"Kitap ehlinden ve müşriklerden inkar edenler kendilerine apaçık bir delil gelinceye kadar küfürlerinden ayrılacak değillerdi. Allah’tan gönderilmiş bir elçidir ki tertemiz sahifeleri okumaktadır." (Beyyine: 1-2)

İşte bu ayeti kerime, Rasulullah’ın gönderilip Kur’an’ı insanlara açıklamasından önce, insanların küfür ve şirkle vasıflandırıldığını açık bir şekilde ispat etmektedir.


İbni Kayyım (r.a) şöyle demiştir:

"İslam; Allah’ı birlemek, sadece O’na ibadet etmek, O’na hiçbir şeyi ortak koşmamak, Allah’a ve rasulüne iman etmek ve rasulün beraberinde getirdiklerine tabi olmaktır.

Bunları yerine getirmeyen kul müslüman değildir. Şayet bunları yerine getirmeyen kimse inatçı (yani bilerek inkar eden) kafir değilse cahil kafirdir.

Cahil grubuna giren bu kimseler hakka karşı inat etmemelerine rağmen cehaletleri sebebiyle küfre girdiler. Onların inat etmiyor olmaları kendilerini kafir olmaktan kurtarmadı.

Zira kafir olan kişi; gerek inat, gerek cehalet ve gerekse inat edenleri taklit etmek suretiyle yapmış olsun, Allah’ın tevhidini inkar eden ve rasulünü yalanlayan kişidir.

İnat edenleri taklit eden kişiler inat etmedikleri halde inat ehlini taklit etmeleri sebebiyle küfre girmişlerdir.

İslam dinine bağlı olmayan kişinin kafir olduğuna inanmak kula farzdır." (Tariku’l Hicreteyn 17. tabaka, s: 382)