Gök gürlemeye ve yağmur yağmaya başladı. Hava karardı. Gri bulutlar gökyüzünü kapladı.
Nazarlarımı denize çevirdiğimde denizin de gökyüzünün grimsi rengini aksettirdiğini gördüm.
Deniz üzerinde bakışlarımı biraz daha oyaladığımda; ufuktaki aydınlığı, kasvetli havanın
kenarındaki ışık yansımasını fark ettim.

Bu, bir an bana hayatı ve insanı düşündürdü.

Hayatta da her tarafımız kapkaranlık olur; ölümler, ayrılıklar, hastalıklar, parasızlık, ruhsal
sorunlar, toplumsal problemler olarak yağar üzerimize… Say say bitmez.

Hayat yağmurunun altında şemsiyesiz, sırılsıklam kalakalırız. Hayat ne kadar da karanlık,
sıkıntılı, umutsuz deyiveririz.

O an, üzerimize yağıp bizi ıslatan yağmurun, kasvetli havanın, gök gürültüsünün hiç
bitmeyeceğini zannederiz. Heyhat ki biter! Dünya fani…

Bu yağmurun altında bir o yana bir bu yana koşar sığınacak bir dam ararız. Ama nafile!
Hayat yağmurunu geçirmeyecek bir damın olmadığını anlamamız yıllar sürsede, nihayet
anlarız!

İşte bunu anladığımızda; dalgalanan deniz misali bir an med-cezirler yaşarız. Bunu idrak
etmek o denli acı gelir ki bize, bu yüzden bekli de, içimizde fırtınalar kopar. O fırtınalar ki;
yerden yere çalar bizi.

Biz bir yandan bunlarla uğraşırken hayat yağmuru devam eder…

Bazen damlacıklar ılık gözyaşı gibi, yanağımıza damlayarak bir anlık yüreğimizi ısıtır. Bazen
dolu olur; düştüğü yeri delercesine şiddetlenir. Bazen kar olur; bembeyaz, tertemiz yağıverir
üzerimize. Her bir kristalinin farklı olduğunu düşünerek onu tanımanın hazzına varırız.

Fakat durur da gözlerimizi ufka dikersek oradaki aydınlığı fark ederiz. Ve umudumuzu tazeleriz.
Hayatta ıslanma mükâfatının, ufuktaki aydınlığa kavuşmak olduğunu anlarız.

Bu yağmurda ıslandığımız ölçüde, kavuşacağız aydınlıklara. Belki lamba, belki ay, belki
güneş, belki de bize nur olacak ıslaklığımız… Kim bilir?

Ya bulunduğumuz ortam aydınlık olup, ufkumuz karanlık olursa ne yapacağız?

Hayatın yağmuru bittiğinde, nura kavuşmak duası ile


islami sohbet, dini sohbet, dini forum