Her Şeyin Rabb'i (Terbiye Eden, Besleyen, Rızık Veren) Allah'dır.

“Alemlerin Rabb'i (terbiye edip yetiştiri­cisi) Allah'a hamd olsun.” [1]
“O (Rabb) ki yeri sizin için döşek, göğü de bina yaptı. Gökten su indirdi, onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkardı. Öyleyse siz de, bile bile Allah'a eşler koşmayın.” [2]
“Rabb'i ona; 'İslam, ol' demişti. Alemle­rin Rabb'ine teslim oldum dedi.”[3]
“İbrahim demişti ki; “Rabb'im, bu şehri güvenli bir şehir yap, halkından Allah'a ve ahiret gününe inananları çeşitli ürünlerle besle” Rabb'i buyurdu ki; inkâr edeni dahi az bir süre geçindirir, sonra onu cehennem azabma (girmeğe ) zorlarım, ne kötü varıla­cak yerdir orası!” [4]
“Rabb'i onu güzel bir şekilde kabul bu­yurdu, onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi ve Zekeriyya'yı da o (nun bakımı) na memur et­ti. Zekeriyyâ, onun yanına, mabede her gir­diğinde yanında bir rızık bulurdu. Ey Mer­yem, bu sana nereden? derdi. (O da): 'Bu Allah tarafından' derdi. Zira Allah, dilediği­ne hesapsız rızık verir.”[5]
“De ki: Allah, her şeyin Rabb'i iken ben O'ndan başka Rabb mı arayayım? Herkesin kazandığı yalnız kendisine aittir. Kendi (gü­nah) yükünü taşıyan hiç kimse, bir başkası­nın (günah) yükünü taşımaz. Sonra dönü­şünüz Rabb'inizedir. (O) ayrılığa düştüğünüz gerçeği size haber verecektir.”[6]
“De ki: Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da O kulaklara ve göz­lere kim sahiptir (onları yaratıp yöneten kimdir) ölüden diriyi, diriden ölüyü kim çı­karıyor? (Yaratma) işini kim düzenleyip yönetiyor? “Alİah” diyecekler o halde O'nun azabından korunmuyor musunuz? İşte ger­çek Rabb'iniz Allah budur. Gerçekten sonra sapıklıktan başka ne var? Öyleyse nasıl (hak'tan sapıklığa) çevriliyorsunuz.”[7]
“…Babacığım, dedi, işte bu önceden (gördüğüm) rü'yanın yorumudur. Rabb'im onu gerçek yaptı, bana iyilik etti, zira şey­tan benimle kardeşlerim arasına fitne sok­tuktan sonra O' beni zindandan çıkardı, si­zi de çölden getirdi. Gerçekten Rabb'im dile­diği şeyi, çok ince düzenler. O, (her tedbiri) bilen, her şeyi yerli yerince yapandır.”[8]
“Rabb'imiz, ben çocuklarımdan bazısı­nı, senin Beyt-i Haram (Haram Ev) inin ya­nında, ekinsiz bir vadiye yerleştirdim. Rab'imiz, namazı kılsınlar diye (böyle yap­tım). Artık sende insanlardan bir takım gö­nülleri, onları sever, (Onlara koşar) yap ve onları çeşitli meyvalarla besle ki ( sana) şükretsinler.” [9]
“Size ulaşan her nimet Allah'tandır. Son­ra size bir sıkıntı dokunduğu zaman da yal­nız O'na yalvarırsınız. Sonra sizden o sıkın­tıyı açıp (kaldır) dığı zaman içinizden bir grup, derhal Rabb'lerine ortak koşarlar.” [10]
“Rabb'in dilediğine rızkı açar (bol bol, verir dilediğine) kısar, çünkü o kullarının halini haber alır, görür.”[11]
“(Ey insanlar), Rabb'iniz O'dur ki nime­tinden (payınızı) aramanız için gemileri de­nizde yürütür. Doğrusu O, size karşı çok merhametlidir.”[12]
“(Fir'avn): Rabb'iniz kim ey Musa? dedi. (Mûsâ): Rabb'imiz her şeye yaratılışını (var­lığım ve biçimini) verip, sonra onu doğru yo­la ileten (yaratılış gayesine uygun yola yö­nelten) dir. Dedi.” [13]
“Onlar benim düşmanımdır. Yalnız alemlerin Rabb'i (benim dostumdur). Beni yaratan ve bana yol gösteren O'dur. Bana yediren ve içiren O'dur. Hastalandığım za­man bana şifa veren O'dur. Beni öldürecek, sonra diriltecek O'dur. Ceza günü hatamı bağışlayacağını umduğum da O'dur. Rabb'im, bana hüküm (yüksek bilgi, olgun hare­ket) ver, ve beni salihler