Televizyon 1


Mehmet Talü

araştırmacı yaza

Soru: Benim annem hacıdır. Namazı kıldıktan sonra hemen televizyonun başına geçiyor, tesbihini dahi televizyonun başında çekiyor. Ben bunun günah olduğunu söylüyorum; beni dinlemiyor. Televizyon hakkında biraz anlatırsanız inşallah fayda olacak.
Cevab: Bismillâhirrahmânirrahîm.
Televizyon; iyiye-kötüye, doğruya-yanlışa, hakka-batıla, harama-helâla, faydalıya-zararlıya kullanılabilen bir alettir. Camında, ekranında, kablosunda bir kötülük veya bir iyilik bulunmamaktadır. Bütün iş, tamamen programlardadır, iyi tarafa da kullanılabilir, kötü tarafa da. Çok dikkatli olmak lazım. İşte görüyorsunuz.
Bugünkü televizyon programlarının içinde afedersiniz her şey var... Gazinoya gitmezsin, gazino senin eve gelir... Şarkıcı dinlemezsin, şarkıcı senin eve gelir... Açık saçık yerlere, plaj vesaireye gitmezsin; o senin yanına gelir... Spor yapacağım diyen çıplak insanlar senin karşına gelir.. Televizyonun içinde her şey var... Günahtır, ayıptır, insanın feyzini yok eder. Baktığından dolayı, o günahların zararı olur. Elbette dinimize-dünyamıza faydalı olan, öğretici, eğitici programlardan istifade edebiliriz. Çok dikkatli olmak lazım. Şunun zararı yok, bunun günahı yok derken, bir bakmışın ki, hepsini seyretmişsin.
Bir de üzülerek şu hususa temas etmek istiyorum: Birtakım sözde islamî televizyon kanallarının ne hale düştüğünü görüyoruz. Onlar başlangıçta ne güzel şeyler söylemişlerdi. Ahlaka, fazilete, edebe, terbiyeye uygun millî ve dinî yayınlar yapacaklardı. Bu maksatla ne paralar toplandı; dindar Müslüman kadınların bileziklerini, yüzüklerini mücevherlerini bile aparttılar. Sonunda manzara ortada.
Soru: İşlediğimiz günahlardan temizlenmek nasıl mümkün olmaktadır?
Cevab: Bismillâhirrahmânirrahîm.
Cenâb-ı Hak şöyle buyuruyor:
"(Batıl inançlardan, kötü ahlaklardan) iyice temizlenen, arınan ve Rabbisinin adım zikredip de namaz kılan kimse muhakkak felaha ermiş, korktuğundan emin, umduğuna nail olmuştur." (A'laSûresi: 14-15)
Şimdi bize düşen vazife, bu temizliğimizi muhafaza etmek ve kirlenmemeye çalışmaktır. Farzları yapmak, haramlardan uzaklaşmaktır. Kirlenirsek, yine yıkanırız, demeyelim. Çünkü ya nasib olmazsa!.. Sonra kirlenmemeye çalışmak, kirlenip temizlenmekten ve temizken tekrar yıkanmak da kirlendikten sonra yıkanmaktan daha faziletlidir ve daha kolaydır. Rabbimizin emirlerini muntazaman yerine getirip yasaklarından devamlı kaçınan müslümanlar, daima bu şekilde tertemiz kalırlar. Aksine hareket edenler yani farzları terk edenler ve haramları işleyenler manen ve maddeten kirlenirler.
Ebu Zer (R.A.): Resulullah (S.A.V.) bana şöyle buyurdu: "Nerede ve nasıl olursan ol, Allah Teâlâ'dan kork, takva sahibi ol; (işlediğin) kötülüğün, haramın hemen arkasından iyilik yap, tevbe-istiğfar et ki, o kötülüğü yoketsin, silip süpürsün; insanlarla güzel geçin, insanlara iyi ahlakla muamele et." (Tirmizi, Birr: 55, No: 1987)