İnfak 3


Mehmet Talü

araştırmacı yazar
Unutmayalım ki, dinimizdeki sevaplar bizim bu günkü muhasebecilerin yaptığı hesaba benzemez. Şair de öyle demiş zaten: "Benzemez hesabı hesabımıza" ALLAH Teâlâ'nın hesabı hesabımıza benzemiyor. Hani yüzmilyar lirası olan bir insan 10 milyarlık hayır yapsa, birinin de 100 lirası var, elli lirasını verdi birine hayır olarak, elli lira verenin sevabı öbürününkinden fazla oluyor. Çünkü mevcut sermayenin yarısını verdi. Öbürü ise mevcut sermayesinin 10'da birini verdi. Beriki mevcut sermayesinin yarısını verdi. Onun için biz, benim bir şeyim yok demiyelim veya verdiğim az demiyelim. Sermayemize göre, gücümüze göre verelim. ALLAH Teâlâ bizi gücümüze göre sorumlu tutacak. Yukarıda arzettiğimiz hadis-i şerifin: "Yarım hurma vermek suretiyle de olsa, cehennem ateşinden, kendinizi koruyun, bunu da bulamayan tatlı sözle kendini ateşten korusun" kısmına dikkatinizi çekmek istiyorum: Tatlı dil, tatlı söz... Sahabe-i Kiramdan Bilâl, Suheyb, Salim, Mehca' ve Habbab gibi yoksul sahâbîler, Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin yardımı ile geçinirlerdi. Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz onlara verilecek bir şeyleri olmadığı zaman, mahcubiyetinden ötürü söyleyecek bir söz bulamaz, yüzünü başka tarafa çevirir, fakat onların ihtiyaçlarını gidermek için Cenab-ı Hakk'ın kendisine imkân vermesini dilerdi. ALLAH Teâlâ şöyle buyurdu: "Eğer Rabbinden umduğun, beklemek durumunda olduğun bir rahmet için onların yüzlerine bakamıyorsan, hiç olmazsa kendilerine gönül alıcı bir söz söyle." (İsra sûresi:28)
Demek ki, muhtaç insanlara bir şeyler verilemeyecek bile olsa, hiç olmazsa: "ALLAH Teâlâ, bize de, size de bol rızık versin", "ALLAH Teâlâ sizleri mesut ve müreffeh kılsın" gibi sözlerle onların gönüllerinin alınması, "Utanmıyor musun, niçin dileniyorsun, git çalışsana" vb. sözlerle kırıcı olmamak gerekmektedir.
Ayrıca infakta bulunan kişi onu alıp kabul edenin onurunu zedeleyecek davranışlardan da kaçınmalıdır. Hayır yaparken kalp kırılmamalı, fakir küçümsenmemeli, eziyet edilmemeli ve yapılan iyilik başa kakılmamalıdır. Aksi halde yapılan hayırdan fayda ve sevap yerine karşılık olarak günah ve azap gelir. ALLAH Teâlâ şöyle buyurdu: "Mallarını ALLAH Teâlâ yolunda harcayıp da arkasından başa kakmayan, fakirlerin gönlünü kırmayan kimseler var ya, onların ALLAH Teâlâ katında has mükâfatları vardır. Onlar için korku yoktur, üzüntü de çekmeyeceklerdir."
"Güzel söz ve bağışlama, arkasından incitme gelen sadakadan daha iyidir. ALLAH Teâlâ zengindir, acelesi de yoktur."
"Ey iman edenler! ALLAH Teâlâ'ya ve ahiret gününe inanmadığı halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve incitmek suretiyle, yaptığınız hayırlarınızı boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan düz kayaya benzer ki, sağanak bir yağmur isabet etmiş de onu çıplak pürüzsüz kaya haline getirivermiştir. Bunlar kazandıklarından hiçbir şeye sahip olamazlar. ALLAH Teâlâ, kâfirleri doğru yola iletmez." (10 Bakara sûresi:262-264)
Yapılan infak, sadece ALLAH Teâlâ'nın rızası için yapılmalı, infak edilen kişilerden herhangi bir karşılık beklenmemelidir. Nitekim: "Onlar, kendi canları çekmesine rağmen yemeği yoksula, yetime ve esire yedirirler. Biz sizi ALLAH Teâlâ'nın rızası için doyuruyoruz; sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz." (11 İnsân (Dehr) sûresi:8-9) Âyet-i kerimesinde yaptıkları iyiliklerden dolayı bir karşılık beklemeyenler övülmektedir. Âyet-i kerimelerde iyiliklerin sevabı genellikle bire on olarak gösterildiği halde ALLAH Teâlâ yolunda infakın sevabının: "ALLAH Teâlâ yolunda mallarını harcayanların örneği, yedi başak bitiren bir dane gibidir ki, her başakta yüz dane vardır. ALLAH Teâlâ dilediğine kat kat fazlasını verir. ALLAH Teâlâ'nın lütfu geniştir, O herşeyi bilir." (12 Bakara sûresi:261)
Âyet-i kerimesinde bildirildiği üzere bire yedi yüz oluşu, bunun diğer ibadetlerden daha güç olduğunu göstermektedir.