Hakikatin Şâhitleri
Tanzimat'la birlikte gündeme giren Batılılaşma hareketinin; Sultan II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesiyle (Hicrî 1326, Milâdî 1908) İslâm topraklarına hâkim olduğu gerçeği gizlenemez. Nitekim kısa bir süre sonra, bütün İslâm topraklan Avrupalılar tarafından işgal edilecektir. Bu işgalin gerekçesi; az gelişmiş ve uygarlaşamamış toplumları Batı medeniyeti seviyesine çıkartmaktır. O yıllarda moda olan Fransızca "Mission Civilisatrice" sözünün manâsı budur.35 Batılılar, yeni ilimleri ve felsefi düşünceleri (insanlık dinini) İslâm topraklarında yayacaklar, buna mukabil başta petrol olmak üzere hammadde kaynaklarını kendi sanayilerine aktaracaklardı. Esasen işgalcileri alkışlayan eğitilmiş bir aydın kadro mevcuttu. Nitekim Cezayir'in işgali sarasında Jön Türkler'den Abdullah Cevdet şunları zikrediyordu: "Medeniyet-i hâzıra bir seyli hurûşandır. Önüne çıkan her engeli darmadağın eder. Ona teslim olmaktan başka yol yoktur."36 İşte Jön Türklerin ve İttihat Terakki eşkıyalarının ihanet psikolojileri bu ifadede görülmektedir.

Şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi bu gelişmeyi şu şekilde izah etmektedir: "Müslümanların inkırazını şiddetlendiren ve onların yakalandıkları hastalıkların en sonuncusu "Batıyı taklid" hastalığı... Bu hastalık kötülük ve hasarda frengiden daha şiddetli... İşin garip tarafı, tedavi için gayret sarfedenlere. de bulaştı."37

Müslümanlar, insanlığa karşı hakikatin şâhitleri iken, birbirlerini takip eden devrimler sonucu "dâru'1-İslâm" (Şer'î devlet) hususundaki hassasiyetlerini kaybetmişlerdir.

Kur'ân-ı Kerim'de: "Böylece sizi vasat bir ümmet yapmışızdır ki, insanlara karşı hakikatin şâhitleri olasınız, bu peygamber de sizin üzerinize tam bir şâhit olsun diye..."3s buyurulmaktadır. Müfessirler bu âyet-i kerimede geçen "vasat ümmet" tâbirinin "âdil" anlamına geldiğinde müttefiktirler.39 Her mü'min adâletin, Allahû Teâla (cc)'nın indirdiği hükümlerle hükmetmek olduğunu bilir. Bunun mânâsı açıktır: Mü'minler istilâ altında bile olsalar, müstekbirlere ve tâgûtlara karşı her vasıta ile mücadele etmek zorundadırlar. Müstevliler, ister gayrimüslim olsun, ister mürted olsun, onlara dilleri ve malları ile yardım etmeleri haramdır.

Bu eseri, İslâmî' ıstılâhların bir bölümünü gündeme getirebilmek için kaleme alıyoruz. Ortaya koyabildiğimiz bütün doğrular İslâm'a aittir. Hatalarımızdan ve yanlışlarımızdan dolayı esirgemesi ve bağışlaması bol olan Allahû Teâla (cc)'ya sığınırız.

Yusuf KERİMOĞLU

DİPNOTLAR

(1) Ernest Renan, Bilimin Geleceği, c. I, sh. 135. (Ernest Renan, [1923- 1982) Fransız filozofu. "İslâmiyet ve Bilgi" isimli nutku, Osmanlı devletinde tartışmalara yol açmıştır. Namık Kema1'in, Renan Müdafanâmesi [l.Baskı: 1910, 2. Baskı: 1962) meşhurdur. Kur'ân'a ve Hz. Muhammed (sav)'a saldıran, bu filozofun eserleri T.C. Millî Eğitim Bığı tarafından tercüme ettirilmiştir.)

(2) Scientisme (Bilimcilik): Genel anlamda bilime iman etmek, bilim dışında hiçbir şeyi kabul etmemek olarak tarif edilebilir.19'ncu yüzyılda ortaya çıkan pozitivist bir akımdır. Buna göre, Allah fikrinin kaynağı olan "Mutlak bilinmeyen" diye birşey yoktur. (Atilla Tokatlı, Felsefe Sözlüğü, Ank.1973, sh. 70, Meydan Larousse, c. II, sh. 375).

(3) İhsan Sezal, Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar, Ank.1981, sh. 47-48

(Determinizm: Her hâdise, sebebini bizzat kendi içinde saklar. Aynı sebepler her yerde aynı sonuçlan verir, iddiası. Günümüzde yanlışlığı ortaya çıkmıştır, olaylar tek sebebe irca edilemez.)

(4) Prof. Hilmi Ziya Ülken, Sosyoloji Sözlüğü, İst.1969, sh.145

(5) Dr. Alexis Carrel, İnsan Bu Meçhul, İst.1971, sh. 23.

(6) Ebû Yusr Muhammed Pezdevi, Ehl-i Sünneı Akaidi, İst.1980, sh. 9.

(7) Bkz., Kur'ân-ı Kerim, Nisâ Sûresi: 1; Zümer Sûresi: 6; Taha Sûresi: 121,122. (Bu âyetlerde, Hz. Âdem (as)'ın ve Hz. Havva'nın yaratılış ve Cennetteki hayatı konu alınır.) Kitab-ı Mukaddes, İst. 1949 (Tekvin, Bab:1, cümle: 27, bab: 2, cümle: 21-23, bab: 3, cümle:1-6,17.)

(8) Dr. Numan es-Semerrai, Mürted'e Ait Hükümler, İst.1970 sh. 88.

(9) Osmanlı Pazarlı, Sosyolojt, İst.1978 sh.55 (İmam-Hatip Okullarında okutulan bu eserde [z.bölüm] "İlkel boylarda görülen dinler, totemizm" iddiası yer alır. A.Ü. İlâhiyat Fakültesinde okutulan Prof.Dr. Mehmet Taplamacıoğlu'nun Din Sosyolojisi, Y.İ. Enstitüsü'nde okutulan Dinler Tarihi aynı özelliği taşır).