Mutlu bir masalın mağlubu

Mine Alpay Gün

araştırmacı yazar

Işığı fazla bir hikâyede herkes tanıyordu Alparslan'ı.

Malazgirt ovasında, dünya tarihini değiştirmişti. Bizans ordusu 200 bin, kendi kuvvetleri 54 bin olmasına karşın. Kendisi de kazanacağından emin değildir.

Bu yüzden beyazlar giyerek kefen zahmetinden kurtarmak istemiştir maiyetindekileri.

Savaşı Cuma gününe getirip, namazı kılıp, ünlü söylevini yapıp, en ön safta Bizans üzerine yürüyen Alparslan ve askerleri, Hilal harekâtı ile galip gelirler.

26 Ağustos 1071 birileri için ak, diğerleri için kara gündür.

Alparslan, esir imparator Romen Diyojen' in ellerini çözdürtüp, yanına oturtur.

İnsanca muamele eder. Bol miktarda altın para ve muhafızlar katarak, İstanbul'a emniyetle gitmesini sağlar.

Oysa masalın mağlubu da, bizim için çok önemli.

Kınalıada'ya eğlenmeye gidenler, durup Romen Diyojen'in çektiklerini bir kez daha anımsamalıdırlar.

Zira dünyanın en mutsuz insanı misafirdir orada.

Kimdi, bu mutlu bir masalın mağlubu imparator.

Zarif İstanbul'a göre tarihçilerin kaba bulduğu Kapadokya' da dünyaya gelmiş bir askerdi.

Devletine sadakatle hizmet etmiş, İmparator Konstantin Dukas'ın ölümünden sonra isyan etmiş, fakat yakalanmış.

İmparatoriçe, huzuruna getirilen asi generali inceler.

Ve talihi bir anda döner Romen Diyojen'in.

Masalın bu kadar mutlu olacağı aklından bile geçmemiştir.

Zira İmparatoriçe O'nu, idam cezasından affetmekle kalmamıştır.

Ölen kocasına "evlenmeyeceğim, dul kalacağım"diye yemin etmesine karşın, yeminini bozmuş ve asi generalle evlenmiştir.

Bu evlilik için tarihler 1 Ocak 1068 i gösterir.

Bu tarih aynı zamanda Türk sultanı Tuğrul'un vefatı ve Alparslan'ın tahta çıkış tarihidir.

İstanbullu İmparatoriçe, evlenmesine karşın Romen Diyojen'i kibar bulmamış, hep "kaba asker" diye hitap etmiştir.

Türkler karşısında parlak bir galibiyet, kendisini pek sevmeyen şuh imparatoriçe için bir cazibe oluşturabilecektir.

Ne ki sonuç bir hezimettir.

İmparatoriçenin oğlu tahta geçer ve annesini bir manastıra kapattırır.

Bununla da kalmaz, her zaman kadınlarından daha dindar olan Bizans imparatorları gibi Mişel Dukas da, annesinin saçlarını dibinden kestirip, rahibe olmasını emreder.

Romen Diyojen, İstanbul'a değil, memleketi Kapadokya'ya gitmek arzusundadır.

Ne ki, devrin geleneği, hesap soracaktır.

Kendisini Kınalıada'ya buyur ederler.

Bir manastıra kapatılan talihsiz Roman Diyojen'in gözlerine Yahudi bir doktor tarafından acımasızca ve acemice üç kez mil çekilir.

Yaraları enfeksiyon kapmış, manastıra terkedilmiş, gözleri alınarak karanlıklara atılmıştır. Daha fazla dayanamamış, ölmüş, Kınalıada'ya gömülmüştür.

Evdoksiya kocasına cenaze töreni yaptırmış, ondan sonra 25 yıl yaşamış, manastırı, rahibeliği bırakıp, eğlence hayatına geri dönmüştür.

Gerçi masalın galibi ile mağlubu aynı yıl ölmüşler.

Alparslan, Maveraünnehir'de fethettiği bir kalenin komutanı Yusuf Harezmî tarafından hançerlenerek şehid edilir ve Merv de defnedilir. Tarih 25 Ekim 1072.

Masalın mağlubunun gözlerine, 29 Haziran 1072 de mil çekilir ve birkaç gün sonra ölür.

Alparslan hala pırıltılı bir şan şerefle halkının kalbinde yaşamakta.

Bizanslılar ise, Romen Diyojen ismini duymak bile istememekteler.

Kınalıada'da eğlenenler, durun ve bu mutsuz mağlubu, hiç olmazsa bir dakika hüzünle anımsayın.