MERHAMET VE ŞEFKAT

Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Muhakkak Cenâb-ı Allâh’ın kulları hakkında merhameti çok iken, kullarından ancak merhamet ve şefkat sahiplerine merhamet eder. Siz de yeryüzündeki zayıflara merhamet ediniz ki semavat ahâlîsi de sizlere merhamet eylesin.” buyurmuşlardır.

Hz. Ömer (r.a.) Şâm taraflarına vâli tâyin etmek için bir adamı dâvet etti. Adam yanında iken küçük bir çocuk oraya geldi. Hz. Ömer (r.a.) o çocuğu tutup, yüzünden öptüklerinde, o adam Hz. Ömer’e: “Ey mü'minlerin emîri! Siz o çocuğu öptünüz değil mi?” dediğinde Hz. Ömer: “Evet, öptüm” buyurdu. O adam:

“Ey mü'minlerin emîri! Benim üç evlâdım vardır; bu zamana kadar hiç birini öpmüş değilim.” dediğinde, Hz. Ömer (r.a.): “Ey adam! Mademki sen evlâdına merhamet ve şefkat etmezmişsin; diğer insanlara da merhamet ve şefkatin olmaz.” buyurarak, o adamı vâli tâyin etmekten vazgeçip: ‘Hükmü altında bulunan zayıflara merhameti olmayan kimse vâlî olmağa lâyık değildir.” buyurdular.

Hz. Ömer (Radıyallâhü anh), Mekke yolundan geçerken, koyunlarını çorak yerde otlatan bir çoban gördü. Ona seslenerek: “Bir otlu yer bulup, koyunlarını orada yay!” Çünkü, “Her bir çoban sürüsünden mes’uldür..” buyurdular.