+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
9 sonuçtan 1 ile 9 arası
Like Tree6Beğeniler
  • 1 Post By £laf
  • 1 Post By £laf
  • 1 Post By essirra
  • 1 Post By £laf
  • 1 Post By essirra
  • 1 Post By £laf

Bir dilek hakkınız olsaydı neyi dilerdiniz ..

 Resim Katagorisinde ve  Manzara,Diğer Resimler Forumunda Bulunan  Bir dilek hakkınız olsaydı neyi dilerdiniz .. Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Bir dilek hakkınız olsaydı neyi dilerdiniz .? [Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir. Kayıt olmak için tıklayın ]...

  1. #1
    Status
    Offline
    £laf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Administrator
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Yer
    Benim sessizliğim içimde
    Mesajlar
    5.751
    Tecrübe Puanı
    10

    Question Bir dilek hakkınız olsaydı neyi dilerdiniz ..

    Bir dilek hakkınız olsaydı neyi dilerdiniz ..

    Bir dilek hakkınız olsaydı neyi dilerdiniz .?



    [Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir. Kayıt olmak için tıklayın]

    Kalbi Fani Şeylere Anmış Bir Zavallıyım

    Aklımdan çıkmasın diye, kalbime tembihledim;- Fânisin ! Acizsin ! Emanetsin !


    Bugün hazirim olmeye diyebilecek miyiz acaba?

  2. #2
    Status
    Offline
    £laf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Administrator
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Yer
    Benim sessizliğim içimde
    Mesajlar
    5.751
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Cevap: Bir dilek hakkınız olsaydı neyi dilerdiniz ..

    Bana dilek hakkı verilse saglık sıhhat vede Allah u teala nın emrettiği gibi bir kul olmak

    Kalbi Fani Şeylere Anmış Bir Zavallıyım

    Aklımdan çıkmasın diye, kalbime tembihledim;- Fânisin ! Acizsin ! Emanetsin !


    Bugün hazirim olmeye diyebilecek miyiz acaba?

  3. #3
    Status
    Offline
    sabır - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Moderator
    Üyelik tarihi
    Jan 2011
    Mesajlar
    1.195
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart Cevap: Bir dilek hakkınız olsaydı neyi dilerdiniz ..

    keske verilse bende saglık iman ibadet isterdim inşeALLAH şimdi diledik dilegimizi kabul edilir inşAllah .teşekkürler ...


  4. #4
    Status
    Offline
    essirra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2012
    Mesajlar
    347
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart Cevap: Bir dilek hakkınız olsaydı neyi dilerdiniz ..

    Zeyd bin Eslem’in babasından naklettiğine göre Ömer bin Hattab radıyallahu anh bir gün dostları ile otururken aralarında şöyle bir konuşma geçmiş:

    Ömer radıyallahu anh :

    ‘Haydi, herkes bir şey dilesin.’ Demiş. Ordakilerden biri:

    ‘Ben, şu oda dolusu gümüşüm olsun da onu Allah yolunda harcayayım isterim.’ Demiş. Bir başkası:

    ‘Şu oda dolusu altınım olsunda onu Allah yolunda harcayım isterim.’ Demiş. Bir diğeri:

    ‘Bu oda dolusu mücevherim olsa da Allah yolunda harcasam isterim.’ Demiş. Ömer radıyallahu anh ‘Başka?’ deyince,

    ‘Başka bir şey istemeyiz.’ Demişler. Bunun üzerine Ömer radıyallahu anh kendi arzusunu şöyle dile getirmiş:

    “Ben,

    Ebu Ubeyde bin el-Cerrah,
    Muaz bin Cebel ve
    Huzeyfe bin el-Yeman gibilerden
    Şu oda dolusu insan isterim ki onları, Allah yolunda görevlendireyim.”


  5. #5
    Status
    Offline
    essirra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2012
    Mesajlar
    347
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart Cevap: Bir dilek hakkınız olsaydı neyi dilerdiniz ..

    Yer işgal eden değil, yer dolduran, harcadığından çok üreten, liyakatli, ahlaklı, vefalı, sabırlı, zor zamanın adamı: Arandı, aranıyor.

    Kendisinden çok ümmetini düşünen, insan olmanın insan dışındaki mahluklardan farklılığını idrak eden, Allah’tan korktuğu her halinden belli olan, şehvetler önünde erimeyen, sözüyle eylemi aynı olan, dik ve cesur, yalpalamayan adam: Arandı, aranıyor.

    Kınamalara aldırmayan, dünya ile ahiret arasında denge kurabilen, gece abid gündüz mücahid, eliyle diliyle, malıyla cihad eden adam: Arandı, aranıyor.

    Zenginleşince fakirlik günlerini unutmayan, omuzlarına yük konunca nazlanmayan, mazeretler üretmeyen, ‘ama ve fakat’ demeyi bilmeyen, dininden taviz vermeye razı olmayan adam: Arandı, aranıyor.

    O hep arandı: gün oldu o Habil olarak çıktı. İsmail olarak çıktı.

    Gün oldu gurup oldular, mağaraya sığındılar, ‘Ashab-ı Kehf’ oldular.

    Yesrib’te Mus’ab olup, Medine kurdular.

    Erkam ehli oldular. Suffa ehli oldular. Bedir ehli oldular.

    Mağarada Ebu Bekir oldular.

    Haçlıların önünde Salahaddin, Fatih, Seyit Çavuş oldular.

    Onlar, hak ve batılın iki zıt kutup olarak yeryüzüne indiğinden beri arandı, aranıyor; Allah’ın dini için ‘fedakar, gecesi gündüzüne katılmış adam’ arandıkça aranacaktır.

    Ömer’in aradığı, ker*** duvarlı odasını dolduracak adamlar o adamlardı. Kendisi gibi adamlar arıyordu. Bedenleri odaları, heybetleri gözleri dolduran, meleklerin imrendiği adamlar arıyordu. Abid, zahid, muttaki, fethettiği topraklarda elinin ve emrinin altındaki servet denizinin ortasında aç gezecek; ama davasından geçinmeyecek adam arıyordu. Kendisine kefenlik olarak hazırlanan bezi görünce: ‘Üç gün sonra çürüyecek bir vücut için bu kadar bezi zayi etmeyin, iki kat kefen bana yeter.’ Diyecek temiz elli ve dilli adamlardı Ömer’in aradığı adamlar.

    O adamlar fethedip şirkten temizledikleri topraklardaki düşüncelerden, yaşam tarzlarından etkilenmediklerini gibi, bütün dil ve coğrafya engellerine rağmen kendi akidelerini o yerlerdeki insanların gönüllerine yerleştirdiler. Etkilenmeyip etkilediler. Almadılar verdiler. Temsilcisi oldukları peygamberlerinin yüz akı oldular. Onu hiçbir yerde mahcup etmediler. Gözleri ve elleri güven verdi. Dillerinden bal aktı. Dostlarını da düşmanlarını da hayran bıraktılar. Ne ibadetten taviz verdiler, ne de cihattan. Dünyadan da nasiplerini unutmadılar. Adım başı bir keramet sergiledikleri halde, keramet kampanyaları açmadılar. Ayaklarını kaydırmadan sadık Müslüman olarak yaşamayı en büyük keramet ve nihai hedef olarak gördüler.

    Ömer, onlarla ve onların başında yaşadı. Sonra bir bir adamlarını kaybedince, gelecek nesillere fetih erlerinin temel karakterlerini, vasıflarını anlatmak istedi. Ümmetin hasretini dillendirdi: Ebu Ubeyde, Muaz ve Huzeyfeler…

    Adamlığın hakkını verenler; Ebu Ubeydeler, Muazlar, Huzeyfeler

    1- Şirkten tamamen arınıp imanın hakkını verdiler. Allah’ı Mevlaları bildiler. O’nun dostunu dost, düşmanını düşman bildiler. O’nun gözetlemesini her an hissettiler; ateşten kaçar gibi haramlardan kaçtılar. O’nu zikretmeyi, havayı solumak gibi hayatı gördüler. Kur’an’ını doya doya okuyup tatbik ettiler. O’na güvendiler. Tevbeye ve istiğfara yapıştılar. Farzları, vacibleri harf harf eda ettiler. Asla dinden tavize yanaşmadılar. Canlarını verdiler de dinden bir nefes taviz vermediler. Allah’ın mübarektir dediği yerleri mübarek bildiler.

    2- O’nunla buluşma günü için titrediler, ürperdiler. Cennete girecek bir tek insan varsa o da benim, cehenneme girecek tek insan varsa o da ben olabilirim diye inandılar. Toprağın üstünde iken altındaki heyecanı ve endişeyi hissettiler. Gözyaşları kurumadı. Gece yarılarında, seherlerde deli divane olup yalvarıp yakardılar. Onları bilmeyen biri izlese, bütün cinayetlerin ve kötülüklerin faili zannederdi. Sanki o büyük fetihler, o ihlaslı hizmetler onların eseri değildi.

    3- Cennetin bedelsiz olmadığını, dünya hayatının ona varmak için bir köprü olduğunu idrak ettiler. Şehadet, gazilik, fedakarlık, sabır, sebat, vefakarlık, şecaat… damarlarında dolaşan kan oldu. Yiğittiler.

    4- Allah’ın peygamberini herkesten, hatta kendi canlarından çok sevdiler. Bedenlerini O’nun yoluna ve hizmetine feda ettiler, dillerini de O’na salavatla şenlendirdiler. Sünnetine sarıldılar; onu can simidi bildiler, hayatlarını ona göre ayarlayıp düzenlediler. Vaat ettiklerini, olacak dediklerini olmuş bitmiş saydılar. O’nun gönüllü tebliğcileri oldular. Sahabilerini sevdiler, bağırlarına bastılar. Ehl-i beytine muhabbet ve takdir beslediler.

    5- Mescitlere kilitlendiler. Ezanı mescitlerde dinlemeye gayret ettiler. Oraları fani dünyanın cenneti bildiler. Eğer üzerine dövüşecekleri bir toprak parçası olsaydı o da mescitlerin birinci safı olurdu. Sakat, hasta, yorgun her halükarda, mescit randevularını bozmadılar.

    6- Fitneden uzak durmaya gayret ettiler. Sabredip, akıbetin hayrolmasını beklediler. Günah ve şehvetlerin baskısına, fitnelerin, musibetlerin şiddetine, fakirliğin ve yokluğun ağırlığına sabrettiler. Zillete düşmediler, zilletin sebeplerinden kaçtılar. Açız açığız demediler; onları uzaktan izleyen tok zannetti.

    7- Yaptıklarını yeterli görmediler. Cihadın en büyüğünü yaptıkları halde elleri duada karıncalandı. Nefislerini yetersiz kalmakla kınadılar; nefislerinin şerrinden Allah’a sığındılar. Kendilerinden daha iyi olanları örnek aldılar. Hayırda ve infakta yarıştılar. Geceyi gündüze ilave ettiler; gündüzü de geceye…

    8- Allah’tan hiç ümit kesmediler. Bunaldıkça zikre ve Kur’an’a sarıldılar. ‘Olmaz’ demediler.

    9- İnsanlardan kopmadılar. Sıkıntılarına katlanıp toplum içinde olmayı ve bir kişiye bile olsa faydalı olmayı, bir canı cehennemden kurtarmayı dert edindiler. Yeri geldi bir selam vermek, bir gönül almak için güneşin altında yol kat ettiler. Mütevazı, güler yüzlü, dosdoğru oldular. Kendileri için istediklerini din kardeşleri için de istediler. Hediyeleştiler, ziyaretleştiler. Sevdiler sevildiler. Gönüllerin sultanları oldular. Kimse onların ahlaksızlığından söz etmedi. Yürüyen Kur’an, yaşayan Sünnet gibiydiler.

    10-Mala tenezzül etmediler, cazibesine kanmadılar. Yolcunun harçlık tutması gibi mal biriktirdiler. Artanı hemen infak ettiler. İnfak ettikleri için törenler yapmadılar. Sağ elleriyle verdiklerini sol ellerinden gizledikleri oldu. Değil harama şüpheliye tutmak bir yana, kendi alın terlerinin eseri olan mallarını dahi ellerinden çıkarmaya baktılar. Alır gibi verdiler. Vermekten zevk aldılar. Sarayların sahiplerini esir aldılar; ama saray sahibi olmadılar. Araziler çiftlikler edinmediler. Tam anlamıyla bir ağacın altında dinlenen yolcu gibi yaşayıp gittiler.

    11-Büyük düşündüler, büyük işler yaptılar. Üç kişi ile bir millet olduklarına inandılar.Kalpleri bir avuç kadar, yürekler ise dağlar kadardı. Tek başına bir ordunun içine dalmakta tereddüt etmediler. ‘Yapabilirim’ dediklerini yaptılar. ‘Allah benimle beraberse gerisi önemli değil’ düşüncesi ile yollara düştüler. Hayal edilmesi zor işleri gerçekleştirdiler. Kilometreleri adım kadar bile görmediler.

    12-Odaları ve makamları doldurup hakkını veren o şahsiyetler, gelişen olaylara ve iklimlere göre şekillenmediler. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem vefat ettiğinde hangi halde idiyseler, yirmi yıl sonra da o hali sürdürdüler. Etkilenmediler, etkilediler. Kör taklide girmediler. Aşağılık hissine kapılmadılar. Kisra’nın önünde, İslam’ın izzetini koruyarak durup konuştular. Öldürülme tehdidine güldükleri gibi, maddi imkanlara da kendilerini satmadılar. Geri gitmediler, yerlerinde de saymadılar.

    Ömer’in odasını dolduranlardan

    Ebu Ubeyde
    radıyallahu anh

    İslam’ın ilk günlerinde Ebu Bekir radıyallahu anhın elinde Müslüman olup ilk ona girdi. Resulullah sallallahu aleyhi ve selemle beraber bütün cihad hareketlerine katıldı. Bedir savaşı esnasında, Müslümanlara kılıç kaldıran ve Resulullah sallahlahu aleyhi ve selemi öldürmek isteyen müşrik babasını öldürdü. Cennetle müjdelenmiş on kişiden biridir. Dünyanın en zengin topraklarını fetheden komutan iken karnı zor doyacak bir halde idi. Ömer bin Hattab radıyallahu anh evinde onu ziyaret etmiş ve evin bütün eşyasının bir keçe, bir kırba ve birkaç lokma yiyecekten ibret olduğunu görünce ağlamış ve şöyle demişti: “Dünya herkesi değiştirdi, yalnız seni değiştiremedi. Allah’a hamd olsun ki, Müslümanların içinde böyleleri vardır.” Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ona o kadar güveniyordu ki, onu “eminü’l-ümme” lakabıyla andı. Peygamber aleyhisselamın vefatı gününde bazı sahabiler onu ilk halife olarak tayin etmek istediklerinde o Ebu Bekir radıyallahu anhı işaret etti. Kur’ân’ın tamamını ezberleyen sahabilerden biridir.

    Huzeyfe bin Yeman
    Radıyallahu anh

    Bedir gazvesinden önce Müslüman oldu. Ondan sonra da Resulullah sallahlahu aleyhi ve selemden hiç ayrılmadı. Bütün cihad hareketlerine katıldı. Fetihler yaptı. İlim yaydı. Şehirler yönetti. Tarafsız hiç olmadı. Hep hakkın tarafında ve tavizsiz bir tavır sergiledi. Zahiddi. Şöhrete ve mala tenezzül etmedi. Medain şehrine vali olarak tayin edildiğinde kendisine ne kadar maaş istediği sorulunca, karnını doyuracak yiyecekle, merkebine ot istemişti. Kendisine giydirilecek kefenin bile değerli bir bezden olmamasını istemiş ve şu açıklamayı yapmıştı: “Nasıl olsa mezarda ya daha iyisi ile ya da daha beteri ile değiştireceğim o kıyafetimi!” Münafıklığın düşmanı, mertliğin dostu olarak yaşadı. Hep dik durdu. Eğilip bükülmedi. Acizlik, zafiyet ve imkansızlık onun sözlüğüne girmedi. Hendek savaşında Peygamber aleyhisselam onu düşman birliklerinin içine girip bilgi toplamak için görevlendirmişti. Ölümle iç içe bir görev olduğu halde yok demedi. Gitti. Öğrendi, geldi. Müjde yüklü haberleri ile Peygamber aleyhisselamı sevindirdi. Dengeli bir mümindi. Herkese yaptığı nasihatlerin başında şu sözü gelirdi: “Sizin en iyileriniz, ahiret için dünyayı terk edenleriniz veya dünya için ahireti terk edenleriniz değildir. İyileriniz her ikisinide yürütenlerdir.”

    Muaz bin Cebel
    Radıyallahu anh

    İkinci Akabe beyatında Müslüman oldu. On sekiz yaşındaydı. Kısa zamanda ‘Ümmetin helal ve haramı en iyi bileni’ oldu. Ömer bin Hattab radıyallahu anh zamanında otuz beş yaşlarında öldü. Yaşadığı kısa hayata rağmen başta Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem olmak üzere büyük sahabilerin ve çevresindeki insanların sevgisini kazanmış, ismini gönüllere nakşetmişti. Ahlakıyla ve mala tenezzülsüzlüğü ile bilindi. O kadar veriyordu ki, almaya muhtaç hale gelmişti. Ama vermekten vazgeçmedi. Abdullah bin Mesud radıyallahu anh onun hakkında şöyle diyor: “Muaz tek başına bir ümmetti. Allah için yaşadı. Biz onu İbrahim aleyhisselama benzetirdik.” Yakalandığı taun hastalığından öleceğini anlayınca şöyle dua etti: “Allahım! Ben senden korkuyordum. Şimdi ise senden umuyorum. Allahım! Biliyorsun ki ben, nehirleri akan, ağaçları dikili bir dünya için yaşamadım. Bütün hayatım, susuz ve çetin zamanlar için, daha çok ilim, iman ve taat içindi.” Onun dik duruşuna Ömer radıyallahu anh da hayrandı. Onun için “Muaz olmasaydı Ömer helak olurdu.” Demişti. Kur’an’ı ezber bilenlerden ve güzel okuyanlardandı.


  6. #6
    Status
    Offline
    £laf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Administrator
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Yer
    Benim sessizliğim içimde
    Mesajlar
    5.751
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Cevap: Bir dilek hakkınız olsaydı neyi dilerdiniz ..

    Alıntı essirra Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ömer radıyallahu anh kendi arzusunu şöyle dile getirmiş:

    “Ben,

    Ebu Ubeyde bin el-Cerrah,
    Muaz bin Cebel ve
    Huzeyfe bin el-Yeman gibilerden
    Şu oda dolusu insan isterim ki onları, Allah yolunda görevlendireyim.”
    teşekkür güzel paylaşım essirra Allah u teala bizleride hz ömer vede diyer sahabelerin izinden gidenlerden etsin inşAllah

    Kalbi Fani Şeylere Anmış Bir Zavallıyım

    Aklımdan çıkmasın diye, kalbime tembihledim;- Fânisin ! Acizsin ! Emanetsin !


    Bugün hazirim olmeye diyebilecek miyiz acaba?

  7. #7
    Status
    Offline
    £laf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Administrator
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Yer
    Benim sessizliğim içimde
    Mesajlar
    5.751
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Cevap: Bir dilek hakkınız olsaydı neyi dilerdiniz ..

    Alıntı essirra Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    3 Cennetin bedelsiz olmadığını, dünya hayatının ona varmak için bir köprü olduğunu idrak ettiler. 8- Allah’tan hiç ümit kesmediler. Bunaldıkça zikre ve Kur’an’a sarıldılar. ‘Olmaz’ demediler.

    9- İnsanlardan kopmadılar. Sıkıntılarına katlanıp toplum içinde olmayı ve bir kişiye bile olsa faydalı olmayı, bir canı cehennemden kurtarmayı dert edindiler. Yeri geldi bir selam vermek, bir gönül almak için güneşin altında yol kat ettiler. Mütevazı, güler yüzlü, dosdoğru oldular. Kendileri için istediklerini din kardeşleri için de istediler. Hediyeleştiler, ziyaretleştiler. Sevdiler sevildiler. Gönüllerin sultanları oldular. Kimse onların ahlaksızlığından söz etmedi. Yürüyen Kur’an, yaşayan Sünnet gibiydiler.

    10-Mala tenezzül etmediler, cazibesine kanmadılar. Yolcunun harçlık tutması gibi mal biriktirdiler. Artanı hemen infak ettiler. İnfak ettikleri için törenler yapmadılar. Sağ elleriyle verdiklerini sol ellerinden gizledikleri oldu. Değil harama şüpheliye tutmak bir yana, kendi alın terlerinin eseri olan mallarını dahi ellerinden çıkarmaya baktılar. Alır gibi verdiler. Vermekten zevk aldılar. Sarayların sahiplerini esir aldılar; ama saray sahibi olmadılar. Araziler çiftlikler edinmediler. Tam anlamıyla bir ağacın altında dinlenen yolcu gibi yaşayıp gittiler.
    essirra şimdi varmı böyle yasamak

    Kalbi Fani Şeylere Anmış Bir Zavallıyım

    Aklımdan çıkmasın diye, kalbime tembihledim;- Fânisin ! Acizsin ! Emanetsin !


    Bugün hazirim olmeye diyebilecek miyiz acaba?

  8. #8
    Status
    Offline
    essirra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2012
    Mesajlar
    347
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart Cevap: Bir dilek hakkınız olsaydı neyi dilerdiniz ..

    Alıntı £laf Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    essirra şimdi varmı böyle yasamak
    Olmazmı?
    Sahabe-i Kiramın Radiyallahu anhum Bizden farkı Peygamber Aleyhisselamı Görmeleri ,dokunmaları..
    Diğer Tüm özellikler kıyamete kadar herkesin sahib olabileceği Kur'anın İcmali manada İslamın Dönüştüren gücü.

    Tabi istersek

    Efendimiz aleyhisselam Şöyle buyurur:
    Herkes Cennete girecek istemeyenler müstesna

    Küllü ümmetî yedhulûne'l-cennete illâ men ebâ. Kîle: Fe-men ye'bâ yâ rasûlallah? Kâle: Men etâ'anî dehale'l-cennete ve men asânî fe-kad ebâ. Ebu Hureyre/ Buhari

    Küllü ümmetî yedhulûne'l-cennete. "Ümmetimin hepsi cennete girer, girecek;" illâ men ebâ: "ancak inat edip istemeyenler, kendisini geri çekenler, ibâ edenler müstesna." Cennete girmeyi kim istemez? Kîle: "Denildi ki Resûlüllah'a:" Bunun üzerine sahâbe-i kirâm soruyorlar: Fe-men ye'bâ yâ resûlallah. "Kim cennete girmekten uzak durur, cennete girmek istemez? Teklif edildiği halde teklifi reddeder? Nasıl kasılır, çekinir, geri durur? Olur mu hiç böyle?" Efendimiz buyuruyor ki: Men etâ'anî dehale'l-cennete: "Kim bana itaat ederse, cennete girer, girecek"; ve men asânî fe-kad ebâ: "kim bana âsî olur, beni dinlemez, benim yolumdan gitmez, sünnetime uymazsa, fe-kad ebâ o kendisini geri çekmiş, reddetmiş, kabul etmemiş olur."

    Konu essirra tarafından (04-03-2018 Saat 12:15 PM ) değiştirilmiştir.

  9. #9
    Status
    Offline
    £laf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Administrator
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Yer
    Benim sessizliğim içimde
    Mesajlar
    5.751
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Cevap: Bir dilek hakkınız olsaydı neyi dilerdiniz ..

    inşAllah cennete girenlerden oluruz Allah u teala bizleri asi olmaktan korusun inşAllah Allah u teala razı olsun essirra

    Kalbi Fani Şeylere Anmış Bir Zavallıyım

    Aklımdan çıkmasın diye, kalbime tembihledim;- Fânisin ! Acizsin ! Emanetsin !


    Bugün hazirim olmeye diyebilecek miyiz acaba?

+ Cevap Ver

Hızlı Cevap Hızlı Cevap

Giriş yapmak için Buraya tıklayın


4+3 (Harfle Yazınız)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379