Hz. Peygamber s.a.v. efendimizi ziyaret etmenin lüzum ve önemi 9



Mehmet Talü

araştırmacı yazar
Mümkün olursa, bu Tehiyyetül-Mescit namazını, Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizin kabr-i saâdetinin bulunduğu hücre ile minberinin arasında bulunan ve "Ravza-i Mutahhare" diye anılan yerde, mümkün olmazsa mescidin uygun bir yerinde kılar. Çünkü Hz.Peygamber (S.A.V.) efendimiz çoğu zaman namazlarını burada yani "Ravza-i Mutahhare"de kılardı.
Ravza-i mütahhare: Temiz bahçe demektir. 10 m. genişlik ve 20 m. uzunlukta 200 metrekarelik pek mübarek bir mahaldir. Burası hakkında Ebû Hureyre (R.A.)'den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimiz:
"Evimle minberimin arası cennet bahçelerinden bir bahçedir. Minberim de Kevser havuzumun üzerindedir." (Müslim, Hac:502, No:1391; 2/1011; Buhârî, Fazlus-Salat:5, Fezailü'l-Medine:11) buyurmuştur. Bu benzetme, buraya İlahî rahmetin indiğini ifade içindir. Ravza-i Mutahharadan başka yeryüzünde cennetten olduğu bildirilen başka bir yer yoktur. Ümmü Seleme (R. Anha) validemizden rivâyete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimiz şöyle buyurmuştur:
"Minberimin ayakları Cennet üzerindedir." (Nesâî, Mesacid:7, No: 696, 2/35; A. b. Hanbel, No: 25937, 6/289)
Bu hadis-i şerifler, Mescid-i Nebevî'nin, Resûlullah (S.A.V.) efendimizin minberi de dahil olmak üzere, minberi ile evi arasında kalan bölümün Cennet bahçelerinden birisi hükmünde olduğunu teyit ederek ortaya koymaktadır. Buna göre, burada bilinçli bir şekilde bulunan, namaz kılan veya başka bir ibadette bulunan, yaptığı şeyleri Cennet bahçelerinden birinde yapmış gibidir.
Ebû Hureyre (R.A.)'den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimiz:
"Bir kimse bana selâm verince, ALLAH Teâlâ bana ruhumu iade eder. Ben de o kimsenin selamını alır, mukabelede bulunurum." (Ebû Davud, Hac:100, No:2041; 1/622. Not: Hadis-i şerifte geçen "ALLAH bana ruhumu iade eder" ifadesi, Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizin ruhunun bedeni ile ilişkisinin devam ettiğini ifade etmektedir. Yoksa her selam verilişinde Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizin bedenine döndürülüp tekrar geri alındığını ifade etmemektedir)buyurmuştur.
Binaenaleyh alemlerin sevgilisi, alemlere rahmet olarak gönderilen ALLAH Teâlâ'nın en sevgili kulu, son ve en büyük Peygamberi Hz. Muhammed (S.A.V.) efendimizin huzurunda olduğunu ve kendisini gördüğünü, sözlerini işittiğini ve kendisine mukabelede bulunacağının şuur ve idraki içinde, selamını kabul buyuracağını ve duasına da "Amin" diyeceğini ümit ederek, kalbini dünyaya ait kötü düşüncelerden arındırmış olarak kemal-i edep ve tevazu içinde Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizin kabrine yaklaşır. Tevazu, edep ve sükunetle, kabr-i şerife doğru ilerler, Resûlullah (S.A.V.) efendimizin mübarek başı hizasında, 1,5-2 m. uzağında, yüzü Resûlullah (S.A.V.) efendimize, arkası kıbleye dönük olarak durur ve:
"Esselamü aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullahi ve beraketüh! Es-selamü aleyke ya seyyidi ya Resûlellah! Esselamü aleyke ya Habibellah!"