Laik Fransa'da Din Depertmanı kuruldu
Devlet sistemi, "katı laikliğin" model ülkesi olan Fransa'da Haziran ayı başında tarihi açılım yaşandı. Din Departmanı kuruldu, başına ise bir İslam uzmanı atandı.



Devlet sistemiyle, "katı laikliğin" model ülkesi olan Fransa'da Haziran ayı başında tarihi bir açılım yaşandığı ortaya çıktı. Le Monde gazetesinde önceki gün yayınlanan habere göre, Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner, bakanlık bünyesinde, Fransa'nın dış politikasının belirlenmesinde rol oynayacak, diplomatları dini konularda eğitecek ve gerektiğinde onlara danışmanlık yapacak bir din departmanı kurdu. 1 Haziran'da faaliyete geçen Din Departmanı, Fransa'da bir ilk. Birçok Avrupa gazetesi bu birimin açılmasının sembolik önemine dikkat çekiyor. Nitekim, Le Monde gazetesinde yayınlanan haberde bu kararın, Fransa Devlet Başkanı Nicolas Sarkozy'nin savunduğu "pozitif laiklik" yolunda atılmış bir adım olarak değerlendirileceğine dikkat çekildi.

Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner, birimin kurulmasının temelinde "küreselleşmenin etkileri ve bazı yaklaşımların modernleştirilmesi ihtiyacı" yattığını ifade ediyor. Le Monde gazetesine konuşan Kouchner, "Stratejik düşüncelerimizde demografiyi, ekolojiyi, pandemiyi dikkate alıyoruz, dini neden almayalım?" şeklinde bir soruyla kararı savundu ve Kosova, Sri Lanka ve Lübnan'daki çatışmalara atıfta bulundu. Kouchner, karara tepki gösterenlerin Fransa'nın laik sisteminin sulandırıldığı eleştirilerine karşı çıkarak, ülkenin toplam 16 bin diplomatına hizmet verecek merkezde sadece 6 görevli olduğunu ifade etti.

Departmanın başına bir İslam uzmanı atandı

Departmanın başına, İslam ve çatışma sosyolojisi uzmanı Joseph Maila atandı. Maila, arabuluculuk ve müzakere eğitimi veren bir enstitünün de kurucusu. "Bazı ülkelerle, politika yaparken dini konuşuyoruz ya da tam tersi.." diye anlatan Maila, "Bunu görmezden gelemeyiz" diye konuşuyor.

Diplomatları da dini konularda eğitecek

Departmanın bir amacı da yeni kuşak diplomatları dini konularda eğitmek. Maila, bu konuya, "Eğer Şii ile Sünni arasındaki, Yunan Ortodoks ile Maruni arasındaki farkları bilmiyorsanız nasıl arabuluculuk ve müzakere yapabilirsiniz ki.." şeklinde sözleriyle vurgu yapıyor. Lübnan kökenli bir Katolik olan ve bir dönem Paris Katolik Enstitüsünün de rektörlüğünü yapan Malia, 1989 yılındaki Taif Antlaşmasıyla sona eren Lübnan iç savaşında birçok çatışmanın dini grupların kendi aralarındaki uzlaşmalarıyla sonuçlandığına dikkat çekti. Bununla beraber Maila, departmanın politik ve diplomatik hedeflerle kurulduğunu ve Fransa diplomasisine laik değerlerin yön vermeye devam edeceğini de vurguladı.

Uzmanlardan oluşacak departman, dünyadaki bütün dini hareket ve gelişmeleri de takip ederek, Fransa'nın aktif politika oynamak istediği bölgelere yönelik politika oluşturulmasına katılacak. Bu kapsamda Evanjelik Protestanlığın yükselişi, dünyadaki değişik İslami organizasyonlar ve yaklaşımları, Ortodoks Hristiyanlığın Rusya politikasında her geçen gün artan etkisi gibi birçok konu da yakın takibe alacak. Departmanın ayrıca, Fransa'nın dini konulardaki devlet karar ve açıklamalarıyla, uluslarası cevaplarının tek merkezden oluşturulmasına da hizmet edeceği öngörülüyor.

Pozitif laiklik nedir?

“Pozitif laiklik” kavramını Fransa'da Devlet Başkanı Nicolas Sarkozy, 2008 yılındaki Vatikan ziyareti sırasında ortaya attı. "Kamusal hayatta dini yok etmeye çalışmanın çılgınlık olduğunu" ifade eden Sarkozy, “dinin sosyal hayata etkisini ve katkısını görmezden gelmenin akılcı bir devlet yaklaşımı olmadığına” inanıyor.

Katolik haber ajansı ZENIT'in, Papa’nın Fransa’ya iade-i ziyaret gerçekleştirdiği 2008 Eylül ayında geçtiği haberde Sarkozy, "Dini şahsi alana hapsetmek ve toplumu dinin katkısından mahrum bırakmak çılgınlık olur." diye konuşuyor. Aynı habere göre Sarkozy, pozitif laiklik kavramını ise şu şekilde açıkladı: "Pozitif laiklik yani açık laiklik, diyaloga, hoşgörü ve saygıya davettir."

Sarkozy, 1905 tarihli laiklik yasasının da zamanın koşullarına göre yeniden yorumlanması gerektiğine inanıyor. Üçüncü Cumhuriyet devam ederken 1905 yılında kabul edilen laiklik yasası, Fransa'nın 20'nci yüzyıldaki katı laik sisteminin esasını oluşturuyor. Sarkozy yönetiminin açılıma karşı çıkan muhalifler, laiklik yasasının "dokunulamaz" bir yasa olduğunu savunuyor. Sarkozy'nin, Jacques Chirac ve Dominique de Villepin gibi muhalifleri, laiklik yasasında hiçbir değişiklik yapılamayacağı görüşünde. İktidardaki Halk Hareketi Birliği UMP partisi yöneticilerinden eski Başbakan Jean-Pierre Raffarin ise tüm bu eleştirilere karşı Sarkozy’e destek veriyor. Fransız Devrimi sırasındaki dinsel manzara ile bugünkünün benzer olmadığını savunan Raffarin, “Bugün, dinler ile politika arasındaki ilişkileri düzenlemek için paylaşılmış ve aynı zamanda değişik dinler arasında dilbilgisi kuralı işlevi görecek ve onlara kamusal alanda birbirleriyle konuşma fırsatı sağlayacak bir laikliğe ihtiyaç var” diye konuşuyor. 1905 tarihli laiklik yasasının güncelleştirilmesini de savunan Raffarin, dinlerin normların ve kamusal ahlakın kaynağı olduğunu ve bu nedenle dinler tarihinin okullarda okutulması taraftarı olduğunu da kaydediyor.

Kaynak: Haber 7