UĞURSUZLUK İNANCI ŞİRKTİR

Bir diğer şirkte Tayredir. Tayre: İşitilen bazı ses lerin, görülen bazı varlıkların, uğursuz olduklarına inanmaktır. Bu tür şeyler onu yolculuk, evlilik, ticaret gibi yapmaya karar verdiği önemli işlerden vazgeçiri-yorsa, o kişi, şirke girmiştir. Çünkü bu şahıs yalnızca Allah'a tevekkül edecek yerde, Ondan başkasına iltifat ederek, uğuru kalbine put olarak dikmiştir.
107
imam Ahmed'in rivayetine göre Allah Resulü (SAS) şöyle buyurmuştur:
"Uğursuzluk kimi karar verdiği işinden alıkoyar-sa o, Allah'a ortak kılmıştır." Orda bulunanlar "Bunun keffareti nedir?" diye sorduklarında peygamberimiz (SAS) şöyle deyin: "Allah'ım Senin hayrından başka ha yır yoktur. Senin uğursuz dediğin şeyden başka uğur suzluk yoktur. Senden başka ilah ta yoktur" buyurdu.
Bazı şeylerden dolayı insanın kalbine korku dü şerse, Allah'a tevekkül ederek yoluna devam eder de, uğursuzluktan dolayı kararından dönmezse hiçbir şey ona zarar veremez.
Ebu Davud ve Tirmizi'nin İbni Mesud'dan Merfu olarak rivayet ettiği birhadiste peygamberimiz şöyle buyurur:
"Uğursuz saymak şirktir. Uğursuz saymak şirktir. Uğursuz sayan bizden değildir, (beşeri zafiyetinden do layı birşeyden korkanın) korkusu ancak Allah'a tevek külle gider."
Yani eğer kişi, beşeri zafiyetinden dolayı birşey-lerden korkarsa, Allah'a tevekkül etsin. Böyle yapanın korkusunu Allah yok eder.
"Kim Allah'a tevekkül ederse o, ona yeter." (Ta lak Suresi, 3)
Uğursuzluğun zıddı faldır. Fel: Bir kişinin duy duğu bir sözden, gördüğü bir şeyden dolayı bir hayır beklemesidir. Peygamberimiz (SAS) güzel felı severdi. Bir hadislerinde ise "Feldan hoşlanıyorum. Buyurunca orda bulunanlar: "Fel nedir diye sordular. Peygamberi miz (SAS): "Güzel sözdür." buyurdu.
Örneğin kişi hasta bir adamın yanına giderek ona "maşallah iyileşmişsin" demesi hastaya moral verir.
108
Kendisini iyileşmiş sanır. Bu güzel bir iştir. Allah hakkında hüsnüzanı gerektirdiği gibi arzunun sınırları nı genişletir. Uğursuzluk ise, bunun tam aksine Allah hakkında sui zam ve sebebsiz yere belayı beklemeyi ge rektirir.


İSLAM ŞİRKE GÖTÜREN KAPILARI KAPAR
İslam, tevhid inancını emretmiş, büyük, küçük şirkin her çeşidinden şiddetle sakındırmıştır. Bu husus ta her vesileyi değerlendirerek, şirk rüzgarları esen bü tün kanalları tıkamıştır. Bu kanalları şöylece sıralayabi liriz:


ALLAH'IN NEBİSİNE SAYGIDA AŞIRILIK
Peygamberimiz, (SAS) kendisine saygıda ve öv güde aşırı gidilmesini yasaklayarak:
"Hristiyanların Meryem oğlu isa'ya övgüde aşırı gittikleri gibi siz de beni övmekte aşırı gitmeyin. Ben ancak bir kulum. Benim için Allah'ın kulu ve resulü değin" buyurdu.
Kur'an-ı Kerim, Allah Resulünü kulluk sıfatı ile övmüş ve bu kulluk sıfatını en şerefli makam saymıştır. Konu ile ilgili pek çok ayet vardır. Bunlardan birkaçını zikredelim:
"Kuluna kitabı vererek, onda hiçbir eğrilik kıl mayan Allah'a hamdolsun." (Kehf Suresi, 1)
"Kulunu geceleyin yürüten Allah'ın şanı ne yüce dir." (Isra Suresi, 1)
"Kuluna vahyettiğini vahyetti." (Necm Suresi, 10)
Peygamberimiz, birinden şahsına dair aşırıya ka çan bir söz duyduğunda, veya bir hareket gördüğünde,
109
sözü söyleyeni, hareketi yapanı uyarır ve ona doğrusu nu öğretirdi.
Ebu Davud'un Abdullah b. Şehirden (ra) rivayet ettiği bir hadisi şerifte şöyle buyrulur.
"Beni Amir heyeti ile birlikte Allah Resulünün yanına gittik. Ona:
-Sen bizim seyyidimizsin, dedim. Allah Resulü (SAS)
-Seyyid yüce Allah'tır buyurdu.
Enes'ten rivayet edilen hadiste ise:
"İnsanlar Allah Resulüne: Ey Allah'ın Resulü, Ey hayırlımız, ey hayırlımızın oğlu, ey seyyidimiz, ey sey-yidimizin oğlu diye hitap edince, Allah Resulü
-Ey insanlar! Sözlerinizi hesaplı söyleyin. Şeytan sizi aldatmasın. Ben Allah'ın kulu ve elçisi olan Mu-hammedim. Beni olduğumdan üstün tutmanız beni se vindirmez." (Nesai) buyurdu.
Biradam "Allah ve sen dilersen" deyince de
"Beni Allaha ortak mı kılıyorsun? öyle deme yal nızca Allah dilerse de" buyurdu. (Nesai)


SALİH KULLAR HAKKINDA AŞIRILIK
Islamm yasakladığı ve sakındırdığı diğer bir aşı rılık da, Salih kullar için yapılan aşırılıklardır. Bazı Hı ristiyanlar Mesih hakkında aşırı giderek onu Allah'ın oğlu üçün üçüncüsü saydılar. Bazısı ise Allah Mesih 1b-ni Meryem'in ta kendisidir dediler.
Bir takım insanlar da ruhbanlar ve hahamlar hakkında aşırı giderek onları rab edindiler. Yüce Allah, ehli kitabın bu çirkin hareketlerini reddedip onları aşı rılıktan sakındırmak için şöyle buyurur.
110
"Ey kitap ehli! Dininiz hususunda aşın gitmeyin. Allah (cc) hakkında haktan başka şey söylemeyin." (Nisa Suresi, 171)
"De ki: Ey kitap ehli: dininiz hususunda aşırı git meyin. Hakkın dışına çıkmayın. Bundan önce sapıp, pek çok kişiyi saptıran kavmin isteklerine uyup da doğru yoldan sapmayın." (Maide Suresi, 77)
Yeryüzünde ilk ortaya çıkan şirk Nuh (as) kav minin şirkidir.
Bunu Buharinin İbni Abbas'tan ved, süva, yağus, yeuk gibi ilahlar hakkında rivayet ettiği hadisten anlı yoruz. Bu hadislerinde peygamber efendimiz şöyle bu yuruyor.
"Bunlar Nuh'un kavmindekî salih kişilerin isim leridir. Bunlar öldüklerinde, şeytan onlara bu zatların heykellerini oturdukları meclislere dikmelerini iğva et ti, onlar da heykelleri dikerek bu heykellere, o salihle-rin isimlerini verdiler. Onlar hayatta iken heykellere ibadet etmediler, ancak onlar öldükten sonra, geçmişi tamamen unutarak heykellere ibadet etmeye başladılar.
Bazı Selef alimleri: Salihler ölünce insanlar, önce onların kabirlerine sıkça gidip gelirler. Daha sonra hey kellerini yaparlar. Aradan zaman geçince de onlara iba det ederler.
Bütün bunlardan anlıyoruz ki bazı müslümanlar Salih ve Veli diye bildikleri özellikle, Kabri ve türbeleri olan kişiler hakkında aşırı gitmektedirler. Bu aşırılık, onları çeşitli şekillerde Allah'a ortak kılmaya götür mektedir. Onlar adına adak adamak, Kurban kesmek, onlardan yardım istemek, onlar adına yemin etmek bunlardan birkaçıdır. Aşırılıkta daha da ileri giderek büyük şirke dahi düşmektedirler. Zira bazı insanlar, kâinat kanunlarının dışında yaratılış itibarı ile bu kişi-
111
ıcnn Dır takım güç ve tesirleri olduklarına inanmakta dırlar. Ve hattâ bu gücün yalnızca bu ölülere ait oldu ğunu, yaratma hususunda Allaha ortak olduklarını id dia etmektedirler. Bu iddia gerçekten büyük bir günah, korkunç bir sapıklıktır.