Davalarda Eşitliği Gözetmek
Hikâye: Şöyle anlatılır: Sâsânî kralları, Nevruz, Mehr-can118 gibi bayram günlerinde, halkın kendilerini ziyaret etmelerine izin verirlerdi. Bu, resmi bir gelenek olmuştu. Bunun için tellal, üç gün öncesinden insanlara: "Dileklerinizi ve şikayetlerinizi hazırlayın. Zira hükümdarımız, sizin sıkıntılarını dinleyecek ve giderecek, birbirinize olan düşmanlıklarınız varsa, bunları sahiplerini razı etmek suretiyle barıştıracak" diye ilan ederdi.
O gün geldiğinde tellal, hükümdarın kapısının önünde durarak: "Hiç kimse hükümdarın yanına girecek kimseye mani olmasın; çünkü bugün hükümdarımız, hiç kimsenin kanını akıtacak değildir" der. Sonra herkesin derdi ve şikayeti dinlenir, hükümdara arz edilirdi. Bu arada mube-zan/baş hakim, hükümdarın sağ tarafına otururdu.
Şayet arz edilen meseleler arasında hükümdara yapılan bir şikayet varsa; hükümdar hemen yerinden kalkar, davacısının karşına gelecek şekilde baş hakimin önüne oturur ve kadıya:
"Öncelikle, benden şikayeti olan şu adama adaletli davran! Sakın, taraf tutma ve beni kayırmaya yönelme; nefsin beni tercih etmesin. Allah insanlara bir bahtiyarlık, saadet verdiği zaman, onlar için içlerinden en hayırlısını sultan yapar. Şayet Allah (c.c), katında hükümda-
118 Nevruz: Baharın ilk günlerinde yapılan, özellikle orta doğu folklörün-de yaygın olan şenlik, bayram. Mehr-Can: Yedinci güneş ayının onal-tıncı günüdür. Bu günde, gece ile gündüz eşittir. Eski iranlılarda bu gün bayram olarak kutlanırdı ve altı gün devam ederdi. Bu bayramlar, eski Türklerde de kutlanmıştır.
İMAM GAZALİ
193
rın hâlini kullarına göstermeyi dilerse, senin söylemediğin şeyleri onlara söyletir."
Daha sonra Mubezan/baş hâkim davaya bakardı; şayet hükümdar ve davacı arasında geçerli bir dava varsa ve deliller de hükümdarın aleyhine ise, davacı ondan hakkını tamamıyla alırdı. Şayet, hükümdar aleyhine açılan dava asılsız olur ve doğruluğu delillerle kanıtlanamaz ise davayı açanın cezalandırılmasını emreder ve:
"İşte bu, haksız yere hükümdarı ve memleketini kusurlu göstermek isteyen kimsenin cezasıdır" diye ilan ederdi.
Hükümdar, davalar sona erdiğinde tahtına çıkar, tacını başına koyar ve halkına yönelerek: "Sizler, birbirinize haksızlık ve zulüm etmeyesiniz diye kendime dahi adaleti uygulamaktan ayrılmadım. Şimdi, kim birisine kızmış, düşman edinmişse onu razı etsin, barışsın" derdi.
Bu günlerde adalet tam uygulandığı için, hükümdara yakın olanlar, uzaklaşır, kuvvetli olanlar zayıf düşerdi.
Acem hükümdarlarının bu tutum ve âdeti zalim Yez-dücird zamanına kadar devam etti. Yezdücird, Sâsânî hükümdarlarının kanunlarını alt üst ederek halka zulüm ve fesat saçtı.