Tesettür kadınlar için fıtridir.. (24. Lema)

Bismillahirrahmanirrahim.. “Rahmân ve Rahîm olan ’ın adıyla başlar ve ancak Ondan yardım dileriz. ”
“Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin hanımlarına söyle, evlerinden çıktıklarında dış örtülerini üzerlerine alsınlar.” (Ahzâb Sûresi, 33:59.)

Katıldığım bir sohbetin konusuydu Tesettür ( 24. Lema Tesettür Risalesi ).

Ve çok haz aldığım bir sohbetti. Demek o kadar çok ihtiyacım varmış ki, bu kadar çok haz aldım bu sohbetten. Ama dinlemekle uygulamak çok farklı. Dinliyorsun haz alıyorsun. Uygulanması gerektiğinde naz yapiyorsun. Bu nazın kime orasıda bilinmez. Nefis var seni bir an dahi yalnız bırakmayan. ’ın (c.c) emirlerine uymaya kalktığında aklına hemen çelmeyi takan. Öyle olunca bizde zayıf olduğumuzdan olsa gerek hemen sendeleyip yıkılıyoruz… Öyle bir çelme ile devrilmemek için güçlenmek lazım. Yüce Rabbimizin emirlerine sıkı sıkı sarılmak lazım. Bu da her nefis için kolay değil. Öyle yapmak lazım sarılmak lazım demekle hiç bir şey yapılmiyor. İstiyoruz sadece istiyoruz. Uygulamaya gelince ne istek var yanımızda ne uygulanan bir şey var hesabımızda. Bakıyoruz hepsi çekilmiş etrafımızdan, bizde nefsimizle kalıyoruz tam orta yerde. Sonrası sağ sol nereye götürürse gidiyoruz ardı sıra…

Sohbet olsun söz olsun, dinliyorum dinlemeyi seviyorum. Sadece dinlemekle yetiniyorum. Dinlediklerim ve ben, yine aynı ben değişen birşey yok görünen…

Tesettür deyince elbetteki kapanmak olduğunu hepimiz biliyoruz. Kapanıyorsak bunu; Yüce (c.c.) emrettiği için yapiyoruz. Peki kapalı olmak, sadece dışımızı kapatmak yeterli mi?… Elbette yeterli değil.

Tesettür demek, ’ın (c.c) emrine riayet etmek demek.

Tesettür demek, dinimizde kadına verilen değeri bilmek demek.

Tesettür demek, o değerli varlığı korumak demek.

Tesettür demek, ona bürünebilmek demek.

Tesettür demek, ona yakışır şekilde yaşamak demek.

Tesettür demek, teslimiyet demek.

Evet onu yaşayabilmek, teslimiyet, teslim olmak. Yüce Yaratıcının bütün emirlerine uymak gerek. Bunu ne kadar yapabiliyoruz diye kendimize sorduğumuzda, bakıyorum kendime elde var sıfır.

Tesettür sadece kapanmaktan ibaret değildir. ’ın (c.c) tesettür emrini yerine getirip diğer bütün emirlerini es geçmek, ya da başımızda bir örtü yüzümüzde tartıya koysak örtümüzden ağır geleceği kesin olan bir makyajla kendimizi sokağa atmak, tesettürümüze hiç yakışmayacak bir yaşam biçimidir. Bu ve benzeri durumları hoş görmemiz normal olsaydı hiç inermiydi Rabbimiz tarafından bu Âyetler. “Mü’min kadınlara da söyle: ‘Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve ırzlarını korusunlar; süslerini açığa vurmasınlar, ancak kendiliğinden görüneni hariç. Baş örtülerini, yakalarının üstünü (kapatacak şekilde) koysunlar. Süslerini, kendi kocalarından ya da babalarından ya da oğullarından ya da kocalarının oğullarından ya da kendi kardeşlerinden ya da kardeşlerinin oğullarından ya da kız kardeşlerinin oğullarından ya da kendi kadınlarından ya da sağ ellerinin altında bulunanlardan ya da kadına ihtiyacı olmayan (arzusuz veya iktidarsız) hizmetçilerden ya da kadınların henüz mahrem yerlerini tanımayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Hep birlikte ’a tevbe edin ey mü’minler, umulur ki felah bulursunuz.” (Nûr sûresi / âyet 31)

Kadınların süslenmesi başkaları için değil, eşi için caiz ise bizim bu süslü püslü halimiz sokaklarda niye? NEFİS! İşte o nefis sokuyor insanı kılıktan kılığa. Beğenmiyoruz Yüce Rabbimizin bahşettiği güzelliği, güzelleşeceğimizi sanarak sürüyoruz tonlarca boyayı yüzümüze gözümüze gidiyor elde olan o saf güzelliğimiz sürdüğümüz boyalarla. Maskeli halimizle dolaşıyoruz sokaklarda rahatca…

Bu güzel sohbeti dinledikce hiç bir şey bilmediğimi farkettim. Meğer bu derse ne kadar çok ihtiyacım varmış. Bilmediğim meğer ne kadar çok şeyler varmış. Bilmediğim çok şeyler olduğunu elbette biliyordum. Ama bir tesettür konusunda bilmediğim bu kadar çok eksiğim olduğunu bilmiyordum… (c.c) bilmiyordum. Ben hiç bir şey bilmiyordum. Sana kulluk nasıl yapılır onu bile bilmiyordum. Ve hala birşey biliyor değilim. Dinlemek ayrı bilmek ayrı uygulamak ise apayrı. Benim bildiğimde yok uyguladığımda yok. Yok hiçbirşeyim ’ım (c.c) yok.. Birtek Sen varsın. Senden gayri neyim olsun. Sen olmadıktan sonra bütün dünya benim olsa neye yarar. İstemem Senden başka hiç birşey. Senin varlığındır bana yetecek herşey. Tut yüreğimden ’ım (c.c) bırakma beni. Bırakırsan düşer bu yürek. Cehennemde olur bir kızgın direk. Senindir bu bendeki beden ve yürek. Senin olan bu bedeni, Senin istediğin gibi kullanacak ne güç var ne de irade bende…

Bilmiyordum ’ım

Var olan birşey günahlarımız, birde Sen varsın Yüce Rabbimiz. O günahları bağışlayacak olanda Sensin. Bilmediklerimizi bildirecek olanda Sensin. Bildir bize bilmediklerimizi, Uygulat bize kulluk vazifelerimizi. Bilmediklerimizden sorumlu tutma bizi. Bildiklerimizi ise hayatımıza geçirebilmeyi nasip et. Tesettürümüze yakıştır her halimizi, Emirlerine sadık kıl Sen bizleri…

Ve itiraf ediyorum, ben hala hiç birşey bilmiyorum. Her zamanki gibi sadece Sana sığınıyorum, en güzel sığınağım benim…
alıntı