Öyle bir yare tutuldum ki;

Sonu, ölüm olsa vazgeçmem.

Öyle bir sevda ki;

Tarihe ışık tutacak, geleceğe umut olacak.

Artık Senin bu kalp, bu beden.

Tutkumun adı Sen, Sensin Rabbim.



Dönüp dolaşıp geldiğim bir tek nokta, tek bir merkez var. Her ne yapsam, her nereye gitsem elimi tutan bir güç, bana benden yakın, bana can, bana umut, kapkaranlık bir kalbin ışığı, başımın üstünde ni'met, koruyucum, sahiplenenim, herşeyimin üstünde herşeyim Rabbim.
Yine Seninle söyleşme, Seninle dertleşme, Seninle paylaşma dakikalarındayım. Ve yine söyleyeceklerim var Sana.

Bugün biri bana dedi ki:

"Sen neden namaz kılıyorsun ve her perşembe oruç tutuyorsun?"
Ona şöyle bir cevap verdim:
"Allah'a sevdamı ispatlamak istiyorum."

Oysa verilecek o kadar çok cevap ve hatta sorulacak o kadar çok soru vardi ki; böyle bir cevap verdim. "Ne garip, artık bu ülkede, üstelik adı Islâm olan bir ülkede sorular bile değişti." dedim kendi kendime.
"Hiç Allah'a sevdalanılır mı? Tövbe." dedi.
Korkuyordu ve Seni hiç bilmiyordu Rabbim.

Ve ona, Seni anlattım. Senin dostluğunu kazanmak için; değil namaz, değil oruç, canımı verebileceğimi hissettiğinde gözyaşlarını siliyordu.
Rabbim, şu an Efendimiz'in yaşadığı mutlulugun nasıl bir mutluluk olduğunu idrak edebiliyorum. Çünkü O, hep Seni anlatıyor, Seni yaşıyor, Sana hayran ve Sana köle. Acaba şu alnım, seccadeden yirmi dört saat kalkmasa da bir gün bu ölü vücudu, dualarım diriltebilir mi? Bir gün, bir gün Rabbim, ben de bir sevdalı olabilir miyim? Seni yaşamak değil mi mutluluğun adı? Peki Rabbim, oluk oluk akan rahmetinle, aydınlanan kalpler olduğunu anlattığımda gülüp geçenlere ne demeli? Bu vebal omuzlarımda iken ve Efendimiz'e yardımcı olanlar arasındayken nasıl durabilirim Seni anlatmadan?
Allah'ım, Sana şükürler olsun, hamdolsun. Hayatıma gireli bilmem tam kaç yıl oldu. Sen ki Rabbim, bu kulunu yoluna, dostluğuna, dostlarının arasına aldın. Seçildim ve seçildik, Senin için. Hani Efendimiz diyor ya: "Seçkin insanlar..."


Ne mutlu bize, bir davanın, bir idealin sahibiyiz. Ne yaptığını bilmeyenlerin arasında çok şükür, ne yaptığını en iyi bilenleriz.
Öyle yürekli bir Mürsidimiz, Öğretmenimiz var. Tıpkı diğer insanlar gibi korkardık Senden Rabbim. İslâm, "öcü" gibi gelirdi bize. Meğer sevilirmiş , Allahaşık olunurmuş, meğer dostmuş hepimize. İbadetlerimizin Seninle kurulan bir köprü oldugunu ögrendik. Diyor ki Efendimiz: "Seven, sevdigine koşar; korkan, korktuğundan kaçar."

Seni sevmek Rabbim ve Sana koşmak. İste bunu öğrendiğim gün değişen, kocaman bir hayat vardi önümde.
Artık sevdana tâlipler arasında ben de vardım. Bu nefse, bu iblise rağmen ben de bir yolcuydum bu yolda. Artık bakışımın rengi değişmişti. Hiçbir güç, gölge düşüremezdi îmânıma. Çünkü bu kalp, artık Sana dönmüştü Rabbim.

Kimselerin bilmediği sadece bizlere sunulan kocaman bir deryanin içinde kayboluyoruz. Bin bir çesit güzellik var, görebilene... Ve kâinatin en zengin insanları olduk bir anda. Nasıl mı? Rabbim, bir yerine yüz hatta yedi yüze varan derecat sistemiyle onurlandırdı bizi. Ve ilimlerin en güzelini, sırların en bilinmezini öğreniyoruz. Rabbimizle beraberiz ve O'nun ni'metleriyle zenginliğimiz gün be gün artıyor. Bir hazinemiz var ki; elimizi uzatıp alacak kadar yakın.
Çünkü hersey kalpte başlıyor ve kalpte bitiyor.

Hele bir de îmânla donatılmışsa değmeyin. Artık vız gelir iblis, vız gelir dertler. Dedim ya Rabbim, kâinatin en zenginleri; yani rahmetin, fazlın, salâvâtın sahipleriyiz. Amma bu ne bizden, ne de kör nefsimizden. İşte bu, Senden ve Senin Resûl'ünden bizlere, sağanak sağanak gelen bir servet. İşte bu söylediklerim, hatta şu yazdıklarım bile, Efendimiz'in yani Senin söylediklerin Rabbim.
Bugün, güzel bir gündü. Mutluydum. Çünkü yine Seni anlatmıştım. Gün bitmek üzere ama ben yine mutluyum. Çünkü yine Seninle beraberim. Yarın mı? Yarın çok daha mutlu olacağım. Gün yine Seninle dogacak ve Ben yine, yine Seni anlatacağım Rabbim. Yepyeni güzelliklere, hep birlikte uyanacağımız daha nice günlere...