İslam, Allah katından inen kesin ve modern üstü modern bir dindir. Ancak Kuran’ın hükümlerini haşa beğenmeyen, kendince eksik gören bir kesim vardır ki, bu kişiler diğer insanların da kendileri gibi gerçek İslam’dan uzaklaşmaları için hurafelerden oluşan bir din türetmişlerdir. Bu kişiler Allah’ın Kuran’da haber verdiği birçok helal hükmü haram gibi göstererek bazı insanları İslam’dan soğutmuşlardır. Hatta öyle bir hale getirmişlerdir ki, bazı insanların İslam’ı terör dini olarak tanımalarını sağlamışlardır. Bu hurafeci mantıktaki kişilerin uydurduğu bazım hükümler şöyledir:

Mutlu olmak ve neşelenmek Allah’ın esasında Müslümanlara sunduğu çok güzel bir nimettir. Müslüman Allah’a güvendiği, dünyanın bir imtihan ortamı olduğunu bildiği ve tevekkül sahibi olduğu için hayatında onu derin anlamda üzecek hiçbir konusu yoktur. Ancak hurafeci takımı bir kısım kişiler, Müslümanları hüzünlü, mutsuz ve karamsar bir hayata sürüklemek isterler. Gülmeyi, neşelenmeyi, eğlenceyi haram kılarak insanları İslam’ın gerçek mantığından uzaklaştırırlar. Rabbimiz bir ayetinde mutsuzluğun İslam ahlakına aykırı olduğunu şöyle haber vermiştir:

Dediler ki: “Rabbimiz, mutsuzluğumuz bize karşı üstün geldi, biz sapan bir topluluk imişiz.” (Müminun Suresi, 106)


Bağnaz kişilerin uydurdukları diğer bir hüküm de kadının değersiz olduğu yalanıdır. Bu kişilere göre kadın ikinci planda olmalıdır. Hatta uydurdukları hadislere göre bazı hayvanlar ile eş değer tutulmalıdır. Bağnaz mantığa göre kadın sadece ev işlerine bakmak ve cinsel ihtiyaçları gidermek için yaratılmıştır. Bu yüzden eğitilmesine, kültür sahibi olmasına yada güzelleşmesine gerek yoktur. Bu kişiler çevrelerinde kaliteli, kültürlü, İslam’ı çok iyi bilen bir kadın görmeye dayanamazlar. Daima kadınları aşağılar, sindirmeye çalışırlar. Kadınları açık ve kapalı olmasına göre değerlendirir, açık kadınları münafık olarak görürler. Hatta yeri geldiğinde kapalı kadınlara dahi tahammülleri yoktur.

Oysa Kuran’da asla kadına böyle bir bakış açışı yoktur. Allah Kuran’da kadına da, erkeğe de aynı şekilde seslenmektedir. Kadın, bağnazların hurafelerinin aksine bilgilenmek, kültür sahibi olmak ve İslam’ı tebliğ etmekle sorumlu tutulmuştur. Hatta kadın yönetici de olabilmektedir. Hz. Süleyman döneminde yaşamış olan Sebe Melikesi bu konuya çok güzel bir örnektir.

Kuran’da kadının ve erkeğin ayrı oturması gerektiğine dair bir hüküm de yoktur. Peygamberimizin bazı hadislerinden de anlaşılacağı üzere, sahabe döneminde mümin erkekler ve kadınlar hep bir arada olmuş, beraber mücadele etmişlerdir. Hz. Süleyman’ın Sebe Melikesini sarayına davet etmesi ve tebliğ yapması, Hz. Musa’nın hayvanlarını sulamaya çalışan kadınlara yardım etmesi de kadın ve erkeğin yan yana bulunabileceğini gösteren Kuran’dan örneklerdir.

Ona: "Köşke gir" denildi. Onu görünce derin bir su sandı ve (eteğini çekerek) ayaklarını açtı. (Süleyman:) Dedi ki: "Gerçekte bu, saydam camdan olma düzeltilmiş bir köşk-zemindir." Dedi ki: "Rabbim, gerçekten ben kendime zulmettim; (artık) ben Süleyman'la birlikte alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum." (Neml Suresi, 44)


Medyen suyuna vardığı zaman, su almakta olan bir insan topluluğu buldu. Onların gerisinde de (hayvanları su başına götürmekten çekinen) iki kadın buldu. Dedi ki: "Bu durumunuz ne?" "Çobanlar sürülerini sulamadıkça, biz sürülerimizi sulayamayız; babamız, yaşı ilerlemiş bir ihtiyardır." dediler. (Kasas Suresi, 23)


Hemencecik onların sürülerini suladı, sonra yine gölgeye çekilerek dedi ki: "Rabbim, doğrusu bana indirdiğin her hayra muhtacım." (Kasas Suresi, 24)


Burada çok az bir kısmına değindiğin yobaz hurafeleri sayılamayacak kadar çok sayıdadır. İnsanların İslam’dan uzaklaşmasına neden olan bu hurafelerin tespit edilmesi, doğrusunun öğrenilmesi ve anlatılması çok hayatidir.