KALPTEN RABB’E GİDEN YOL

Yaratılışındaki hikmet gereği insan, hedefe ulaşma gayretiyle istediklerini elde edebilir. Allah (c.c.) ile dostluk kurmak isteyen bir insanın sahip olması gereken vicdanında mayalayacağı ‘hakikat aşkı’ dır. Hakikat aşkıyla ruhunu kanatlandıran insan,

Mutlak hakikat olan Allah’a ulaşma sürecine girmiş demektir. Fakat bunun için Allah’ı buldurucu aklıyla birlikte bu yolda söz sahibi rehber ve vasıtalardan yararlanmalıdır. Bu rehber ve vasıta kalbe inen bir ilham, arkasında yürünen bir insan, aydınlatıcı tayflarıyla gözlerimize fer, gönlümüze ferahlık veren bir kitap olabilir.


Sahip olduğu rehber ve vasıtalarla Allah’ı bulan bir insan O’nunla yaknlık kurmak, konuşmak ister. "Kişi, tanıdığını sever, tanımadığına düşman olur." sözüyle anlatılmak istenen sır gereği, O’nu bilme ve tanıma yollarında dolaşır-durur. O’nun bilgisiyle dolar. O’na dair herşeyi öğrenme arzusuyla Kur’an okur. Bu okuyuşlar O’na olan sevgisini bir kat daha arttıracaktır. Çünkü bu şekilde kişi O’nunla konuşmuş, sevgisini O’nu anarak ortaya koymuş olur.

Yaradılana bakarak Yaradan’ı düşünen, O’nunla dostluk kurmak, O’na dost olma makamına ermek isteyen insan, samimiyetini ibadetle; huzuruna varıp alnını yere koymakla, el açıp dua dua yalvarmakla gösterebilir. Allah’ı seven insan, sevdiğinin yolunda isbat-ı vücud etmekle O’na yakınlaşabilir.

Duyurduklarıyla coşarak, buyurduklarıyla koşarak, vicdanında ürperti hasıl eden dalgalanmaları aşarak sevgisini, dostluğunu ifade edebilir. Bu süreçte, Allah’tan ve O’ndan gelenlere razı olması şarttır. Yani imanının iki güçlü kalesi olan sabır ve şükür davalarından ödün vermeden, hakikat aşkıyla başlayan yolculukta, Allah’ı bulma, tanıma, sevme, dostluk kurmaya kadar sabır ve şükür dengesini iyi ayarlamalıdır. Ancak bu dengenin sağlanmasıyla Allah’la dostluk kurulabilir
Alıntı