islam nimetleri

Allâhü Teâlâ'nın kullarına ihsan ettiği en büyük nimet İslâm dinidir. İslâm dininin nimetleri çoktur:

Müslüman, Cenâb-ı Hakk'a şanına layık olarak inanmış ve onu tazim etmiş, kendi acizliğini ve kulluğunu bilmiş olur. Buna göre her işinde Allâh'a tevekkül ve itimad eder, korku ve ümid arasında ona bağlanır, evhâma ve batıl hayallere sapmamış olur.

Allâhü Teâlâ'nın sıfât-ı sübûtiyyelerine inanacağından söz ve fiillerinde Cenâb-ı Hakk'ın Semî' (her şeyi işitici) ve Basîr (her şeyi görücü) sıfatlarına karşı edeble hareket eder. İçini Allâhü Teâlâ'nın Alîm sıfatına karşı istikamette tutar. Allâh'ın her emrine tazim ve itina eder, halkla olan muamelelerinde de şefkatle ve hakkaniyetle hareket eder. Herkesi kendi gibi Allâh'ın kulu bilir, kimseye yan bakmaz ve can yakmaz.

Son peygamber Hz. Muhammed Mustafa'ya (s.a.v.) iman etmiş olduğundan hiçbirini ayırmaksızın bütün peygamberleri de tasdik etmiş olur.

Kadere inandığından başına bir keder ve musibet geldiğinde rızâ göstererek tesellî bulur, acısı uzun sürmez, Allâh'ın ihsanından aslâ ümidini kesmez.

Âhirete imanı olduğundan dünyada başına gelen musibetler ne kadar artsa ümitsizliğe düşmez. İntihara teşebbüs etmez, Allâh'ın âhiretteki mükafatına ereceğini bildiğinden sabırlı olur.

Resûlullâh (s.a.v.) Efendimize ve sünnetine uyar, onun siyerini ve Ashâbının hayatlarını okuyup araştırır. Nihâyetinde de güzel ahlâkların tahsili yolunda bulunup hikmet, iffet, şecâat, cömertlik gibi üstün ahlâklarla süslenir. Bu fani alemin geçici lezzetlerine göz dikmez, dünyayı âhiretin tarlası bilir, gücü yettiğince hayırlı işler yaparak ardında güzel ad bırakmaya çalışır.

Cenâb-ı Hakk'ı zikrettiğinden kalbi Allâh'ın zikriyle nurlanır. Sanatı, ticareti ve hiçbir işi onu Allâh'ı zikirden alıkoymaz. (Nimet-i îslâm, M. Zihni Efendi)