Zekat toplumu, huzur toplumudur 2
Zenginin yalnızca kendini düşündüğü toplumlarda fakirler, yetimler, düşkünler büyük bir ümitsizliğe ve karamsarlığa düşerler. Yüzleri gülmez, psikolojileri bozulur. Dünyaya kahrederek, hayatlarını karartırlar. Görmezlikten gelinen fakir, gözünü zenginin malına diker. Zenginin kendine yardım olarak vermediği malı, ondan hırsızlık, gasp gibi yollarla alır.
Fakir evinde huzurlu uyuyamadığı gibi zengin de huzur bulamaz.
Böylece birbirine güvenmeyen, aralarında büyük uçurumlar oluşan iki ayrı dünya ortaya çıkar. Toplumsal bağlar kopar, insanlar patlamaya hazır bir bomba haline gelir. Hiç kimse huzur bulamaz. Zekatın önemsenmediği toplumlarda hırsızlığın, gaspın, rüşvetin, dolandırıcılığın...
Toplumları nasıl mahvettiği, temelinden sarstığı, yıkılma noktasına getirdiği hatırlanırsa zekatın önemi daha iyi anlaşılacaktır. Ayrıca şu da unutulmamalıdır ki gayr-i meşrû yolla elde edilen mal, genelde aynı yolla harcanır. Bu da toplumun daha da bozulmasına ve yaşanmaz hale gelmesine neden olur.
2- Zekât, çalışmaktan aciz olanlara normal bir hayat sürme imkânı sağlar. Toplumu yoksulluktan, devleti zayıflıktan korur. Enes b. Malik (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurmuştur:
"Kıyamet günü fakirler sebebiyle vay zenginlerin haline!.. fakirler şöyle diyecekler: "Rabbimiz! Senin bize ayırdığın hakları vermemek suretiyle, zenginler bize haksızlık ettiler, zulmettiler. ALLAH Teâlâ şöyle buyuracaktır: "İzzetim ve celâlim hakkı için sizi kendime yaklaştıracağım, onları ise uzaklaştıracağım." Bundan sonra Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:
"Onların mallarında, dilenen ve mahrum olanlar için belirli bir hak vardır." (Zariyat Sûresi: 19) ayet-i kerimesini okumuştur. (Taberanî, el-Mu'cemu'l-Evsat, No: 4810; 5/407)
3- İnsanın mayası toprak olduğundan, bu toprağın suyu emip tutması gibi insanda da malı tutma özeliği vardır. Kalplerde pek fazla yer tutan bir mal ve servet sevgisi insanı yüksek duygulardan mahrum eder, insanı bazen fena hareketlere sürükler. İşte zekât sayesinde kalbin bu zararlı duygusuna meyillerine mukavemet edilmiş, nefis cimrilikten temizlenmiş, mal başkasının hakkından tasfiye edilmiş, insanda şefkat, hayırseverlik, başkalarını düşünmek gibi yüksek duygular vücuda gelmiş olur. Toprağın aldığı rutubetle bitki bitirmesi gibi, insanın başkalarına vermek suretiyle, pintilik duyguları azalır. Zekât, kişiyi cimrilikten korur, cömert ve eli açık yapar, diğergâmlık duygularını güçlendirir. Servetinin bir bölümünü sırf ALLAH Teâlâ'nın rızası için ayırıp yoksul dindaşlarına veren buna karşılık onlardan bir şey beklemeyen kimse, sürekli olarak toplum yararını, kişisel yararı üzerine tutma alışkanlığını kazanmış olur. Binaenaleyh zekât, en az alan kadar verene de faydalıdır.
Görülüyorki, zekât temizlik demektir. Kazanılan ve sahip olunan malın belli bir miktarını yoksullara verilmek ve sosyal hizmetlerde kullanılmak üzere elden çıkarmak insanı maddeten ve manen temizlediği, cismani ve nefsanî kirlerden arındırdığı için zekâta bu isim verilmiştir. Kur'an-ı Kerim'de:
"Mallarından, onları temizleyecek ve arındıracak zekâtı al" (Tevbe Sûresi: 103) buyrulmuştur. Demek ki, zekât veren kimse, mali, bedeni ve ruhi yönünden temizlenip arınmaktadır. Zekât bereket, bolluk, çoğalma, temizlik demektir. Sahip olunan malın temizliği zekât ile sağlanır.