SAYILI GÜNLERİ İYİ DEĞERLENDİRMEK LAZIMDIR

İmâm-ı Rabbânî (k.s.) Hazretleri buyuruyor:

“Akıllı kimsenin yapması gereken, hayatının sayılı günlerini Allâhü Teâlâ’nın razı olacağı işlere sarf etmektir. Allâhü Teâlâ kulunun yaptıklarından razı olmazsa bu hayat nasıl bir hayattır?

Allâhü Teâlâ küllî ve cüz’î bütün hallere muttalidir; (her şeyi) görür ve bilir, hâzır ve nâzırdır. Onun için Allâhü Teâlâ’dan hayâ etmek lazımdır. Şâyet bir kimse, işlediği ayıp ve çirkin şeylere başkalarının muttali olduğunu zannetse, asla ve kat’a çirkin ve ayıp şeyleri yapmaz, başkalarının da bunu görmesini katiyen istemez.

Ne hazindir ki hâzır ve nâzır olduğunu, bütün her şeye muttali olduğunu bildikleri halde insanların birçoğu, Allâhü Teâlâ’dan korkmazlar, üzülmezler ve aldırış etmezler. Bu nasıl bir müslümanlıktır ki onların yanında Allâhü Teâlâ’nın bir kişi kadar bile itibarı yoktur. Nefislerimizin şerlerinden ve kötü amellerden Allâhü Teâlâ’ya sığınırız.

“Lâ ilâhe illallâh diyerek imanlarınızı yenileyiniz” hadîs-i şerîfi hükmünce her an bu mübârek sözlerle imanı yenilemek lazımdır. Bütün günahlardan Allâhü Teâlâ’ya tevbe etmek ve ona rücû etmek gerekir. Zira başka vakitte tevbeye fırsat olacağını bilemez. “Sonra yaparım diyenler helâk oldu.” sözü, hadîs-i şerîftir.

Fırsatı ganimet bilmek ve Allâhü Teâlâ’nın râzı olacağı şekilde değerlendirmek lazımdır.

Tevbeye muvaffak olabilmek Allâhü Teâlâ’nın inayetindendir.

Allâhü Teâlâ’dan dâima bu manayı istemek ve şerîatte kadem-i râsih olan âlem-i hakîkat dervişlerinin himmetini taleb etmek, Allâhü Teâlâ’nın inâyeti zâhir olana kadar onların kapılarından meded istemek lazımdır...” (Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî, 1/78)