ALLAHIN SEVDİKLERİNE SAYGININ MÜKAFATI

Şam âlimlerinden Abdullâh isminde bir zat anlatıyor: İlim tahsili için Bağdat'a gittim. Bağdat'ta bir zat vardı. Kendisine 'Gavs' denilirdi. (Gavs ile Yusuf Hemedânî Hazretlerini kastediyor.) Ben, İbnü's- Sekkâ ve genç Abdülkadir Geylânî ile o zatı ziyaret etmek istedik. İbnü's-Sekkâ "O zata bir suâl soracağım, cevabını bilemeyecek." dedi. Ben de "Bir suâl soracağım. Bakalım nasıl cevap verecek?" dedim. Şeyh Abdülkâdir de "O zata suâl sormaktan Allâh'a sığınırım. Onun huzuruna varıp feyiz ve bereketinden istifade edeceğim." dedi. Yanına gittiğimde yerinde göremedim. Ancak bir saat sonra yerinde oturduğunu görebildim. İbnü's-Sekkâ'ya öfkeli bir şekilde baktı ve "Sana yazıklar olsun İbnü's-Sekkâ!. Demek bana cevabını bilmediğim bir suâl soracaktın. Senin soracağın suâl şudur, cevabı da şudur. Küfür ateşinin seni kapladığını gördüm." buyurdu. Sonra bana baktı ve "Abdullah! Sen de bana bir suâl soracak ve nasıl cevap vereceğime mi bakacaktın? Senin soracağın suâl şudur, cevabı da şudur. Edepte kusurun yüzünden dünya seni boğazına kadar kaplayacak." buyurdu. Sonra Şeyh Abdülkadir'e baktı ve "Yaklaş, Ey Abdülkadir! Edebe riâyetinden dolayı Allâhü Teâlâ ve Resûlü senden râzı oldular. Senin Bağdat'ta minbere çıkıp 'Benim şu ayaklarım, bütün evliyânın boyunları üzerindedir.' dediğini, bütün evliyânın senin büyüklüğün karşısında boyunlarını büktüklerini görüyorum." buyurdu ve gözümüzden kayboldu.

Şeyh Abdülkadir hakkında dedikleri aynen gerçekleşti. İbnü's-Sekkâ, ilim tahsiliyle meşgul oluyordu. İlimde arkadaşlarını geçti. Zamanın halîfesi, Hıristiyan âlimleriyle münâzara için bir mektupla onu, Rum kralına gönderdi. Münâzarada onları susturdu. Kral ona ikram ve tazimde bulundu. Kralın bir kızı vardı. İbnü's- Sekkâ onu görünce ona tutuldu ve kraldan istedi. Kral, Hristiyan olması şartıyla kabul etti. İbnü's-Sekkâ da Hristiyan olup evlenince şeyhin sözlerini hatırladı ve bu olanların sebebini anladı.

Ben Dimaşk'a gittim. Sultan Nureddîn beni zorla vakıfların başına geçirdi. Dünya, bana yöneldi. Şeyhin benim hakkımda söylemiş olduğu şey de böylece tahakkuk etti.