Bunlardan biri Kaside-i Bürde'nin yazari büyük sair Kaab bin Züheyr'e verilir ki, Topkapi Sarayi'ni ziynetlendirir. Digeri de Kareli Üveys'e gönderilir. Hasili bu iki kutlu miras da Istanbulumuz'a nasip olur. Belki de ona bu yüzden Islambol derler... Kimbilir? Peki siz Karen adinda bir yer duydunuz mu? Yalani yok ya, ben duymamistim. Ta ki Veysel Karani hakkinda bir seyler okuyana kadar.

    Karen, Yemen taraflarinda adi bilinmedik bir beldedir. Etrafi kum daglari ile çevrilidir, kuraktir, çoraktir. Ortalikta birkaç kuyu vardir, üç bes agaç. Sonra hepsi birbirine benzeyen toprak damli evler... Sadece develerin ve bedevilerin yasayabildigi bu kavurucu cografyanin sakinleri kervan agirlamakla geçinirler. Bir sey ekip biçmezler, hayvanlarini ise Üveys isimli bir çobana emanet ederler.

    Üveys garip biridir. Dünyadadir, ama ne dünyaligi vardir, ne de dünyalik gibi bir kaygisi. Güttügü develer için ücret istemez. Verenden alir, vermeyene sormaz bile. Adi üzerine çobandir iste, fakirdir. Ama is cömertlige geldi mi onunla yarismak kimsenin harci degildir. Paylasacak çok seyi yoktur, ama hayirda daima basi çeker.

    Üveys, bizim bildigimiz ismi ile Veysel Karani Hazretleri mütevazi yasar. Ama halinden memnundur. Sessiz, dostlari arasinda yalansiz, dolansiz bir hayat sürer. Issiz vadilerde, kaya kovuklarinda ibadet eder. Insanlar ona hep divane gözüyle bakarlar, ama aldiran kim?

    ANASININ KÖLESI

    Mübaregin çok yasli bir annesi vardir. Hem kör, hem de kötürümdür. Veysel Karani onun eli ayagi, gözü kulagidir. Yedirir, içirir, yikar, paklar. Kadincagiza bebek gibi bakar. Ne derse, ama ne derse yapar. En olmayacak arzularini bile ikiletmez. Bir yüz ifadesinden bin mana çikarir ve hepsini de getirir yerine. Tabiri caizse, anasina kölelik eder.

    Veysel Karani Hazretleri haram bilmez, yalan söylemez. Hos, sahrada bir basina dolanan böylesi bir insanin günaha girme sansi da azdir ya. O, gün boyu zikreder, af diler. Ümmet-i Muhammede dua eder. Ama en bilinen özelligi ALLAH ve Resulüne duydugu tarifsiz asktir. Veysel Karani'nin tek arzusu vardir. Yüzü suyu hürmetine kainatin yaratildigi Server'i görebilmek. Efendimizi düsündükçe burnunun diregi sizlar, yüregi bir hos olur. Yumruk iriliginde bir seyler gelir, oturur bogazina. Hani o, anlasilamayan ve anlatilamayan seyler.

    Ve gün gelir muhabbet ve Muhammed kelimeleri yüreginde bulusur, disari tasar. Efendimizin hasreti kor olur, cigerini yakar. Onu bir kez, ama bir kez görebilse, bir solukluk olsun sohbetinde bulunabilse ve adina sahabe denilen kutlu kadroya katilabilse...

    Annesi itiraz etmese de, bu yolculuga razi degildir. Omuzlarini kaldirip boynunu büker. Mahzun bir üslupla 'Istiyorsan git!' der, 'Git bakalim, beni kime emanet edeceksen?' Dogrusu onu birakabilecegi kimse yoktur. Bu yasli kadina incitmeden kim bakabilir ki? Onun nazini kim çeker sonra?

    HASRETINI YÜREGINE GÖMER

    Üveys hasretini yüregine gömer. Bir daha bu konuda tek kelime etmez. Ama o günden sonra daha fazla aglar, daha fazla yalvarir. Askini kayalara, kumlara, anlatir. Kuslarla, develerle dillesir, serin seher yeliyle selamlar yollar Haremeyn'e. Ve ufuklar perde perde açilir, daglar çekilir aradan. Artik o günboyu ibadet eder, sürüyü melekler bekler. Hayvanlar mi? Inanin muma döner.

    Evet Üveys, ALLAH Resulünün muhtesem sohbetine (madde planinda) erisemez, ama mana aleminde çok seye kavusur. Efendimizle aralarinda imrenilecek bir dostluk baslar. Hos onlar için mesafelerin ne önemi vardir. Öyle ya alan uygun, veren olgun olduktan sonra 'feyz' nehir olur akar.

    Serveri Kainat zaman zaman mübarek yüzlerini Karen taraflarina döndürür ve 'Yemen cihetinden rahmet rüzgarlari esiyor' buyururlar, 'Ihsan ve iyilikte Tabiinin en iyisi Üveys-i Karni'dir!'





  2. #2
    Status
    Offline
    SıLa_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    ~ஐALmanYaஐ~
    Yaş
    27
    Mesajlar
    770
    Tecrübe Puanı
    8

    Thumbs up

    MÜJDELER

    Yine Efendimiz buyururlar ki: 'Ümmetimden bir kimse vardir ki, Kiyamet günü Rabia ve Mudar kabilelerinin koyunlarinin killari adedince insana sefaat edecektir.' (ki bu iki kabile sürülerinin çoklugu ile taninirlar)
    Eshab-i kiram sorar:
    - Ya ResullALLAH kimdir bu nasipli?
    - ALLAHin kullarindan biri.
    - Peki adi nedir?
    - Üveys!
    - Ya memleketi?
    - Karen!
    - O sizi gördü mü?
    Efendimiz manali manali gülümser, 'Bas gözü ile hayir!' derler. Sahabeden 'Hayret!' diyenler olur, 'Size böylesine asik olan biri nasil oluyor da kosmuyor huzurunuza?' Efendimiz izah eder: - Onun gelmemesi de bana olan bagliligindandir. Ihtiyar bir annesi vardir. Iman etmistir. Ancak gözleri görmez, hareket edemez. Üveys gündüzleri deve çobanligi yapar, kazandigini annesine harcar'.
    Hazret-i Ebubekir sorar:
    - Ya ResulALLAH biz onu görür müyüz?
    Efendimiz mübarek kafalarini 'ne yazik ki hayir' manasinda sallar, 'Sen göremezsin' buyururlar, ama Hazret-i Ömer ve Hazret-i Ali'ye dönüp müjdeyi verirler: 'Onu, siz göreceksiniz!' Sonra bir bir vasiflarini tarif ederler ki, bu isaretlerden biri avucunun içindeki gümüsi beyazliktir.

    'Asik için zaman geçmez' derler, ama aradan yillar geçer. Hani o dakikalari asirlasan yillar... Efendimiz hayatlarinin son soluklarini aldiklari demlerde mübarek hirkalarini çikarir ve 'Bunu Üveys-i Karni'ye verin!' buyururlar.

    Resullullah'in (SallALLAHü aleyhi ve sellem) dar-i bekaya göçmelerinin ardindan Hazreti Ömer ve Hazreti Ali yollara düser, Veysel Karani'nin izini bulurlar. Ahali böylesine serefli iki kimsenin böylesine köhne bir yeri ziyaretine mana veremez. Hele 'Üveys'i ariyoruz!' cümlesine çok sasirirlar. 'O divanenin tekidir' derler, 'Insanlardan kaçar. Kimseyle konusmaz, kimseye karismaz. Agladiklarimiza güler, güldüklerimize aglar. Nese nedir bilmez. Aradiginiz sakin baska biri olmasin!'
    Hazret-i Ömer dikkatle dinler, 'Bilakis!' der, 'Aradigimiz o olmali!'

    Karenliler iki sanli sahabenin önüne düser, onlari Arne Vadisi'ne getirirler. Veysel Karani'yi namaz kilarken görürler. Develer akilli uslu dolanmakta, çobanlarini üzecek hareketlerden sakinmaktadirlar. Namazi biten Üveys misafirlerine döner. 'Hosgeldiniz!' der. Hazret-i Ömer önce müsafaha eder, sonra gülümseyerek sorar 'Kimsin sen?'
    - Abdullah! (ALLAH'in kulu)
    - Evet hepimiz Abdullah'iz, ama seni ne diye tanirlar?
    - Üveys derler.
    - Sag elini açar misin?
    Açar. Efendimiz'in belirttigi isaret ayan beyan ortadadir. Büyük sahabe 'Ben Hattapoglu Ömer'im' der, 'Arkadasim Ali bin Ebu Talip!'
    Vadiyi kisa ama manali bir sessizlik kaplar. Sükutu yine Hazreti Ömer bozar: - Efendimiz sana selam ettiler ve mübarek hirkalarini gönderip buyurdular ki 'Alip giysin, ümmetime dua etsin!'

    BEN GÜNAHKARIN BIRIYIM

    Veysel Karani aglamaklidir. Saskinliktan titreyen bir sesle 'Ya Ömer' der, 'Ben aciz ve günahkar bir kulum. Sizin aradiginiz baska Üveys olmasin?'
    Hazret-i Ömer 'Hayir sensin!' buyurur. 'Zira Efendimiz çizgi çizgi eskalini verdi ve sen tami tamina uyuyorsun buna.'
    O büyük mücahide, o koca Ömer'e itiraz ne mümkün. Hele müjdenin böylesini getiriyorsa.

    Üveys-i Karani mübarek hirkayi hasretle koklar, (ki ziyaret edenler iyi bilirler, Efendimizin gül teniyle itirlanan Hirka-i Serif aradan geçen asirlara ragmen tarif edilemeyecek kadar güzel kokar) sonra yüzüne gözüne sürerek bir kuytuya çekilir. Mübarek alnini topraga koyar ve aglayarak yalvarir. 'Ya Rabbi !' der 'Bu ne nimettir. Yüzü suyu hurmetine kainati yarattigin Server benim gibi bir acizi hatirliyor ve mübarek hirkalarini Ömer ve Ali gibi iki güzide sultanla bu günahkara yolluyor. Senden bir tek dilegim var: Ümmet-i Muhammedi affeyle. N'olur. Bu hirkanin hakki için!'

    Gaibden bir ses gelir. 'Su kadarini sana bagisladim. Haydi giy hirkayi!'
    - Hepsini ya Rabbi! Hepsini.
    - Sunlari, sunlari, sunlari da bagisladim.
    - Digerlerinin hali n'olacak Ya Rabbi? N'olur, hirkanin ve hirkanin sahibinin hatirina...

    HISST BAKSANA GIDIYORLAR

    Tam bu sirada Karenlinin biri gelir ve o muhtesem huzuru bozar. 'Misafirlerin dönmeye niyetliler' diye ikaz eder güya, 'Onlara diyecegin bir sey yok mu?'
    Veysel Karani 'Ahh!' der, 'Ahh bu hali bozmayacaktin iste. Inanin az kalmisti. Bütün ümmeti Muhammed affedilmedikçe giymeyecektim hirkayi.'

    Aradan günler geçer. Karenliler saskin, hatta pismandirlar. Öyle ya, elinin altinda Üveys gibi bir cevher olsun da, sen onun kiymetini bilme. Ama bu kez mübaregi hurmet ve ilgiyle bunaltirlar. Huzurunda el pençe divan durur, israrla nasihat isterler. Hele bazilari asikare keramet bekler. Veysel Karani gibi mütevazi biri, ilginin böylesinden sikilir. Iste tam o günlerde biricik annesi vefat eder ve onu Karen'e baglayan hiçbir sey kalmaz. Iste simdi yollara düsebilir.

    Mübaregin ilk hedefi elbette Haremeyndir. Önce hacceder, sonra Medine'ye gider. Ancak o münevver sehrin hüzünlü yüzünü görür ve Resullulah'in yasamadigi Peygamber beldesinde duramaz. Çeker çarigini, yürür uzaklara. Bir ara Basra'da eylesir, bir ara Kufe'ye yerlesir. Yine eskisi gibi deve güder. Aç kalir, açikta kalir. Horlanir, asagilanir. Garip bu ya milletin gücü hep ona yeter. Hatta ufacik veledler bile satasir, tas yagdirirlar. Büyük veli, çiglik çigliga saldiran afacanlara gülümser 'N'olur ayaklarimi kanatacak kadar büyükleri atmayin' der, 'Abdestim bozulmasin e mi?' Zira o güne kadar bir kez olsun abdestsiz basmamistir zemine.

    MELEKLERIN IBADETI

    Veysel Karani Hazretleri bazen sehere kadar secdede, bazen sabahlara kadar rüküda kalir. 'Birakin üç kere Sübhane rabbiyel ala demeyi, ben bir keresini bile beceremiyorum' diye yakinir. Eh onun özledigi ibadet meleklerinkinden farksiz olmalidir. 'Namazda husu öyle olmalidir ki' der: 'Bagrina biçak sokulsa duyulmaya.'

    Biri sorar: 'Nasilsin?' Cevap manidardir: 'Aksama çikacagini bilmeyen biri nasil olursa!' Sevenleri israrla nasihat isterler. O gülümser:
    - ALLAHü tealayi bilir misiniz?
    - Evet biliriz.
    - Öyleyse baska seyleri bilmeseniz de olur.
    - Aman efendim bir nasihat daha.
    - ALLAHü teala sizi bilir mi?
    - Elbette bilir.
    - Öyleyse baskalari bilmese de olur.
    Mübarek, ALLAHü tealadan çok korkar ve buyururlar ki: Inanin ALLAHü teala'yi taniyana gizli kalmaz.

    Veysel Karani hazretleri hayatini kendi ifadesiyle söyle hülasa eder. 'Yüksekligi tevazuda buldum, liderligi nasihatte... Nesebi takvada buldum, serefi kanaatte... Rahatligi zühdde buldum, zenginligi tevekkülde.'

    Bizde ne takva, ne zühd, ne de tevvekkül. Eh bir sey bulamiyoruz tabii. ALLAHü teala o büyüklerin yüzü suyu hürmetine sonumuzu hayreyliye.

    Veysel Karani Hazretlerinin kutlu hirkasi elden ele geçer ve Van civarinda hüküm süren Irisan Beyleri'ne gelir. Hicri 1028 yilinda 2. Osman Han'a hediye edilen nurlu emanet Istanbul'da heyecanla karsilanir. Asitane halki ona 'Hirka-i Serif' der, ramazanlarda ziyaret ederler. Bugulu gözlerle ilmeklerine dalar, Efendimizi hatirlarlar.

    Gel zaman git zaman büyük izdihamlar yasanir. Hirkanin saklandigi ve sergilendigi küçük bina kalabaligi kaldirmaz olur. Abdülmecid Han bu mübarek hirkanin serefine, Fatih'te koca bir mahalleyi istimlak eder ve biblo güzelliginde bir cami yaptirir. Bu ugurda sahsi servetini fedadan çekinmez. Belki de su ferah mabedi böylesine sevimli kilan, temelindeki ihlastir, kimbilir?

    ASIRLIK GELENEK

    Ve asirlik gelenek yasar. Hirka-i serif, gözü yasli asiklarin ziyaretgahi olur. Medine'ye, Mescid-i Nebi'ye ulasamayanlar hasretlerini burada dindirmeye çalisirlar. Cami çalisanlari sirin mescidi güllerle bezerler, ki tasavvufta gül O'na isarettir. Efendimiz'e!

    Hele Ramazan günleri civar cografya Hirka-i Serif'e akar. Müminler kar demez, kis demez ziyarete kosarlar. Anadolu'nun dört bir yanindan gelen asiklar yasli gözlerle yüce Serverin kutlu mirasina bakarlar.

    ALLAHü teala bizleri yalan dünyayi Veysel Karani gibi görenlerden ve Resulü Ekrem'in (SallALLAHü aleyhi ve sellem) sefaatine erenlerden eylesin!


    __________________
    [Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir. Kayıt olmak için tıklayın]


+ Cevap Ver

Hızlı Cevap Hızlı Cevap

Giriş yapmak için Buraya tıklayın


İslamın sartı kactır Cevabı ? (Harfle Yazınız)

LinkBacks (?)

  1. Yandex
    Refback Bu Konu
    07-11-2014, 06:34 AM

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277