AFV-İSTİĞFAR

Arapça bir kelime olup, "Bir şeyin eserini gidermek, ortadan kaldırmak" manâsına gelir.1 Afv kelimesi ile birlikte mütalaa edilmesi gereken bir ıstılâh da "istiğfar"dır. Bunu şu şekilde tarif etmek mümkündür. "Bir kimsenin Allahû Teâla (cc)'dan günahlarının bağışlanmasını istemesine istiğfar denir." Bu kelime ga-fe-re aslından gelir. Bir işi düzeltmek mânâsınadır. Aynı zamanda örtmek, bir nesneyi zarf içerisine koymak mânâlarını da içine alır. Esma-i Hüsna'dan birisi de "Gaffar"dır. Gaffar, "kullarının ayıplarını örtüp, günahlarını ve hatalarını bağışlayan" demektir.

Allahû Teâla (cc)'nın emirlerine aykırı olarak yapılan her iş "günah"tır. Günah kelimesi Farsça'dır. Arapça'da lemen, seyyie, zenb ve kebire günah mânâsındadır. Arapça mütehassısları lemen ve seyyieyi küçük günah, zünûb ve kebair'i büyük günah olarak tarif etmişlerdir. Kur'ân-ı Kerim'de: "Eğer yasak edildiğiniz büyük (günah)lardan kaçınırsanız, sizin öbür kabahatlerinizi örteriz"2 buyurulmuştur. Bu âyet-i kerimede büyük günah kebair, kabahatler de seyyie olarak alınmıştır.3

Resûl-i Ekrem (sav)'in "Allahû Teâla (cc) affeden bir kulun, izzetini ve şerefini artırır"4 buyurduğu bilinmektedir. Mü'minlerin birbirlerine karşı şefkatli olmaları zarûridir "Hukuku'1 ibad" diye isimlendirilen "kul hukuku" ancak karşılıklı rıza ve helâlleşme ile giderilebilir. Ayrıca "Her kim bir müslümanın ayıbını örterse, Allah (cc)'da, kıyamet gününde onun ayıplarını örter"5 hadis-i şerifi; mü'minlerin birbirlerini afvetmelerinin lüzümuna işaret etmektedir.

Allahû Teâla (cc)'nın emirlerini, nefsine uymak ve tembellik sebebiyle yerine getiremeyen her insan, "tevbe ve istiğfar" etmek durumundadır. Bunun neticesi, o fiilin tesiri ortadan kalkarsa, afvedilmiş olur. Ancak kat'i olarak bilinemiyeceği için mü'minler "ümid" ile "korku" arasında yaşamaya gayret ederler.

Müslüman, Allahû Teâla (cc)'nın emirlerine teslim olan mânâsınadır. Allahû Teâla (cc)'nın dininin düşmanlarını kendine dost bilmez ve onlardan afv dilemez. Bilhassa küfür ahkâmının galip olduğu beldelerde, bu hususa azami dikkat gerekir.

KAYNAKLAK
(I) İbn-i Manzur, Lisanu'l Arab, Cevherî, es-Sıhah ve el-Müncid.

[2) Nisâ Sûresi: 31.

(3) İbn-i Kesir, Tefsiru'l Kur'ânil Azim, Beyrut, 1969. D. Ma'rife Yay. c. I, sh. 481.

(4) İmam Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, c. II, sh. 386.

(5) Sünen-i İbni Mace, İst.1401, c. II, sh. 850, Hd.No:2547.