Hz. Peygamber s.a.v. efendimizi ziyaret etmenin lüzum ve önemi 15



Mehmet Talü

araştırmacı yazar


Mescid-i Nebevî ilk yapıldığı zaman mihrabı yoktu, ancak Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizin namaz kıldırdığı yer belirgindi. Ömer b. Abdülazîz Medine-i Münevvere valiliği sırasında Mescid-i Nebevî'yi imar ederken Resûl-i Ekrem (S.A.V.) efendimizin namazda durduğu yere niş tarzında bir mihrap ilave ettirmiş, burası Resûlullah (S.A.V.) efendimizin mihrabı olarak meşhur olmuştur. Emevîler ve Abbasîler döneminde mescidde yapılan düzenlemelerde mihraba giden revakın tezyinatına özel önem verilmiş, sağında imamın girmesi için bir kapısı bulunan mihrabın üstü altın tezyinatlı bir kubbe ile örtülmüştür. Memlûk ve Osmanlı sultanları da mihrabın korunması ve tezyin edilmesine büyük önem vermişlerdir. 1984'te mihrap tamamen yenilenmiştir. Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizin gece namazı kıldığı yerde bulunan, Sultan Kayıtbay ve Sultan Abdülmecid devirlerinde yenilenen, üzerinde altın süslemeler ve teheccüd âyetlerinin yazılı olduğu diğer mihrap "Mihrâbüt-teheccüd" adıyla bilinmektedir.
Mahfil

Halife Hz.Ömer (R.A.) nun Mescid-i Nebevî'de şehid edilmesini dikkate alan Hz. Osman (R.A.), Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizin minberinin kuzeyinde Bilâl-ı Habeşî'nin müezzinlik yaptığı yerde zemini yükseltilmiş ve çevresi kuşatılmış bir mahalde namaz kılmayı âdet edinmişti. Daha sonra maksureyni müezzin mahfili olarak kullanılan bu mekân "mükebbiriyye" adıyla meşhur oldu. İlk zamanlarda sade ve basit yapıda ahşap olan mahfil, Sultan Kayıtbay tarafından ince ve zarif dört direk üzerine tamamen mermerden yapılmıştır. Bundan sonra tamir ve tadilât gören müezzin mahfilinin en son onarımı 1983'de gerçekleştirilmiştir.
Medine-i Münevvere'de kalınacak sürenin değerlendirilmesi

Hacı veya umreci, Medine-i Münevvere'de kaldığı sürece bu mübarek beldenin azameti, İslâmiyet açısından taşıdığı önem, Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizin hayatındaki yerini daima göz önünde bulundurur. Kainatın Efendisinin Hicret yurdu olan bu topraklarda O'nun yaşadığı örnek hayatın hatırasını yaşamaya çalışır. Vahyin indiği bu yerlerde Resûlullah (S.A.V.) efendimizin dolaştığı, belki de şu anda bulunduğu yerde Kainatın Efendisinin de bulunmuş olduğunu düşünür ve O'nunla aynı havayı solumanın hazzını tadar.
Medîne-i Münevvere'de cismânî ve ruhanî olmaya gayret eder. Çünkü yalnız cismânî olup kalbin başka bir âlemde olmaktansa, uzakta kalıp kalbi Medîne-i Münevvere'de, Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin yanında olmak daha faziletlidir. ALLAH Teâlâ rûhânî kalanlardan eylesin. Amin.
Bütün hayırlı ameller için de Mescid-i Nebî üstün bir mahaldir. Çünkü Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin Medine-i Münevvere'ye hicretinden hemen sonra ashabıyla birlikte inşa ettiği ve Mescid-i Nebî yahut Mescid-i Resûl diye anılan Medine-i Münevvere Mescidi, Mescid-i Haram ve Mescid-i Aksa'dan sonra yeryüzündeki en faziletli mescittir.