En Şerefli Derece
Nûşîrevan devlet başkanı olunca, veziri Yûnân ona şunları yazmıştır:
"Ey sultan, şunu bil ki, bir sultan üç şekilde davranır. Birincisi, sultan halkına karşı insaflı ve adaletli davranır, fakat onlardan insaf beklemez, kendisine karşı gerekeni tam olarak yerine getirip getirmediklerine bakmaz. Bu, en yüksek derecedir. İkincisi, sultan halkına karşı insaflı davranır, kendisine de insaflı davranılmasmı bek-
86 Ahmed Meydanî, Mecmau'l-Emsâl, 3/423. (Dâru's-Sâdır, Beyrut, 2002.)
YÖNETİCİLERE ALTIN ÖĞÜTLER
ler. Bu, orta bir derecedir. Üçüncüsü, sultan halktan insaf ve adalet bekler, fakat kendisi onlara insaf edip adaleti gözetmez. Bu, en düşük bir derecedir. Ey sultan, bunlardan hangisini istersen onu seç. Ben biliyorum ki, Yüce Mevlamız birincisini seçmektedir. Bu konuyu bir şair şöyle dile getirir: Kim insanlara insaf eder, fakat fazileti gereği onlardan insaf beklemezse; o, insanların başına emir olacak bir kimsedir.
Kim, yaptığı insafa aynısı ile karşılık beklerse, malını karşılık için vermiş olur.
Kendisi kimseye insaf etmezken insanlardan insaf bekleyen kimse ise, seviyesi en düşük olandır.
Nasihat: Şebib b. Şeybe, Emevî halifelerinden Meh-dî'nin87 huzuruna girer ve şöyle der: "Ey Müminlerin Emiri! Allah size dünyayı verdi; siz de halkınıza güzel yaşantınızdan bir hisse veriniz." Mehdî: "Halkıma vermem gereken şey nedir?" diye sordu. Şebib: "Adalet!" dedi ve şöyle devam etti: "Şunu biliniz ki, halkınız sizden emin ve memnun olarak uyurlarsa, siz de kabrinizde rahat uyursunuz. Ey Emir! Gündüzünden sonra gece, gecesinden sonra da gündüzün olmadığı vakitten, kıyamet gününden korkunuz. Gücünüzün yettiği kadar adalete yapışınız. Unutma! Adaletinin karşılığını adalet; zulmünün karşılığını da zulüm olarak bulursun. Nefsini takva ile süsle; çünkü, mahşerde kimse kendi takvasını kimseye ödünç veremez."
a7 Mehdî (Muhammed b. Hişam): Endülüs Emevilerinin ikinci halifesidir (öl. Kurtuba, 1010).
İMAM GAZALİ
147
Bu konuda bir şair şöyle demiştir:
Süsle nefsini takva ile, güzelleştir hâlini; İnsanlardan ödünç almaz takvayı muttaki.
İyilikler yok olmaz; yapış daima hayra, Çokça kazanırsın, yönel yok olmayan mala.