Tesettür, başörtüsü farzdır - 4

Müslümanların bu farzı yerine getirmesine engel olunamaz!..

İslâm âlimleri, yukarıda metin ve mealleri yazılı âyet-i kerime ve hadis-i şeriflere dayanarak, erkeklerin ve kadınların, nikâhlı eşleri dışında, herhangi bir kimseye şehvetle bakmalarının haram olduğu üzerinde müttefiktirler. Tedavi, şahitlik ve evlenme maksadı gibi, zaruret veya ihtiyaç halinde bakmalara, fıkıhta belirtilen şartlar ve ölçüler dahilinde müsaade edilmiştir. Fitne tehlikesi ve şehvet korkusu olmamak kaydı ile gerek erkeklerin ve gerekse kadınların, kendi yakınlarından ve yabancılardan kimlere ve nerelerine bakıp bakamayacaklarına dair hükümler, delilleri ile birlikte fıkıh kitaplarında mevcuttur. (Serahsi, Mebsut, 10/125-165, Nevevi, Minhac, 11/206-215, Kasani, Bedai'us-Sanayi, 5/118-125; İbn-i Abidin, Reddu'l-Muhtar, 5/320-329)

2. Örtünme: Nur Sûresi'nin 31. âyet-i kerimesinde zikredilen bu emirlerden sonra kadınların örtünmesi ile ilgili olarak da, kendiliğinden görünenler müstesna zînetlerini, zînet yerlerini açmamaları ve başörtülerini yakalarının üzerine salmaları emredilmiştir. Cahiliyyet Devri'nde başını örten kadınlar, başörtülerini enselerine bağlar veya arkalarına salıverirlerdi. ALLAH Teâlâ, bu âyet-i kerimeyle, İslâm'dan önceki bu âdeti kesinlikle yasaklayarak mü'min kadınların, kendiliğinden görünen hariç zînetlerini, zînet yerlerini açmamalarını ve başörtülerini, saçlarını, başlarını, kulaklarını, boyun, gerdan ve göğüslerini iyice örtecek şekilde yakalarının üzerine salmalarını emretmiştir. Hz. Âişe (R.anhâ): "ALLAH ilk muhacir kadınlara rahmet eylesin. Çünkü Yüce ALLAH, "Başörtülerini yakalarının üstüne salsınlar" ayet-i kerimesini indirdiğinde yünden ya da ipekten dokunan dış giysilerin bedeni en iyi şekilde örtenini, dış giysilerinin en kalınını ikiye bölüp onların bir parçasını kendilerine başörtüsü yaptılar." (Ebu Davud, Libas: 32, No: 4102, 2/459; Buhari, Tefsir: 251, No: 4480, 4/1782) Yine Hz. Âişe radiyallâhu anhâ bir gün Ensar kadınlarından sitayişle bahsederken, buna benzer bir ifade ile, başörtüsü emrine nasıl uyduklarını şöyle anlatır: ALLAH Teâlâ, Ensar kadınlarına rahmet etsin. Çünkü, Nûr sûresindeki:

"Başörtülerini yakalarının üstünü kapayacak surette koysunlar..." âyet-i kerimesi, indiği zaman; mırtlarını yani boydan boya örten dış giysilerini yardılar, onu kendilerine baş örtüsü yaptılar. (Buhari, Tefsir: 251, No: 4480, 4/1782; Ebu Davud, Libas: 32, No: 4102, 41100, 2/459)

3. Örtülmesi gerekli olmayan kısımlar: Örtülmesi emredilen zînetten istisna edilen ve mücmel olarak geçen "kendiliğinden görünen" ifadesi; Ashabdan Hz. Ali, İbn-i Abbas, İbn-i Ömer, Enes; Tabiîlerden Said b. Cübeyr, Atâ, Mücâhid, Dahhâk; Müctehid İmamlardan Ebû Hanîfe, Mâlik ve Evzaî'nin (radiyallâhu anhum) de dahil olduğu İslâm âlimlerinin çoğunluğu tarafından; "yüz ve bileklere kadar eller" olarak tefsir edilmiştir. (Taberi, Cami'u'l-Beyan, 10/117-121.)

4. Örtülmesi gerekli olan kısımlar: Âyet-i kerimedeki "kendiliğinden görünen" mücmel ifadeyi az da olsa farklı tefsir eden âlimler, kadınların, istisna dışında kalan zînetlerinin ve zînet yerleri olan saç, baş, boyun, kulak, gerdan, göğüs, kol ve bacakların örtülmesi olarak anlamışlar ve bunlardan herhangi birini açmalarının caiz olmadığı hükmünde ittifak etmişlerdir.

(Taberi, Cami'u'l-Beyan, 10/117-121; Fahreddin Razi, Mefatihu'l-Gayb, 13/201,210, Kurtubi, el-Camiu li-Ahkami'l-Kur'an-ı Kerîm 3/315-3119, İbnu'l-Arabi, Ahkamu'l-Kur'an-ı Kerîm 3/365-1376, Serahsi, a.g.e. 5/145, 165; Celaluddin Mahalli, Şerhu'l Minhac, 3/206 - 215; Kasan,. a.g.e., 118-125, İbn Abidin a.g.e., 5/320-329; İbn Hazm, Meratibu'l-İcma, 29)

Mehmet Talü

araştırmacı yazar