Gözün Oluşumu Evrimle Açıklanabilir Mi?
Çoğu insan evrim teorisini bilimsel olarak kesin kabul görmüş, doğruluğu tartışılmaz bir gerçek zanneder. Bunun nedeni evrimin belirli çevreler tarafından özellikle gündemde tutulmaya çalışılması ve dünya çapında evrim lehinde etkin bir propaganda yürütülmesidir.
Oysa zannedildiği gibi evrim, bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçek değil, hile, sahtekarlık ve göz boyamalarla benimsetilmeye çalışılan bir inançtır. Evrimin temel mantığı, dünya üzerinde varolan mükemmel sistemin bir Yaratıcı tarafından varedildiğini inkar etmektir. İşte bu yüzden evrim teorisi canlıların tamamen tesadüflere dayanan bir süreç sonucunda kendi kendilerine oluştuklarını iddia etmektedir.
Gözyaşının üretimi ve gözden tahliyesini gerçekleştiren sistemlerde üstün bir tasarım vardır. Şekilde gözyaşının göze akıtıldığı delikler ve tahliyesinin yapıldığı kanallar görülmektedir. Eğer gözyaşı tesadüfen oluşmuş bir sıvıysa niçin üretimi ve boşaltımı için insan vücudunda özel kanallar vardır? Sözü edilen kanallar gözkapağının veya kemiklerin içine oyulmuştur. Gözyaşı kendi kendine oluştuktan sonra, yüz kemiklerinin içinde bu sıvıyı uzaklaştıracak kanalları nasıl oluşturmuştur? Dikkat çekici diger bir ayrıntı, tipki su tesisatlarının toprağın altından geçirilmesi gibi gözyaşı boşaltım kanalları derinin altında, kemiklerin içinde bulunmasıdır. Bu sayede insan yüzü estetiğinden hiçbirşey kaybetmez. Özel bir yaratılışın izleri bütün ayrıntılarda görülür.
Bu çıkmazlardan ilkini mutasyonların genel etkisi oluşturuyordu. Zararsız mutasyonlar ancak binde bir oranında görülebiliyordu, yani son derece nadirdi. Mevcut bir türün bir çok mutasyona maruz kaldığı düşünüldüğünde sonuç evrim açısından son derece ümitsizdi. Yararlılardan çok daha fazla olan zararlı mutasyonlar sonucunda birçok hilkat garibesi canlı oluşacak, var olan canlı türleri yok olacaktı. Evrimciler açısından en trajik olanı da ellerinde yararlı mutasyona delil oluşturacak hiçbir fosil bulunmamasıydı.
Darwin'in bu teoriyi öne sürmesinden sonraki yıllarda teknolojinin ilerlemesi ile fikirlerinin kabul edilemez olduğu bilimsel olarak ispatlandı. Çünkü ortam şartlarının değişmesi ile vücut hücrelerinin yeni özellikler kazanamayacakları, bir şekilde kazandıkları varsayılsa bile -ki bu olanaksızdır- bu özellikleri bir sonraki nesile aktaramayacakları anlaşıldı. Böylece evrim teorisi daha en başından çöktü.
Çare olarak yeni bir aldatmacaya başvuruldu: Neo-Darwinizm. Yeni aldatmacaya göre mikro-mutasyonlar (küçük kalıtsal değişiklikler), bir türün bir başka türe dönüşmesini sağlayacak tek mekanizmaydı. Çünkü, bir canlının sahip olduğu bütün fiziksel özellikler, canlının hücrelerinde bulunan genler tarafından belirlenmekteydi. Bu genlerde olumlu bir değişim olmadığı sürece türde kalıcı bir değişim beklenemezdi. Evrimin en çok güvendiği mekanizma olan doğal seleksiyon, mutasyonlar tarafından desteklenmedikçe hiç bir işe yaramayacaktı. Ancak evrim yine büyük çıkmazlar içindeydi.