“İnsanın gördüğü en güzel karı koca işte Rukayye ile Osman’dır.” Arap Atasözü

BABASI:

Gönüller Sultanı, Fahr-i Kâinat Efendimiz Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem.
ANNESİ:

Fedakârlıkta öncü, eşine karşı davranışıyla bütün kadınlara en güzel örnek olan Hz. Hatice radıyallahu anha Validemiz.

NESEBİ:

Rukayye binti Muhammed bin Abdullah, bin Abdülmuttalib, bin Hâşim, bin Abdimenaf, bin Kusayy, bin Kilâb, bin Murre, bin Kâ’b, bin Lüeyy, bin Gâlib, bin Fehr, bin Malik, bin Nadr, bin Kinâne, bin Huzeyme, bin Müdrike, bin İlyâs, bin Mudar, bin Nizâr, bin Ma’d, bin Adnan, bin Aded, bin El-Mukavvim, bin Sârih, bin Yeşcüb, bin Ya’rub, bin Sâbit, bin İsmail, bin İbrahim.

ŞEMAİLİ VE AHLAKI:

Hz. Rukayye, gayet güzel ve hüsn-ü cemal sahibi bir hanımefendi idi.

Kemal ve edepte çok üstündü. Güzelliği ve edebi o derece üstün idi ki, eşi Hz. Osman ile Habeşistan’a hicret ettiğinde oradaki çevre bu güzel annemizi çok rahatsız etmiştir. Bu yüzden çok sıkıntılar yaşamıştır.

BAZI ÖZELLİKLERİ:

vBu mübarek annemizde Hz. Hatice Validemizle birlikte İslam’a ilk girenlerdendir.

vHayatı çilelerle geçmiştir. Kureyş’in baskı ve işkencelerine maruz kalmış ve babası Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte Allah yolunda nice meşakkatlere katlanmıştır.

vMüşriklerin verdiği sıkıntıdan dolayı eşi Hz. Osman radıyallahu anh ile birlikte Habeşistan’a hicret eden ilk ailedir.

HAYATI HAKKINDA KISA KISA:

Fahr-i Kâinat Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in dünyaya gelen ikinci kızıdır. Hz. Rukayye dünyaya geldiğinde Resulullah aleyhissalatu vesselam 33 yaşında idi.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e Nübüvvet gelmeden önce kızı Rukayye’yi Ebu Leheb’in oğlu Utbe ile evlendirmişti. Fakat henüz düğünleri olmamıştı ve evlilik hayatı da yaşamıyorlardı. Aynı şekilde Efendimiz aleyhissalatu vesselam Rukayye’nin küçük kardeşi Ümmü Külsüm’ü de yine Ebu Leheb’in bir diğer oğlu Uteybe’ye nikâhlamıştı.

Efendimiz aleyhissalatu vesselama Peygamberlik gelince Kureyş’liler ve en başta da Ebu Leheb buna şiddetle karşı çıkmışlardı. Peygamberimize türlü türlü haddini aşan hakaretler yapılıyordu. Bunun ardından Rabbimiz celle celaluhu Tebbet Sûresini inzal buyurdu. Sûrede geçen: “Ebû Leheb’in iki eli kurusun! Zaten kurudu da.” Ayeti Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin amcası Ebû Leheb’i iyice çığırından çıkarmıştı. Oğullarına: “Eğer Muhammed’in kızlarını boşamazsanız sizinle konuşmak bana haram olsun!” diye baskı yapmaya başlamıştı. Nihayetinde Utbe ve Uteybe Efendimizin pak kızları Hz. Rukayye ve Hz. Ümmü Külsüm’ü boşadılar.


Öte tarafta güzeller güzeli Rukayye Validemizle evlenmek isteyen ama buna bir türlü cesaret edemeyen Hz. Osman radıyallahu anh, Hz. Rukayye’nin Utbe ile nikâhlandığını duyduğunda çok üzülmüştür, fakat Hz. Osman radıyallahu anh bir süre sonra Utbe’den boşanan Rukayye Validemizle evlenme şerefine nail olacaktır. Çünkü Cenab-ı Hak bir canavar olan Ebû Leheb’in gelini olmaktan mübarek annemizi korumuştur ve Hz. Rukayye’ye dindarlık, asalet, edep ve güzellikte denk olan Hz. Osman nasip olacaktır. Ve olmuştur da, artık bu iki güzel insanın hayatı birleşmiş ve bu mübarek yuvada mutluluk soluklanmaya başlanmıştır.


Habeşistan’a Hicret


Kureyş’in zulümü karşısında Efendimiz aleyhissalatu vesselam ilk hicret kafilesini Habeşistan’a gönderecektir. Rukayye Validemiz eşi Hz. Osman ile birlikte bu ilk hicret kafilesine katılacaktır.


Bi’setin beşinci yılının Recep ayında Hz. Osman eşi Rukayye’yi de yanına alarak, bir grup sahabe ile birlikte Habeşistan’a hicret etmişlerdir. Resûl-i Zîşan sallallahu aleyhi ve selem kızı ve damadı için: “Bu ikisi Hz. İbrahim ve Hz. Lût’tan (aleyhimüsselam) sonra Allah yolunda hicret eden ilk ailedir” buyurmuşlardır.


Hz. Rukayye ve Hz. Osman’ın Habeşistan’da iken Abdullah adında bir çocukları olur. Abdullah altı yaşlarında iken bir horozun saldırısına uğrar. Horoz çocuğun yüzünü yaralar, bu yara iyileşmez, yüzü şişer ve çok hastalanır. Hicret'in 4. senesi Cemaziyelevvel ayında vefat eder. Cenaze namazını Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem kıldırmış, kabrine ise babası Hz. Osman indirmiştir.


Hz. Rukayye’nin Abdullah’tan başka çocuğu olmamıştır.


Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Bedir muharebesine çıkacağı sırada Rukayye radıyallahu anha çok hastadır. Efendimiz aleyhissalatu vesselam Hz. Osman radıyallahu anh’ın Rukayye’nin yanında kalmasını ister, bu yüzden Hz. Osman Bedir muharebesine katılamamıştır. Bedir savaşında zafere ulaşan Hz. Ruhu Seyyidil En’am aleyhissalatu vesselam, zafer haberini müjdelemesi için Zeyd bin Hârise’yi önden Medine’ye gönderir. İşte bu zafer gününde Rukayye Validemiz vefat etmiştir.


Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ve Müslümanlar Bedir’in zaferine mi sevinsin, yoksa Hz. Rukayye’nin vefat haberine mi üzülsün…


Hz. Rukayye’nin cenazesini Ümmü Eymen yıkamıştır. Cenaze namazını Hz. Osman kıldırmış ve Bakî kabristanına defnetmiştir.


Bedir muharebesinden dönen Efendimiz aleyhissalatu vesselam kızının vefat haberine çok üzülür. Hz. Ömer ağlayan kadınları görünce onlara kızmış ve sert konuşmuştur, bunu gören Peygamberimiz: “Ömer bırak da ağlasınlar. Nitekim ağlamak kalp ile gözün alâkasıdır. Allah için olursa rahmettir, yok eğer iş ellere ve dile kadar intikal ederse (yani sözler söyleyip de dövünmek faslı başlarsa) o zaman şeytan işi olur.” (Tabakat 24 ve İsabe 582)


Bir rivayete göre Hz. Fatıma radıyallahu anha, Hz. Rukayye’nin kabrinin başı ucunda Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin yanı başında oturmuş ağlıyordu. Zatı Risaletpenahileri de kendi hırkalarının ucu ile onun gözyaşlarını siliyorlardı. (İstiyab 749)


Tarihçi Muhammed İbn-i Saad şöyle der: “Bu rivayeti ben Muhammed İbn-i Ömer’den duydum şöyle dedi: “Bana göre, Hz. Rukayye’nin vefatı sırasında Zatı Risaletpenahileri Bedir savaşında bulunuyorlardı. Bunun için de defne iştirak edememişlerdi. Olabilir ki bu rivayet başka kerimelerinden birinin hakkında söylenmiştir. Yani Zatı Saadetlerinin definde bulundukları başka bir kerimelerinin cenazesi başı ucunda olmuştur. Ravi burada hata edebilir. Belki de Zatı Saadetleri, Bedir gazvesinden döndükten sonra Hz. Rukayye’nin kabrine Hz. Fatıma ile gelmişler ve o hadise vuku bulmuştur.”


HAKKINDAKİ HADİSLER:


vİbnu Abbas radıyallahu anh anlatıyor: “…Rukiyye ve Ümmü Gülsüm: Bu ikisi, Ebu Leheb'in oğulları olan Utbe ve Uteybe'nin nikâhı altında idiler. "Ebu Leheb'in iki eli kurusun ve kurudu da..." (Tebbet 1-5) vahy-i şerifi nazil olduğu zaman, Ebu Leheb oğullarına onları boşamalarını emretti. Bunun üzerine Hz. Osman önce Rukiyye ile evlendi. Rukiyye onunla birlikte Habeşistan'a hicret etti. Orada Hz. Osman'ın Abdullah adında bir oğlu dünyaya geldi. Hz. Osman ona izafeten (Ebu Abdillah diye) künye almıştı. Sonra Rukiyye radıyallahu anha vefat etti. Ondan sonra Hz. Osman Ümmü Gülsüm radıyallahu anh ile evlendi...” [Rezin tahric etmiştir.]


vKatâde radıyallahu anh anlatıyor: “Ailesi ile birlikte Allah yolunda ilk hicret eden Osman b. Affân’dır. Ben, Nadr b. Enes’ten duydum. O da babası Enes’ten, şöyle anlatırken duymuş:
“Osman b. Affân ile hanımı Rukiye, Habeşistan’a gitmek üzere yola çıktılar. Allah Resûlü kendilerinden haber alamayınca sokağa çıkıyor, onlardan haber bekliyordu. Derken bir gün Kureyşli bir kadın: “Ya Muhammed, damadını gördüm, hanımı da yanındaydı” dedi. Efendimiz: “Peki durumları nasıldı?” diye sordu. “Hanımını, yüreyemeyecek derecede zayıf olan şu cılız hayvanlar gibi bir eşeğe bindirmişti; kendisi de eşeği önden çekiyordu” dedi. Allah Resûlü: “Cenâb-ı Hak ikisinin de yar ve yardımcısı olsun. Osman, Lût aleyhisselam’dan sonra ailesiyle birlikte hicret eden ilk Müslümandır” buyurdu.”

HAKKINDA SÖYLENENLER

v“İnsanın gördüğü en güzel karı koca işte Rukayye ile Osman’dır.” (Bu söz Hz. Rukayye ile Hz. Osman hakkında söylenmiş bir darbı meseldir.)

v“Bu ikisi Hz. İbrahim ve Hz. Lût’tan (aleyhimüsselam) sonra Allah yolunda hicret eden ilk ailedir.” Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem kızı Hz. Rukayye ve damadı Hz. Osman için buyurmuştur.

SÖZLERİNDEN SEÇTİKLERİMİZ:

vAllah bizimle ve Kâbe’nin yanında bıraktığımız sevgili kişilerle beraberdir.

vBen babasına karşı terslenen kızlardan değilim. Ailesine zorluk çıkaran birisi hiç değilim.

KAYNAKLAR

1-Kütüb-i Sitte- c.15-Prof. Dr. İbrahim Canan-Akçağ Yayınevi-1993
2-Kadın Sahabiler-Mevlanâ Niyaz-Toker Yayınları-İstanbul-1971
3-Sahabe Hayatından Tablolar (Hanım Sahabeler)- Abdulaziz eş-Şennavi- Uysal Kitabevi-Ankara-1991
4-Peygamberimizin Hayatı ve Daveti-Safiyyurrahman Mübarek Furi-Risale-İstanbul-2007
5-Kâinatın Efendisi Peygamberimizin Hayatı-c.1-Salih Suruç-Feza Gazetecilik-İstanbul-199
6-Hayatu’s-Sahabe-c.1-M. Yusuf Kandehlevî-Işık Yayınları-İstanbul-2006
7-Asr-ı Saadet-c.1-Mevlânâ Şibli-Eser Neşriyat-İstanbul-1977
8-Asr-ı Saadet-c.2-Mevlânâ Şibli-Eser Neşriyat-İstanbul-1977
9-Asr-ı Saadet-c.1-Ahmed Nedvi, Said Sahib Ensari-Şamil Yayınevi-İstanbul-1985
10-Son Peygamber Hz. Muhammed Sîretü’n-Nebî-Mevlânâ Şiblî Numânî-İz Yayıncılık-İstanbul-2008
111-Fezâil-i Âmâl-Zekeriya Kandehlevî-Risale-İstanbul-2009
112-Meşahîru’n-Nisa-c.1-H. Mehmed Zihni-Şamil Yayınevi-İstanbul-1982
113-Mü’minlerin En Mümtaz Annesi Hz. Aişe-Dr. Reşit Haylamaz-Işık Yayınları-İstanbul-2009
114-Rasulullah (s.a.v) Hakkında Bunları Biliyor muydunuz?-Salih Okur-Kayıhan-İstanbul-2009
cevaplar.org

Nurgül Dere