Günümüzün Sümeyra’larına



Sahabe hanımlarından birisidir Sümeyra Uhud’da Efendimiz’in öldüğü haberi yayılır O ne babasını, ne çocuklarını arar Aradığı tek kişi ALLAH Resulü’dür
Uhud, fedakarlığın, sadakatin ve samimiyetin adıdır Orada insanın içini dağlayan zincirleme hadiseler cereyan eder Nebiler Nebisi’nin başı yarılır, dişi kırılır, mübarek vücuduna giydiği zırh parçalanır ve halkaları vücuduna saplanır Onu çıkarayım derken dişleri kırılanlar olur Uhud’un en çetin anlarında Resul-ü Ekrem’in vefat ettiği haberi yayılır Aslında bu haber Müslümanların moralini bozmak ve dirençlerini zayıflatmak için yayılmıştır Ama hiç de öyle olmamıştır Efendiler Efendisi vefat ettikten sonra hiçbir sahabi yaşamak istemez Onun için hepsi ölümü göze alırlar ve “Burada ölelim O’nun olmadığı dünyayı ne yapalım” diyerek mücadelelerine devam ederler
Bu haber yıldırım süratiyle Medine ufkunda da dalgalanmaya başlar Bütün kadınlar ve çocuklar duyarlar ve etrafa hüzün bulutları yayılır Bu kadınlar içinde Sümeyra isminde bir hanım vardır Hz Sümeyra o gün babasını, kardeşlerini ve eşini de Uhud’a göndermiş ve onlara şu tembihte bulunmuştur:
- Bakın! Nebiler Nebisi’ne birşeyler olur ve siz geriye dönerseniz, yüzünüze bakmam Nitekim O bizim hayatımızın hayatıdır O dinin tebliğcisidir O olmadıktan sonra ben güneşsiz cihanı neyleyeyim
Hz Sümeyra Uhud’a doğru yol alır
ALLAH Resulü’nün ölüm haberini alan Sümeyra, atına biner ve süratle Uhud’a doğru yol alır Uhud’a vardığında oradakilerden birisi, “Sümeyra! Çocukların işte burada şehit oldu” der Ama o hiç duymaz bu sesi Dudaklarından dökülen söz şudur:
- Resulullah nerede? Bana O’ndan haber verin
Az daha ilerlediğinde bu sefer de babasının naaşını gösterirler O yine, “Resulullah nerede?” der Nihayet birisi çıkıp da, “Merak etme, endişelenme Sümeyra! Resulullah hayattadır” dediği an dünyalar Hz Sümeyra’nın (ranha) olur ALLAH Resulü’nü gözleriyle görmek ister
Efendimiz’in yanına kadar gider ve İki Cihan Güneşi’ni gördükten sonra dudaklarından tarihin durup dinleyeceği, insanlığın kulağına küpe yapacağı şu sözler dökülür:
- Küllü musîbetin ba’de zâlike celel Ya ResulALLAH! - Bundan sonra bütün musibetler bana pire ısırması gibi hafif gelir Ya ResulALLAH! Gök şak şak olup yarılsa ve başıma dökülse, yer parçalanıp beni yutsa, evladım ve babam ölse gam yemem, değil mi ki sen hayattasın (Bkz Buhari, I/458; Taberani, II/230)
İşte Ashab-ı Kiram, Peygamber Efendimiz’i bu ölçüde seviyordu Bir büyüğümüz Hz Sümeyra’nın bu destansı hayatını okuduktan sonra “Kaç tane kız çocuğuna Sümeyra ismi verdim bilmiyorum” der
Günümüzün Sümeyra’ları bu muhabbet ve aşkla mamur evlatlar yetiştirdikten sonra yeni yeni ufuklar açılacak, inşALLAH makûs kaderimiz değişecek, ağlayan gözlerin ağlamaları dinecek ve mahzun gönüllere sürur gelecektir


ALİ DEMİREL