Güvenilir Yardımcı Nasıl Olmalıdır?
Hikâye: İran-Sâsâni hükümdarlarından Gesta-şeb'in110, Rast Ruşen111 isminde bir veziri vardı. İsminin bu şekilde olması, Gestaşeb'e, onun takva sahibi ve iyi bir insan olduğu zannını veriyordu. Bu sebeple Gesta-şeb, veziri hakkında söylenen ileri geri sözlere kulak vermez, onun yaptıklarını araştırmazdı. Bir gün Rast Ruşen, Gestaşeb'in yanına gelerek:
"Efendim, halkınız, adaletinizin çokluğu ve onlara az ceza verişimiz nedeniyle şımarmışlardır. Zira şöyle bir söz vardır: "Lider adalette ifrata kaçtığı zaman halk sapıtır." Hükümdarım! Fitne ve fesat kokusu her tarafı sarmıştır. Onları cezalandırmalı, caydırıcı tedbirler almalıyız. Salih ve şerefli insanları yanınıza almalı; bozguncuları ise uzaklaştırmalısınız."
110 Bkz: İbnu'l-Esîr, el-Kâmil fî't-Târih, 1/278-279. İbnu'l-Esîr bu ismi Beştaseb olarak kaydetmektedir. Bkz: İbnu'l-Cevzî, El-Muntazam fî Târihi'l-Ümemi ve'l-Mülûk, 1/416
111 Farsça bir kelime olan Ruşen, açık görüşlü, açık ifadeli, parlak ve aydınlık gibi anlamlara gelmektedir.
İMAM GAZALÎ
179
Lider, kendinde bulunan kuvvetin, kudretin
ve iktidarın Allah'tan (c.c) geldiğini bilirse,
kendinden daha kuvvetli orduları dahi
mağlup eder.
Vezirin bu anlattıklarından sonra Gestaşeb, halkının tüm işlerini ona teslim etti. Bu vezir, cezalandırılması gereken kişilerden rüşvet alıp onları serbest bırakmaya başladı. Öyle ki bu hal, halk zayıf düşene, devlet hazinesi tamamen boşalana kadar devam etti.
Bir gün devletin bu durumunu keşfeden düşmanlar âni bir baskın yapmaya hazırlandılar. Bunu fark eden Gestaşeb, hemen askerlerini savaşa hazırlamak için devlet hazinesine girdi; ama onun bomboş olduğunu gördü. Dalgın bir kafayla atına binerek çöllere doğru yola çıktı. Bir müddet yol aldıktan sonra uzakta bir koyun sürüsü gördü ve atını hemen oraya sürdü. Vardığında büyük bir çadır; etrafında uyuyan koyunlar ve ağaca asılmış bir köpek gördü. Çadıra yaklaşınca içeriden bir genç çıktı. Selamlaştıktan sonra genç, Gestaşeb'in geliş sebebinden sordu. Ona gereken bütün hürmet ve ikramı gösterdikten sonra Gestaşeb:
- Bana bu köpeğin asılma sebebini anlatır mısın? diye gence sordu; genç şunları anlattı:
- Efendim, bu köpek, benim kendisine güvendiğim, koyunlarıma sahip çıkan bir köpekti. Bu köpek bir gün dişi bir kurtla karşılaştı. Onunla gezmeye, onunla yeme-
180
YÖNETİCİLERE ALTIN ÖĞÜTLER
İMAM GAZALÎ
181
ye ve onunla uyumaya başladı. Bu kurt, bana fark ettirmeden her gün bir koyunumu boğarmış; takat köpeğim de hiç ses çıkarmazmış! Bir gün, işte bu meranın sahibi geldi ve benden otlağın kirasını istedi. Ben de ona hakkını vermek için koyunları saymaya başladım; fakat koyunlarımın sayısı eksik çıktı. O esnada köpeğimin arkadaşlık yaptığı kurdun koyunlarımdan birisini boğduğunu gördüm. Köpeğim ise hiç ses çıkarmıyor, öylece bekliyordu. Koyunlarımın neden eksik çıktığını işte o zaman anladım. Bu köpek haindir, emanetine sahip çıkmamıştır. Ben de onu yakalayıp astım.
Gestaşeb, duyduklarından ibret aldı; kendi kendine düşündü ve: "Halkımız da bizim korumakla görevli olduğumuz kimselerdir. Bizler de onların gerçek durumunu ; öğrenmek için durumu soruşturmalıyız" dedi ve hemen geri dönerek devlet hazinesinin sicil kayıtlarını kontrol etti. Bir de gördü ki, bütün giderler Rast Ruşen'in aracılığı ile onun yakınlarına yapılmış. Daha sonra Gestaşeb, şu meşhur sözleri söyledi:
"Kim, fesatçının ismine aldanıp da her dediğini yaparsa azıksız kalır. Azığa ihanet eden de cansız kalır." Sonra Gestaşeb vezirinin asılmasını emretti. Anlatılan bu hikaye Bâdirkârnâme adlı kitapta yazılıdır (Eser Farsça'dır). O kitapta bir şair bu manada şu şiiri söylemiştir:
Ben aldanan değilim senin isminle,
Sen ö isnjl takındın, rızkında yapmak için hile. I
Kim rızkı için isimleri yaparsa tuzak; Bir gün baş aşağı asılması değildir uzak!