+ Cevap Ver
2 sonuçtan 1 ile 2 arası

İslam Genişlik ve Ferahlık Dinidir, Allah’ın El-Vâsi’u Güzel İsmi

 ALLAH (c.c) Katagorisinde ve  ALLAH (c.c)Esmaül Hüsna Forumunda Bulunan  İslam Genişlik ve Ferahlık Dinidir, Allah’ın El-Vâsi’u Güzel İsmi Konusunu Görüntülemektesiniz.=>İslam Genişlik ve Ferahlık Dinidir, Allah’ın El-Vâsi’u Güzel İsmi Allah (c.c.) bilgisi, gücü ve iradesiyle bütün varlıkları kuşatmıştır. Uçsuz bucaksız evren bütün yönleri ile Allah’ın (c.c.) bilgisi, gücü ve iradesi altındadır. İnsana verilen kısmi irade ile ona bir özgürlük tanınmıştır. İnsan iyi ile kötüyü tercih edebilir. Bunda serbesttir. Kimse karışamaz. ...

  1. #1
    Gönüllü Paylaşımcı
    Üyelik tarihi
    Jul 2011
    Yaş
    33
    Mesajlar
    98
    Tecrübe Puanı
    8

    Standart İslam Genişlik ve Ferahlık Dinidir, Allah’ın El-Vâsi’u Güzel İsmi

    İslam Genişlik ve Ferahlık Dinidir, Allah’ın El-Vâsi’u Güzel İsmi

    Allah (c.c.) bilgisi, gücü ve iradesiyle bütün varlıkları kuşatmıştır. Uçsuz bucaksız evren bütün yönleri ile Allah’ın (c.c.) bilgisi, gücü ve iradesi altındadır.


    İnsana verilen kısmi irade ile ona bir özgürlük tanınmıştır. İnsan iyi ile kötüyü tercih edebilir. Bunda serbesttir. Kimse karışamaz. Allah (c.c.) insanın bu yönünü kuşatmamış, açık bırakmıştır. Yani Allah (c.c.) mutlak iradesiyle insanı iyi yola yada kötü yollara zorlamamıştır. Gönderdiği peygamberlerle, indirdiği kitaplarla iyi yada doğru yolları tanıtarak insanların doğru veya yanlış yolları kendilerinin bulmalarını murat etmiştir. Ama Allah (c.c.) ezelde her bir insanın neyi tercih edeceğini biliyordu ve bu tercihini bir hüküm olarak Levh-i Mahfuz’a kaydetti. Bu bilgisinden ötürü de kimseyi kötü fiili yapmaya zorlamadı. Demek ki Allah (c.c.) insanın kısmi iradesini mutlak iradesiyle değil ezeli ilmiyle kuşatmaktadır. Ama insanın iradesi dışındaki durumları mutlak iradesiyle kuşatmıştır. Bu çeşit kuşatmada ise pek çok hikmet, mutlak bir adalet ilkesi ile sınırsız bir rahmet söz konusudur. O’nun pek çok hikmetini, sınırsız rahmetini ve mutlak adaletini bu dünya sınavında görmemiz ve anlamamız mümkün değildir, bunları ancak ahrette gözlerimizdeki perde çekilince tam anlamıyla kavrayabileceğiz.


    El-Vâsi’ (Allah [c.c.] her yönüyle varlıkları kapsayıcıdır, O’nun dini ve nimetleri geniştir) güzel ismi ile Allah’ın (c.c.) bilgisi, gücü ve iradesi ile bütün varlık âlemini kuşatması anlamı yanında bir de nimetlerinin genişliği üzerinde düşündürülmek istenmektedir. Allah (c.c.) sadece bir meyve çeşidi yaratıp kullarını onu yemeye zorlamamıştır. Herkesin damağının zevk alacağı sayısız meyve çeşidi dünya sofrasında önümüze sürülmüştür. Allah’ın (c.c.) kullarına verdiği genişlik nimeti aile kurumunda en güzel biçimde tecelli etmektedir: Verilen göz ve kalp nimetleri ile insanlar eşlerini beğenerek seçiyorlar, ayrıca geçimlerinde çok büyük bir sıkıntı yaşadıklarında din pek hoş karşılamasa da boşanma seçeneği bir nimet olarak onlara veriliyor. Anne ve babanın büyüyünceye kadar evlatlarının maddi ve manevi her türlü sıkıntısını omuzlarına almaları da evlatları lehine bu nimet genişliğinin bir başka boyutudur.


    Din her ne kadar emir ve yasaklarla insanın hayatını daraltıyor görünse de aslında helal dairesi keyfe yetecek kadar geniştir. İnsanın hayatını daraltan şeyler günahlardır. İnsan haramlarla yaşamını daraltır; kaygıyla adeta boğar, yaşanmaz bir duruma sokar. Örneğin zina gibi büyük bir günahın içerisinde olan birisi, bilinçli veya bilinçdışı olarak her gün rezil olmak, toplumda şeref, haysiyet ve namusunun lekelenmesine yol açmak kaygısı içerisindedir. Ayrıca anne-babasının, kardeşlerinin (varsa eşinin) böyle bir zina günahını işlemesine iç dünyasında tepki gösterirken kendisinin zina etmesi kişinin iç dünyasında kaldıramayacağı büyük bir çatışmaya, manevi baskıya ve ağırlığa neden olacaktır. Böyle birisinin kendisiyle barışık, iş ve toplumsal hayatında verimli olması da imkânsızdır.


    İnsanın hayatını daraltan şeyler sadece fiili olarak yapılan haramlar değildir; ayrıca kibir, kendini beğenme (ucub), kin, haset, riya… gibi dinin büyük günah saydığı duygular onlara göre daha etkili bir şekilde insanın hayatını daraltır ve çekilmez kılar. Bunlar psikolojide de birer komplekse tekabül ederler. Kompleksler ise manevi hayatın hastalıklarıdır. Hayatı güçleştirirler, zorlaştırırlar. Bazen kişiyi acınacak oranda zavallı ederler. Ama tabii kompleksli kişilerin topluma, insanlara verdikleri zararlar çok büyüktürler.


    Bunlardan sadece haset üzerinde bir miktar durmak yerinde olacaktır sanırım. Peygamberimizin (s.a.s) bir hadis-i şerifte belirttiği üzere ateşin odunu yiyip bitirmesi gibi doğrudan insanın güzel amellerini ve imanını yok eden ve büyük bir günah olan haset, karşı tarafa hiçbir zarar vermezken sahibine dünyayı daraltır, adeta başına yıkar. Hâlbuki haset yaptığı nimeti o kişiye çok gören insan biraz geniş düşününce ne büyük bir akılsızlığın pençesinde olduğunu anlayacaktır. O nimete başka insanların sahip olduğu gibi haset ettiği kişinin sahip olmasını çok görmesi hiçbir mantıki gerekçeye dayanmaz. Kör bir duygusal saplantıdır. Basit bir aşağılık kompleksidir. İnsanlar yabancıları değil bir şekilde ilişkide bulundukları kişileri veya yakınları kıskanırlar, onlara haset ederler. Aslında biraz geniş düşününce bildiği, tanıdığı veya yakını olan birisinin öyle haset edilen bir nimete sahip olmasının kendisine de büyük bir yarar sağlayabileceğini görür. Çünkü her nimet ışık gibi etrafına da bir fayda verir. Kişi haset duygusunu içinden attığında büyük bir genişlik hissedecek ve huzura erecektir. Haset, kadere yapılan büyük bir itirazdır, isyandır. Dolayısıyla kişinin doğrudan imanına zarar veren büyük bir afettir. Allahu Zülcelâl bizleri ondan korusun. Âmin. Hasedin verdiği sıkıntı ve iç darlığı ise insanın daha dünyada iken imansızlık cehenneminde yanmasına neden olur.


    Hicret de Allah’ın El-Vâsi’ güzel isminin bir başka tecellisidir. Müslümanlar içerisinde bulundukları ortamlarda dinlerini yaşamada bir sıkıntı ile karşılaştıklarında hicret edebilirler. Bu çağımızda iş, ortam, mekân değişikliği biçiminde olabilir. Bunda büyük bir rahmet ve ferahlık vardır. Onun için atalar, ‘Tebdil-i mekânda ferahlık vardır.’ demişlerdir.


    El-Vâsi’ (Allah [c.c.] her yönüyle varlıkları kapsayıcıdır, O’nun dini ve nimetleri geniştir) güzel ismi ile kula düşen görev şudur: Mümin iradesini Allah’ın (c.c.) iradesine teslim eder. Allah’tan (c.c.) uzak olarak yaratılan nefsine Allah’ı (c.c.) yaklaştırır. Gerçekte Allah, (c.c.) insana şahdamarından da yakındır. El-Vâsi’ güzel ismiyle insanı her yönüyle kuşatmıştır. Ama nefis O’ndan uzaktır. Mümin, iradesi ile nefsine Allah’ın (c.c.) emir ve yasaklarını kuşatıcı kıldığı gibi nafile ibadetlerle de Allah’a (c.c.) yakın olmaya çalışır. Ayrıca mümin genişliği, rahatı ve huzuru Allah’ın (c.c.) dininde yani emir ve yasaklarında arar.


    İslam dini her emri ve yasağı ile ruha büyük bir genişlik ve ferahlık verir. Onu tutkularının esiri olmaktan kurtarır. İnsanı dünyaya aşırı bağlanmaktan alıkor. Yüce davalara yöneltir. Bu açıdan dinin her emri ve yasağı bir psikoterapi gibi işleve sahiptir. Her birisinin iç dünyamızda bir anlamı vardır. İnsan İslam dininin emir ve yasaklarına göre yaşadığı zaman ruhsal dünyasında büyük bir genişlik ve ferahlık duyar. Bütün ruhsal hastalıklar dünyaya ve nefse aşırı bağlanmaktan kaynaklanır. İslam her hükmü ile insana bir denge kazandırır, onu ruhsal açıdan hastalanmaktan korur. İbadetler ruha ihtiyacı olan nur ve feyzi kazandırarak onu güçlendirir, yasaklar da nefsi manevi olarak hastalanmaktan korur. Böylece İslam’ın her hükmü insanın ruh sağlığını korumuş olur. Bir Müslüman’ın hayatın zorlukları karşısında ruh sağlığını yitirerek kendisini kaybetmesi, hastalanması adeta imkânsızdır.


    Allah (c.c.), bizlere İslam dinini kolaylaştırsın ve genişletsin. Rızasını nasip eylesin. Âmin.
    Muhsin İyi

    çe�g 0P�pU�ideoloji ve kültürle yetişmiş ve komünist olması için onca yıl eğitim almış bunca insan arasında ekonomik olanaklarını başka bir komünist arkadaşıyla paylaşan birisi var mıdır? Bu ideolojinin gerçeğe dönüşen bir eylemini yakalayabilecek miyim? Öyle ya uğruna milyonlarca insan katledildi. Bu, boşuna olamaz. Numunelik de olsa mutlaka bir iki örnek insan yetiştirilmiştir. Bu konuda kendimce çok araştırmalar yapmıştım. Ama maalesef bir küçük örneğe bile tesadüf edemediğim gibi komşuluk ilişkilerinde pek çok bencilliklere de şahit olmuşumdur. Orada insanlar genellikle ya çok zenginler ya da çok fakirler. Orta tabaka pek yok gibi. Garip olan durum ise, zenginlerin genellikle belli yerlerde toplanmayıp (henüz gettolaşmaya fırsat ve zemin bulamadılar herhalde) fakirlerle iç içe yaşamasıdır. Yani aynı mahalleyi ve sokağı paylaşmalarıdır. Bunun dışında birbirleri ile hiçbir ilgilerinin olmamasıdır. O zaman şu gerçeğin doğruluğunu bir kez daha derinden kavradım: ‘İnsan nefsi düşünce ve duygu egzersizleri ile eğitilemiyor. Nefis, yaşantıların dili ile biçimleniyor.’ Yani dinimizin zekât ve sadaka emri ve yükümlüğü olmasaydı bir Müslüman da bir komünist gibi kafasında ve kalbinde yoksul kişilere karşı güzel düşünceler ve duygular besleyecekti ama hiçbir zaman maddi olanaklarını onlarla paylaşamayacaktı. Nefsi buna engel olacaktı. İslam’ın büyüklüğü ve güzelliği, Allah’ın (c.c.) el-Hakk güzel ismine uygun olarak somut yaşantıları gerektirmesi ve insan gerçekliğini (özellikle nefsini) dikkate almasıdır. İnsan bedenini ve malını Allah’ın (c.c.) emri istikametinde bir derece kullanırsa Allah (c.c.) onun dünya görüşünü de gerçekliğe dönüştürmektedir. İslam her halükarda bir hayat dinidir. Devleti olmasa bile kişiyi belli yaşantı biçimlerine ve süreçlerine uymaya zorlamaktadır. Allah’ın dini olan İslam bu dünyayı ve ebedi ahret yurdunu cennete çevirmek için gelmiştir. Onun için İslam dinine dünyevi ideolojiler gibi bakmak onu salt bir ideoloji olarak görmek ve değerlendirmek büyük bir yanlışlıktır. O her şeyden önce gerçekliğe, Allah’ın el-Hakk güzel ismine dayanmaktadır. Hayatı temel almaktadır.


    El-Hakk (Allah gerçeği ortaya serer, yalanı, yanlışı geçersiz kılar) güzel ismi ile kula düşen görev, hakka şahitlik yapmaktan kaçınmamaktır. Hakkın tecellisine çalışmaktır. Hakkı haklıya vermektir.


    İşin ehline verilmesi de el-Hakk güzel isminin başka bir gereğidir. Nitekim bu konuda ayet-i kerime de vardır (Bk. Nisa suresi, 58).


    Allah (c.c.), her daim bizleri hakkı arayan, haktan yana olan, hakka şahitlik yapan kullarından eylesin. Âmin.

    Muhsin İyi

  2. #2
    Site Kurucusu
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    NEW YORK
    Mesajlar
    1.643
    Tecrübe Puanı
    11

    Standart Cevap: İslam Genişlik ve Ferahlık Dinidir, Allah’ın El-Vâsi’u Güzel İsmi

    Yüreğinize sağlık çok faydalı bir paylaşım...

+ Cevap Ver

Benzer Konular

  1. Allah’ın Es-Samed Güzel İsmi
    By YaŞuHa in forum Allah(cc) ile ilgili yazılar.
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 09-03-2012, 12:31 PM
  2. Kimseye Muhtaç Olmama, Allah’ın Es-Samed Güzel İsmi
    By muhsin iyi in forum ALLAH (c.c)Esmaül Hüsna
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 04-17-2012, 12:00 AM
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02-26-2012, 03:52 PM
  4. Hak, Gerçeklik, İslam, Allah’ın el-Hakk Güzel İsmi
    By muhsin iyi in forum ALLAH (c.c)Esmaül Hüsna
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02-11-2012, 11:14 PM
  5. Veli, Şeyh Nedir? Allah’ın El-Veliyyü Güzel İsmi Ne Anlama Gelir?
    By muhsin iyi in forum Soru ve Cevaplarla İslam
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 09-16-2011, 12:39 AM

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277