Başka bir ayetin ifadesiyle, "körleşmişler ve sağırlaşmışlar"dır. (Maide Suresi, 71)

Her insan gibi sizin de içinizde vicdan ve nefis bir arada bulunmaktadır. Siz de karşılaştığınız her olayda vicdanınızın ve nefsinizin seslerini duyuyorsunuz. Eğer Allah'ı razı etmek, doğruya ulaşmak istiyorsanız sakın vicdanınızın sesini duymazlıktan gelmeyin.

İnsan kendi içindeki sesleri birbirine karıştırmaktan, hangisinin doğruyu, hangisinin yanlışı söylediğini anlayamamaktan endişe edebilir. Ama bilmek gerekir ki, vicdan doğruyu gördüğünde bir an bile tereddüt etmez, hiçbir zaman insanı kararsızlık içinde bırakmaz ve doğruyu anında söyler. Ancak vicdanın bu sesinin hemen sonrasında nefis devreye girer ve vicdanın söylediğini kişiye yaptırmamak için binbir türlü bahaneler uydurur. Yani insanın bir olay karşısında duyduğu ilk ses vicdanının sesidir. Arkasından gelen tüm mazeretler ve olumsuzluklar ise nefis kaynaklıdır. Allah rızası için sizi en güzele çağıran o ilk sesin vicdanınıza ait olduğunu anlamazlıktan gelmeyin. Eğer kişi vicdanını kullanmazsa ve o ilk sese uymazsa, bir süre sonra adeta nefsinin esiri olur ve her türlü kötülüğe açık hale gelir. Bu, tamamen kendi tercihi olduğundan o andaki imtihanı da kaybedebilir, nefsinin istekleri ve kibiri uğruna sonsuza kadar cehennemde yaşamaya mahkum olabilir. Çünkü insan Allah'a kullukla sorumludur ve kulluk da ancak vicdana uymakla mümkündür. Bunu anlamazlıktan gelenlerin sonunu ise Allah, yukarıda verdiğimiz nefisle ilgili ayetlerin devamında "yıkım" olarak nitelendirmiştir:

"Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah bulmuştur. Ve onu (isyanla, günahla, bozulmalarla) örtüp-saran da elbette yıkıma uğramıştır." (Şems Suresi, 9-10)