ALLAH KORKUSU
Ey iman edenler, Allah’tan korkun.Herkes, yarın için önden ne göndermiş olduğuna baksın.Allah’tan korkun.Çünkü Allah, ne yaparsanız hakkıyla haberdardır. (Hasr 18).
Rivayet edildiğine göre bir ara Hz.Davud (a.s.) mescidinde oturmuş Zebur okuyordu.O arada, yerde kızıl bir kurt gördü ve kendi kendine içinden şöyle söylendi:


– Allah, bu kurtu yaratmakla ne murad etmiş ola ki!..
Hz.Davud (a.s.)’ın bu küçümsemesi üzerine Allah, kudretiyle kurtu konuşturdu.fiöyle dedi:

– Ey Allah’ın Peygamberi!Allah bana öyle bir ilham verdi ki, gündüzleri her gün bin defa, ‘Allah’ı tesbih ve tenzih ederim, her türlü övgü O’na mahsustur. Kainatta tek tasarruf sahibi O’dur. O, yücelerin yücesidir!’ derim. Geceleri de, her gün bin defa, ‘Allah’ım Peygamberlerin güneşi Hz.Muhammed (s.a.v.)’e ve O’na tabi olanlara selamet ver!’ derim.De bakalım, ya sen neler söylersin ki senden istifade edeyim!
Bu sözler üzerine Hz. Davud (a.s.), içinden kurtu hakir gördüğüne pişman oldu.Allah’tan korktu.Hatasından döndü ve tevekkül etti...
İmam Ebulleys der ki:

– Yedinci kat Gök’te, Allah kendilerini yaratalıberi secde eden öyle melekler vardır ki; Allah korkusundan damarları titrer.Kıyamet günü olunca başlarını secdeden kaldırarak şöyle derler:

– Ey Rabbimiz, seni tenzih ederiz.Kulluk vazifemizi hakkıyla yapamadık...
Allah’ın şu ayeti bu gerçeğe işaret eder:
“Kendilerine her surette hakim olanRablerinden korkarak, ne emrolunulursa onu yaparlar” (Nahl 50).
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de buyurur ki:

– Allah korkusundan kişinin vücudu ürperdiği zaman -ağaçtan yaprakların dökülmesi gibi- günahları dökülür.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle dua ederdi:

– Allah’ım, bana, ölmeden önce senin korkundan ağlayan iki göz ver!
Günahıma ağlamaz mı gözlerim
Bilmem, gitti elimden ömrüm...
Gene Peygamber Efendimiz (s.a.v.)den nakledilen bir haber şu şekildedir:

– Hiçbir imanlı kişi yoktur ki; sırf Allah korkusu sebebiyle gözünden sinek başı kadar yaş çıksın ve bu yaş sıcak yanağını ıslasın da o kimseye cehennem ateşi değsin!
ZEHEHÜR-RİYAZ’da şöyle bir haber vardır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)den nakledilir:

– Cennetlik kişiler cennete girdikleri zaman melekler onları çeşit çeşit yemekler, rengarenk meyveler, güzel oturaklar ve yataklar, hülasa akla gelebilecek her türlü nimetlerle karşılarlar.Bununla beraber, bu cennetlik kişilerin halinde bir durgunluk, yüzlerinde bir hayret emaresi hissedilir.Bunun üzerine Alah buyurur ki:

–Ey kullarım bu durgunluk ve hayret niye? Burası böyle şey yeri mi ki?Cennetlik kullar derler ki:

– Bize bir vaad vardı. Onun vakti geldi!
Allah (c.c.) meleklere emreder:

– Yüzlerden perdeleri kaldırın!
Fakat melekler derler ki:

– Ey Rabbimiz, onlar senin cemalini nasıl görebilirler! Onlar dünyada sana isyan etmişlerdi.
Allah buyurur:

– Kaldırın perdeleri! Onlar dünyada benim gösterdiğim ahlak esaslarına uydular, secdeler ettiler, bana kavuşmak arzusu ile gözyaşı döktüler.
Bunun üzerine pardeler kaldırılır. Cennetlik kişiler Cemal-i İlahi’yi görünce secdeye kapanırlar.
Allah buyurur ki:

– Ey kullarım!Başınızı secdeden kaldırın!Burası ibadet yeri değil, izzet-ü ikram yeridir.
Sonra, keyfiyetsiz olarak onlara tecelli eder ve sevince gark olmaları için:

– Selam size ey kullarım; Ben sizden razıyım.Siz de benden razı mısınız? der.
Onlar da:

– Ey Rabbimiz, biz senden niye razı olmayalım ki...Sen bize, hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir kimsenin hatırına gelmeyen nimetler verdin! derler.
İşte Allah’ın şu iki ayeti bu gerçeğe delalet eder:

“Onların Rableri yanında mükafatları, altlarında ırmaklar akan ADN CENNETLERİ’dir. Hepsi de orada ebedi, devamlı kalacaklardır.Allan bunlardan razı olmuştur.Bunlar da Allah’tan razı olmuşlardır.İşte bu mutluluk Rabbinden korkanlara mahsustur. (Beyyine 8).
“Bu da çok merhametli Rablerinden bir selamdır. (Yasin 58).